Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

Siyaset bu ülkede bir başka hamurla yoğruluyor. Bırakın yapılan hataları kabul etmeyi; kendisinde en ufak bir leke görmeden bir siyasetçi ülkesini çok rahat biçimde uçurumun kenarına götürmeyi başarıyor. İşin en kötü yanı kendi söylediğine kendisi acayip inanıyor, biraz tereddüte düştüğünde ise yanındaki yalakalar gereken sağlamayı ve garantiyi verip siyaset erkinin doğruyu görmesine elinden geldiğince engel oluyor. Böylece hem yalaka soytarılar çok mutlu oluyor. Hem zatı muhterem ; “zaten ben hata yapmam ama bir an sanki kafam karıştı” moduna giriyor.

Sanmayın ki bu matematik sadece iktidar için söz konusu. Muhalefet de en az iktidar kadar kendini sanal rüyalara ve narsist hayallere kaptırmış durumda. Örneğin “Reis” adıyla anılan başkan. “Dolarımız yok ama Allah’ımız var” biçiminde ekonominin temellerini, iktisadın bütün temel ilkelerini kökünden sarsacak düzeyde “fani dünya-ahiret” işlerini birbirine karıştırarak halkını ikna etti, ediyor. Az kaldı. Dolar 10 lira olsa bile “Allah Reisimizi başımızdan eksik etmesin” diyecek en az yüzde 50 bu ülkede hali hazır bekliyor.

Örneğin Amerika’nın Allah’ı yok ama 20 trilyon dolar gayri safi milli hasılası var, Çin’in Buda’dan başka gözünün gördüğü başka hiçbir ulvi değer yok (Pagan şerefsizler) ama 14 trilyon dolarlık bir servete hükmediyor. Hele hele Apple diye terbiyesiz bir şirket var tek başına değeri 1 trilyon dolar. Bu firmanın ne Allah’ı, ne kitabı, ne de peygamberi var ama elini sallasa 1 trilyon dolar hazır. Senin incir, üzüm, fındık dahil; turizm, sanayi, ticaret dahil toplam ihracatın yani dolar girişin ıkına sıkına 160 milyar dolar. Yani bir Apple 6 taneden fazla Türkiye ediyor. “Eyyyy Almanya…!”. Adamlar Nazi, Allah’ları yok. Sadece Mercedes’in yıllık ihracatı 200 milyar doları buluyor. 4 trilyon dolarlık hasılaları var. Ama olsun onların Allah’ı yok ya. Bize ne. Kahrolup gitsinler yani…

Şaka bir yana; elbette emperyalist ülkeler çıkarları gerektiğinde seni sıkıştıracaklar, elbette istedikleri politikaları uygulamaya koymazsan sana dünyayı dar edecekler. Ancak; Suriye ile küs, Mısır ile küs, İsrail’e her gün hakaret, Irak ile koptu kopacak, İran ile hayatta karşılıklı güven yok, AB ülkelerinin hepsiyle kavgalısın “Eyyy Hollanda…!”, “Eyyy Avusturya…!” daha dün gibi herkesin aklında, ABD ile bir küs bir barışık, Rusya ile ne yaptığın belli değil, Yunanistan ile bir gün oturup konuşmamışsın. İyi olduğun iki önemli! Grup var bir biri Hamas diğeri Müslüman Kardeşler. Ha Sudan’daki uluslararası katil Ömer El Beşir’i unuttum. Tek başına Avrupa ülkelerinin tümünden fazla yolsuzluk iddiasına imza atmışsın (Her zaman söylüyorum bir kez daha söyleyeceğim. CHP Genel Başkanı Yardımcısı Aykut Erdoğdu’ya göre 16 yılda Türkiye’de yapılan yolsuzluk miktarı 1 trilyon dolar) , 16 senedir üretim adına ülkede hatırı sayılır bir çivi çakmamışsın, borç alıp betona gömmüşsün. Peki yazın yediğimiz bu hurmalar bugün bizi rahatsız etmeyecek miydi yani. Hepsi bu muydu. Bütün numaranız buraya kadar mıydı…

Peki iktidar cephesi bu. Ya muhalefet. Bu yaptıklarını fitil fitil “Reis” dahil iktidar cenahından getirmesi gereken CHP. Atatürk’ün emanetçileri, İsmet Paşa’nın torunları (Bu ülkede namuslular namussuzlar kadar cesaret sahibi olmalıdır sözleri unutuldu mu), Cumhuriyetin yorulmaz bekçileri. Her fırsatta mızıkçılık yapan, “bana ne, bana ne işte benim yönetimime karışmasınlar” diye burun kıvırıp kendi iç iktidarının koltuklarına sımsıkı yapışan, “bölünürse bölünsün” deyip kalan bir parçasıyla yetineceğini her fırsatta tabanının gözüne sokan CHP yönetimi.

Bakın 8 yıllık genel başkanlığı döneminde en az 113 genel başkan yardımcısıyla çalışan; Önder Sav, Emine Ülker Tarhan, Süheyl Batum, Hakkı Süha Okay,  Gürsel Tekin, Nihat Matkap, Murat Karayalçın, Adnan Keskin, Gökhan Günaydın, Umut Oran, Selin Sayek Böke,  gibi isimlerin de bulunduğu partinin devlerini bir kalemde silip atan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, son değişiklikle 10’uncu kez parti vitrinini değiştirdi. Sıkın dişinizi kurtuluşa az kaldı. Bu kadar deneme-yanılma ile doğruyu bulamayacak siyasetçi var mı yahu…

Yani bu yönetim sayın Kılıçdaroğlu’nun ; 22-23 Mayıs 2010'da yapılan ve genel başkanlığa ilk kez seçildiği 33. Olağan Kurultay'dan bu yana çalışacağı 10'uncu yönetim kurulu olacak. Sayın Kılıçdaroğlu 8 yılda 320 Parti Meclisi üyesi ile de çalıştı. Dile kolay tam 320 deve dişi gibi partili. Nerede peki bunlar; yok. Partinin durumu ne;  yüzde 22’ye demir atmış. Değişim olmazsa umut var mı; ortak kelam partinin bir değişime gitmeden yerel seçimlerde başarı kazanması zor hatta imkansız. Peki dinleyen var mı, parti büyükleri cenahından anlayan var mı. Ne yazık ki yine yok. Bu “Ahmet gitsin, Mehmet gelsin” kavgasından çok daha önemli bir sorun. Bir iktidar ve sistemi değiştiren ülkenin burnunu çamura sokan bir siyaset devi kendi enkazının altında kalmak üzere.  Peki bu enkazdan yepyeni bir ülke çıkaracak hazır bir irade var mı. Ne yazık ki yok.

Doları kim çıkardı, ülkeyi kim batırdı, partiyi kim çökertti, Atatürk’ün hatırasına kimler ihanet etti…?

Boş verin; siz bakmayın bütün bunları yazdığıma. Dayanın arkanıza; “Dolsa ne olur dolmasa ne olur” diyerek dalga geçtiğiniz doların sizin ipinizi çekmeye az bir zamanı kaldı. Ama olsun; siz siz olun iktidarınızdan ve ana muhalefetinizden sakın vazgeçmeyin. Bir gürültü mü geldi, bir şey mi çöküyor, çatırtı mı kopuyor…?

“Sıkmayın canınızı…Kedidir o…!”

Bu yazı toplam 239 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »