Özgür Bey mi, Kemal Bey mi... CHP’nin patronu kim?

Kılıçdaroğlu dün akşam TV100 ekranındaydı. Uzun söyleşiyi dikkatli takip ettim. Hem açık hem de üstü kapalı mesajlar verdi…

Hemen şunu belirteyim. Özgür Özel ve ekibini paralel yapı ilan etti. CHP böyle gitmez diyerek partiden atacağı sinyalini verdi.

Sabrettiğini, bir süre daha bekleyeceğini söyledi. Ama aynı zamanda Özgür Bey partide kalmalı. Ayrılıp parti kurarsa CHP’yi böler; ‘bu Erdoğan’a hizmet eder’ diyerek teflon tava politikasına başvurdu.

Yani, mahkeme kararıyla genel başkan koltuğuna oturmasının normal olduğunu, kabul etmeyenlerin, ayrılmaya kalkanların partiyi bölerek Erdoğan’ın ekmeğine yağ süreceğini iddia etti…

Erdoğan CHP’nin güçlü olmasını istemezmiş!...

Bu sebeple kendisinin üç yıl sonra o koltuğa oturtulduğunun farkında değil galiba!..

İstediği şu; Özel partide kalsın ama bana bağlı olsun…

Şu notu da düşeyim; bir milletvekilinden örnek vererek ‘bunları Meclis’te tutmayacağım’ dedi. Dikkatinizi çekerim partide değil, Meclis’te tutmamaktan söz etti.

Bu sözünün anlamı şu: İlk seçimde milletvekili listelerini kendi hazırlayacak. Yani seçimde partinin başında kendisinin olacağını ima etti…

Bir de CHP’nin sahipliği, CHP sevgisi ortaya atıldı. Meclis’e gidip grup toplantısı yapmayarak fedakarlık yaptığını söyledi. Fedakarlığını bir öyküyle anlattı.

Anlattığı öykü şöyle…

“İki kadın aynı evde yaşar. İkisinin de bebeği vardır. Gece kadınlardan birinin bebeği ölür. Ölen kadının annesi gizlice bebekleri değiştirir. Ölen bebeği diğer annenin yayına bırakır, onun bebeğini alır. Aralarında bebek benim tartışması çıkar. İkisi de yaşayan bebeğin kendisine ait olduğunu iddia eder. Sonunda kral Süleyman’ın huzuruna çıkarlar. Sorunu çözmesini isterler…

Kral bir kılıç getirilmesini bebeğin ortadan ikiye bölünerek yarısını bir kadına öteki yarısını diğer kadına verilmesini ister. Gerçek anne razı olmaz; ‘bebek yaşasın öbür kadına verin der’ Kral Süleyman gerçek annenin bu fedakarlığı yapan kadın olduğuna hükmeder. “

Bertolt Brecht’in aynı hikayeyi Kafkas Tebeşir Dairesi tiyatro oyununda farklı anlatır, farklı yorumlar:

“Kaçmak zorunda kalan zengin bir valinin eşi geride bebeğini bırakır. Bebek hizmetçi tarafından korunur, bütün zorluklara katlanarak büyütülür. Yıllar sonra valinin eşi çocuğu isteyince konu yargıca gider…

Yargıç yere tebeşir dairesi çizer. Çocuğu tam ortasına yerleştirir. Çocuğu kim dairenin dışına çekerse gerçek anne odur der. Biyolojik anne hızla çeker. Hizmetçi kadın çekmeyi reddeder. Yargıç çocuğu sevenin doğuran değil, büyütüp emek verenin olduğunu söyler. Ve bebeği hizmetçi kadına verir.”

(Bilgi veren küçük bir not. Brecht’in Kafkas tebeşir Dairesi adlı oyununu Can Yücel Türkçeye kazandırdı. Mehmet Ulusoy sahneye koydu. Başrolde Genco Erkal ve Zeliha Berksoy vardı. 1979 yılında izleyen şanslı kişilerdendim.)

Kemal Bey 13 yıl genel başkanlık yaptığı için birinci hikayedeki gibi fedakarlık yaptım çünkü gerçek patron benim diyor…

Ama Özgür Bey de partiyi büyüten, emek veren yüzde 37 seviyesine getiren benim diyerek fiili başkanlığını sürdürüyor.

Peki hukuken kim?

Özel’in elinde YSK’nın verdiği mazbata var…

Kılıçdaroğlu’nun elinde istinaf mahkemesinin tedbirli mutlak butlan kararı var…

Hangisi geçerli. Bundan sonra hangisi geçerli olacak?

Anayasa YSK’nin verdiği karar son karardır. Anayasa Mahkemesi’ne bile gidilmez diyor ama!...

Peki CHP tabanında, halkın gönlünde hangisi genel başkan Özel mi Kılıçdaroğlu mu?

Gördüğüm kadarıyla her gitti kente Özel’in arkasında on binler var, kadınlar var, emekliler var, işsizler var, yoksullar var…

Kılıçdaroğlu’nun arkasında atadığı genel başkan yardımcıları var…

CHP Mutlak butlan Kemal Kılıçdaroğlu Özgür Özel