Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

Seçimler aslında Türkiye’de yaşayan herkesin yaşama bakışı, inanç sistemi ve ideolojisi ile ilgili bir büyük ankettir. Toplumda yaşayan tüm kesimler verdikleri oyla ve destekledikleri partilerle aynı zamanda nasıl bir toplumda yaşamak istediklerine dair ipuçları taşır. Bu seçimlerin anlamı ve önemi nasıl bir Türkiye’de yaşamak istediğimizle doğrudan bağlantılıdır. Yapılan her araştırmayı ve satır aralarını dikkatle izlemek çocuklarımıza nasıl bir Türkiye bırakacağımızı bize açık ve net olarak gösterir.

Seçmen araştırma ve anket kurumu KONDA, 24 Haziran’da gerçekleşen milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair kapsamlı raporunu açıkladı. Her satırında ülkedeki seçmen tavır ve davranışlarının nasıl ortaya çıktığını değerlendiren bu araştırma son derece önemli. 100 sayfalık raporda, en önemli başlık ise “Seçimin bir kez daha kutuplaşmanın ve kimlik siyasetlerine sıkışmanın teyidi olduğu” olduğu biçimindeydi. Yani bu seçimler öyle iddia edildiği gibi ülkede birliği, beraberliği, birlikte yaşama arzusunu ortaya koymadı. Tam tersine sandığa giden seçmen kitlelerin aslında bir ötekisiyle ne kadar ayrıştığını, ne kadar kutuplaştığını ve ne kadar “ötekileştiğini” bize anlattı.

Eskiden Türkiye’de “mahalleler” sözcüğü bölünmenin ve farklılaşmanın bir unsuru olarak bize anlatılırdı. Şimdi ise bu gitti ve yerine “kutuplaşmalar ve kamplaşmalar” gibi daha çoğulcu daha kalabalık bir sözcük geldi. Raporda uzmanlar Türkiye’yi 3 farklı seçim bölgesine ayırmış; “Batı sahilleri, Orta Anadolu-Karadeniz, Güneydoğu-Doğu Anadolu”. Aslında bu bölgeler partiler için de bir seçim arenası olmuş. Şöyle; “Batı Sahilleri CHP, Orta Anadolu-Karadeniz AKP, Güneydoğu-Doğu Anadolu HDP” etkisine girmiş ve böyle biçimlenmiş. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta; bu sadece seçmen tercihinin bölgelere göre dağılım değil aynı zamanda “sosyolojik anlamda bir arada yaşamak isteyen-istemeyen” insanların da dağılımını da gösteriyor gibi.

Yani; rapora göre; “Birinci coğrafya CHP’nin var olduğu iller kentleşmiş, metropolleşmiş, kentli gündelik pratiklerin ve modern hayat tarzının ağırlıklı olduğu, ekonomik bakımdan gelişmişlik seviyesi ülke ortalamasından yukarıda olan iller. İkinci coğrafya Ak Parti’nin hakim ya da ağırlıklı olduğu, MHP ve İyi Parti’nin de var olabildiği, muhafazakâr hayat tarzının ağırlıklı olduğu, ekonomik gelişmişlik bakımından ülke ortalaması dolayında olan iller. Üçüncü coğrafya ise HDP’nin hakim olduğu, ülkenin ekonomik gelişmişlik seviyesine kıyasla hâlâ geride olan ama aynı zamanda kimlik meselesinin önde olduğu coğrafya.”

Aslında raporun değerlendirmelerin sürdüğü diğer bölümlerde yapılan saptama insanın içini daha çok ürperten ve rahatsız eden bir yapıda devam ediyor. Yani Türkiye’de bu kutuplaşma ve kamplaşmanın kalıcı olup olmadığını sorgulayan sözcükler. Raporda bu duruma şöyle değiniliyor; “Oy oranları değişiyor gibi görünse de partilerin yerleştikleri toplumsal taban çok da değişmiyor”. Aslında bu saptama sadece geçmiş seçimle ilgili değil, önümüzdeki dönemin nasıl olacağına dair bazı öngörülerde de bulunuyor.

AKP’nin ayrıştırıcı ve ötekileştirici tavrıyla ilgili bu raporda net tanımlamalarda bulunulmuyor. Aksine; “Ak Parti’nin tüm siyasal ve toplumsal kutuplaşmalara karşın hâlâ bir kitle partisi olduğunun da altı çizilmelidir” denilerek toplumun siyasal ve toplumsal kutuplaşmalara karşı ne yazık ki hala AKP’de çare aradığı biçiminde bir yargıya yer veriliyor.

Raporda diğer partilerle ilgili saptamalar da şöyle;

“CHP’nin daha önceki seçimlerde de gözlenen bölgesel sıkışmışlığının devam ettiği görülmektedir. CHP batı bölgelerinde seçmen ağırlığından fazla oy alırken doğu bölgelerinde seçmen oranlarına kıyasla oldukça düşük oy almaktadır.

HDP ise CHP ile benzer biçimde bölgesel sıkışmışlığını sürdürmekte ve Güneydoğu, Ortadoğu ve Kuzeydoğu Anadolu bölgelerinden toplam oyunun yüzde 45’ini almaktadır. Yine Kürt seçmenlerin göçlerle yoğunlaştıkları İstanbul ve Akdeniz bölgesi de HDP’nin oyunun yüzde 30’unu oluşturmaktadır.

MHP oyları Akdeniz, Batı Anadolu, Orta Anadolu, Batı Karadeniz bölgelerinde seçmen dağılımından daha yoğun, buna karşılık İstanbul, Batı Marmara, Ege ve Güneydoğu’da daha düşük oy almaktadır.

İyi Parti Ege, Akdeniz, Doğu ve Batı Marmara bölgelerinde seçmen dağılımına kıyasla daha yüksek oy almıştır.  MHP ve İyi Parti’nin bölgesel oy kombinasyonuna bakıldığında Güneydoğu ve Ortadoğu bölgelerinde beraberce çok düşük oldukları buna karşılık diğer bölgelerde birbirlerini bütünledikleri ya da birbirilerinin yerine oy aldıkları söylenebilir”.

Peki bütün bunlar ne anlama geliyor derseniz. Tablo açık ve net.

Türkiye son 16 yılda AKP’nin izlediği “ötekileştirici” politikalar yüzünden birbirinden kopuk kitle ve kesimlerle karşı karşıya. Kaygılarımız, umutlarımız, rüyalarımız, yaşam biçimlerimiz artık aynı değil. İnandıklarımız, bizi var eden yaşamsal değerlerimiz, kültürlerimiz ve geleceğe yönelik beklentilerimiz artık birbirine çok fazla benzemez durumda.

Bu kadar eksiklik ve yanlışlıktan gelecek kuşaklar için nasıl bir birlikte yaşama alışkanlığı ve geleneği oluşturacağız çok emin değilim.

Endişeliyim, kaygılıyım ve tereddütlerim var….!

Bu yazı toplam 500 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »