Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

Aslında yenilikçi hareket yani AKP’nin kuruluşunda Recep Tayyip Erdoğan’dan çok ABD yanlısı görünen ve dünyadaki tüm Yahudi örgütlenmelerine göz kırpan isim eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’dür. Aslında Sayın Gül’ün eğitim gördüğü çok önemli bir kurum vardır ki Türkiye’nin başına herhangi bir şekilde getirilecek veya yönetimde söz sahibi edilecek her isim aynı kapıdan geçmiştir. Bu kapı ‘Exeter Üniversitesi’dir”-(“Türkiye Nereye” adlı kitap- Fatih Ertürk-Sayfa 81- Yenilikçi Hareket yani AKP’nin asıl kurucu beyni Abdullah Gül-Halk Kitabevi).

Tarih 7 Mayıs 2000. Bizden biri gibi görülen, bilinen ve tanınan yabancı bir yazar var (bilgi ve birikimini kimler adına ve nereyle paylaştığı konusu biraz tartışılır). Andrew Mango. Dönemin Londra Üniversitesi Doğu Dilleri Öğretim Üyesi Mango Aydınlık gazetesine bir demeç veriyor. Soru ve yanıtları şöyle;

Aydınlık: “Türkiye’de ılımlı İslam’ın liderleri kim?”

Andrew Mango: “Amerika ılımlı İslam lideri diye tanınan kişileri izliyor ve sicillerine bakıyor”.

Aydınlık: “Kim onlar?”

Andrew Mango: “Abdullah Gül’ü izliyorlar. Dışarıda epeyce mesaj verdi. İngiltere’ye geldi. Amerika’ya geldi. Mesajlarını verdi. Mesela Londra’da gördük onu”.

Aydınlık: “Nasıl mesajlar verdi?”

Andrew Mango: “Abdullah Gül; ‘Demokratız Avrupa’dan yanayız. Tek isteğimiz zaten sizin kabul ettiğiniz özgürlüklerin bize de gelmesi. Değerlerimiz aynıdır dedi”-(“Türkiye Nereye” kitabı-Fatih Ertürk-Sayfa 82- Yenilikçi Hareket yani AKP’nin asıl kurucu beyni Abdullah Gül-Halk Kitabevi)

Amerika 1 Ekim 1994’te Necmettin Erbakan’ı Amerika’ya çağırdı. Ancak burada Erbakan’a ve yanındaki ekibe sorulan sorular daha çok dönemin İstanbul Büyükşehir belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili oldu. Buna Refah partiyi yöneticiler hem bozulmuş hem de içerlemişti…Amerikalı’ların aklındaki ve bizzat söyledikleri iki isim vardı; Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan. Bu gezide Erbakan’ın sağ kolu durumunda olan yine Amerikalıların göz bebeği olarak davrandığı Abdullah Gül hep ilk sıralarda ama deyim yerindeyse Erbakan’a karşı bir ‘Brütüs’ gibiydi. AKP’nin kuruluş yıllarında Amerika ve İsrail’in ve özellikle Amerika’da bulunan dünyadaki tüm devletlere aşağı yukarı sözü geçen kuruluşların ilişki kurdukları iki isim vardı; birincisi Abdullah Gül ikincisi Recep Tayyip Erdoğan”-(“Türkiye Nereye” kitabı/Fatih Ertürk/Halk Kitabevi)

ABD yönetiminin dışında dünya finans ve medya ayağı olan bu kuruluşun başkanı Abraham Foxman birkaç gündür İstanbul’daydı. Foxman Erdoğan’la görüşmek istiyor ancak bununla ilgili sıkıntılar yaşıyordu. Devreye tanıdık bir isim girdi; Abdullah Gül. Gül ADL’nin önemini bakanlık günlerinden bildiği için hemen Tayyip Erdoğan’ı aramış Foxman’la görüşmenin önemini anlatmıştı. Ancak Erdoğan;‘Abdullah bey bu insanların ehemmiyetini biliyorum. Ancak görüşme ya basına sızar ve duyulursa ben ne yaparım. Hocanın taifesi beni ruhumu şeytana satmakla suçlamaz mı’ şeklinde konuştu. ADL için Erdoğan nezdinde arabuluculuk yapan Abdullah Gül’ün yanıtı ise daha ilgi çekiciydi. Konuşma şöyle devam etti. Abdullah Gül ısrarcıydı;

‘Doğru böyle risk var ama görüşme gizli tutulur. Çok çok duyulursa yalanlar kabul etmeyiz. Bu buluşma dışarıya vereceği mesajlar açısından son derece önemli’

Tayyip Erdoğan: ‘Evet ama açıkçası yanlış yorumlanır diye ürküyorum. Adamlar hala İstanbul’da mı’

Abdullah Gül: ‘Evet haber bekliyor’

Tayyip Erdoğan: ‘Tamam o zaman görüşelim ama çok gizli tutmalıyız. Ayrıca merak ediyorum bu insanlar neden ısrarla görüşmek istiyor’ “-Sabahattin Önkibar-17 Temmuz 2001-STAR gazetesi

Yani işin aslı şu; Recep Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül arasındaki kavga “Linç Kararnamesi” yüzünden çıkan tartışmadan kimse bir şey beklemesin. Bu ikilinin ve özellikle Abdullah Gül’ün geçmiş karnesi şimdi acımasızca eleştirilen Erdoğan’dan çok daha kötüdür. Batının, özellikle Amerika ve İngiltere’nin FETÖ belasından sonraya devreye sokmaya çalıştığı ikinci ana faktör Abdullah Gül’dür. Bugün için bana iki isimden hangisi daha Milli diye sorarsanız cevabım diğerine göre Erdoğan olacaktır.

Ve bana göre bu kavga “kayıkçı kavgası”’dır. Erdoğan’ın Gül’e yönelik şu sözleri son derece önemli;

“Tabi bizi asıl üzüntüye sevk eden ise, böyle bir zatla, böyle bir partiyle aynı istikamette güya siyaset yapanları görüyor olmamızdır. Türkiye yanarken, İslam dünyası yanarken, insanlık inim inim inlerken sesleri solukları çıkmayan, en küçük bir aksiyonlarını görmediğimiz kişiler bir anda sahaya inmeye, konuşmaya başladılar. Hayırdır? Bir anda bu hız, bu heves nereden çıktı? Biz milletimizle olan muhabbetimizi derinleştirirken bu bozgunculuk merakı nedir?. En büyük hakem millettir. Bu konuyu daha fazla deşmek, büyütmek, üzerinde konuşmak istemiyorum. Bu konuda nihai kararı milletimiz verecektir.”

Hani “Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık Atlantik ötesinin yağmurlarında” şarkısı var. Bu nakarat bugün aynen geçerlidir. Erdoğan; Abdullah Gül ile ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “Fırsat bulursak başkanlık için destekleyelim” mealine gelecek sözlerinden işkillenip başına iş açacak bir belayı şimdiden def etmenin derdinde.

Gerisi laf-ı güzaf….

Bu yazı toplam 486 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »