Okullarda şiddet ve zorbalık önlenebilir mi?
“Okullarda güvenli ve barışçıl bir okul ikliminin oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Öğrencilerin sosyal, sportif ve kültürel etkinliklere yönlendirilmesi, olumlu rol modellerin desteklenmesi ve okul içindeki tüm bireylerin eşit değerde görülmesi şiddetin azaltılmasına katkı sağlayabilmektedir.”
Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurten SARGIN ile okullardaki şiddeti ve zorbalığı konuştuk.

Şiddet ve zorbalığın tanımı nedir, Örneklerle açıklayabilir misiniz?
Habil ile Kabil’den günümüze kadar geçen süreç incelendiğinde, insanlık tarihinde şiddet davranışlarının tamamen ortadan kalkmadığı, aksine toplumsal yaşamın karmaşıklaşmasıyla birlikte farklı biçimlerde varlığını sürdürdüğü görülmektedir. Günümüzde şiddet, yalnızca bireyler arası ilişkilerde değil, toplumsal yaşamın hemen her alanında ve farklı kurumlarda kendini göstermektedir. Bu durum, şiddetin zaman zaman sıradanlaştırılmasına ve toplumsal yaşamın bir parçası olarak algılanmasına neden olabilmektedir.
Şiddetin görüldüğü kurumlardan biri de eğitim kurumlarıdır. Dünya genelinde yaşanan olaylar incelendiğinde okul ortamlarında meydana gelen şiddet olaylarının ciddi boyutlara ulaştığı görülmektedir. Örneğin, 14 Aralık 2012 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Connecticut eyaletinde bulunan bir ilkokulda gerçekleştirilen silahlı saldırıda en az 27 kişi yaşamını yitirmiştir. Benzer şekilde, 11 Şubat 2026 tarihinde Kanada’nın British Columbia eyaletinde bir okul ve bir evde düzenlenen silahlı saldırı sonucunda 10 kişi hayatını kaybetmiş, 27 kişi yaralanmıştır. Yine 19 Nisan 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Iowa Üniversitesi’nde meydana gelen silahlı saldırı olayı kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştır. 2025 yılının Şubat ayında İsveç’in Örebro kentindeki Campus Risbergska eğitim kurumunda gerçekleşen saldırıda 10 kişi yaşamını yitirirken 6 kişi yaralanmıştır. Aynı yılın Haziran ayında Avusturya’nın Graz kentinde bulunan bir lisede meydana gelen silahlı saldırıda ise 10 kişi hayatını kaybetmiş ve çok sayıda kişi yaralanmıştır. Ayrıca 6 Şubat 2026 tarihinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan İdrak Lisesi’nde yaşanan silahlı olay da eğitim kurumlarında güvenlik konusunun önemini bir kez daha gündeme getirmiştir.
Türkiye’de de benzer şekilde okullardan gelen haberler incelendiğinde başarı hikâyelerinden çok şiddet ve zorbalık olaylarının gündeme geldiği görülmektedir. Son yıllarda farklı illerde okul çağındaki çocukların şiddet davranışlarına yöneldiği ve çeşitli zorbalık davranışları sergilediği dikkat çekmektedir. Özellikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan son olaylar, okul ortamlarında ortaya çıkan şiddet ve zorbalık davranışlarının ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir.
Kavramsal açıdan değerlendirildiğinde şiddet; fiziksel güç ya da otoritenin bir bireye veya gruba karşı kasıtlı olarak kullanılması ya da kullanılma tehdidinde bulunulması sonucunda yaralanma, ölüm, psikolojik zarar veya gelişimsel olumsuzlukların ortaya çıkmasına neden olan ya da neden olma ihtimali bulunan davranışlar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Literatürde şiddet; fiziksel, sözel, duygusal-psikolojik, ekonomik, cinsel ve siber şiddet olmak üzere farklı türlerde ele alınmaktadır. Zorbalık ise saldırgan davranışların özel bir biçimi olarak değerlendirilmekte ve bir bireyin başka bir bireye bilinçli ve kasıtlı şekilde zarar vermeyi amaçlayan davranışları olarak tanımlanmaktadır. Bu davranışlar fiziksel saldırı, sözel taciz, dışlama, manipülasyon veya baskı kurma şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Şiddet ve zorbalık benzer özellikler taşısa da iki kavram arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Zorbalık davranışlarında taraflar arasında belirgin bir güç dengesizliği söz konusudur ve güçlü olan tarafın güçsüz olan bireye yönelik sistematik, tekrarlayıcı ve kasıtlı davranışları ön plana çıkmaktadır. Bu yönüyle zorbalık, sıradan çatışma ve saldırgan davranışlardan ayrılmaktadır. Zorbalık davranışları da fiziksel, sözel, duygusal-psikolojik, sosyal, cinsel ve siber zorbalık olmak üzere farklı biçimlerde ortaya çıkabilmektedir.
Okullarda şiddet ve zorbalık kimler arasında olmaktadır ve nedenleri nelerdir?
Okullarda şiddet ve zorbalık sık sık öğrencilerde akranlar arasında dile gelse de öğretmen- öğrenci, öğretmen- öğretmen, idareci- öğrenci, idareci- öğretmen, veli- idareci, veli- öğretmen, veli- veli ve veli- öğrenci arasında görülebilmektedir.
Literatürde okul şiddetinin nedenleri olarak bireysel faktörler, aileye ilişkin faktörler ve toplumsal faktörler olarak ele alındığı görülmektedir. Bireysel faktörler olarak öfke kontrolünde yaşanan sorunlar, iletişim eksikliği, empati kuramama ve saldırgan davranış eğilimleri, psikolojik problemler, özgüven eksikliği ve olumsuz arkadaş çevresi, Hiperaktivite, öğrenme güçlüğü, psiko-motor becerilerde yetersizlikler gösterilebilir. Aileye ilişkin faktörlerde okullarda görülen şiddet ve zorbalık davranışlarının ortaya çıkmasında aile yapısı önemli bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Aile içinde iletişim eksikliği, baskıcı tutumlar, ilgisizlik ve sürekli yaşanan çatışmalar, çocukların şiddete tanık olduğu bir aile ortamında büyümesi, şiddet ve zorbalık davranışının aile içinde normal görmesi, sevgi, ilgi ve sağlıklı iletişimin yetersiz olması, evlilik sorunları, boşanma gibi nedenler okul şiddeti ve zorbalığında aileye ilişkin nedenler olarak belirtilmektedir. Toplumsal faktörler olarak ise şiddetin normalleştirilmesi, medya içeriklerinde saldırgan davranışların sıkça yer alması, olumsuz çevre koşulları, ekonomik sorunlar, sosyal eşitsizlikler, çevrede görülen suç olayları, toplumda sevgi, saygı ve hoşgörü değerlerinin yeterince benimsenmemesi gösterilmektedir. Okul ile ilişkili faktörler olarak ise aile içinde denetim ve ilginin yetersiz olması, ebeveynlerin çocuklarıyla yeterince ilgilenmemesi, velilerin okul ile iletişi içerisinde olmaması, aile içindeki iletişim sorunları, okulun içinde bulunduğu çevre, olumsuz okul iklimi, problemli akran çevresi gösterilebilmektedir.
Okul ortamında şiddet ve zorbalık için risk faktörleri nelerdir?
Okullarda görülen şiddet ve zorbalık davranışlarının ortaya çıkmasında farklı risk etkenleri rol oynamaktadır. Öğrencilerin duygu kontrolünde zorlanması, yoğun öfke yaşaması ve olaylara aşırı tepki göstermesi saldırgan davranışların gelişmesine neden olabilmektedir. Bunun yanında empati kurmakta güçlük çekme, sağlıklı iletişim becerilerinin yetersiz olması ve başkalarının duygularını dikkate almayan davranışlar da zorbalık eğilimini artırabilmektedir.
Bazı öğrencilerde görülen tehdit edici konuşmalar, baskı kurma isteği, küçümseyici tavırlar ve hakaret içeren iletişim biçimleri okul ortamındaki olumsuz ilişkileri güçlendirebilmektedir. Ayrıca kavga etmeyi normal bir davranış olarak görme, eşyalara zarar verme veya saldırgan tutumlar sergileme gibi davranışlar da şiddet eğilimi açısından önemli göstergeler arasında değerlendirilmektedir. Akademik başarının düşük olması, okula karşı aidiyet duygusunun zayıf olması ve olumsuz arkadaş gruplarının etkisi öğrencilerin riskli davranışlara yönelmesini kolaylaştırabilmektedir. Madde kullanımı gibi zararlı alışkanlıklar da saldırgan davranışların ortaya çıkmasında etkili olabilmektedir.
Aile ortamı da çocukların davranış gelişiminde belirleyici bir role sahiptir. Aile içi çatışmaların sık yaşanması, ilgisiz ebeveyn tutumları, aşırı baskıcı yaklaşımlar ve şiddetin normalleştirildiği bir ortamda büyüme çocukların olumsuz davranışlar geliştirmesine neden olabilmektedir. Bunun yanında ekonomik sorunlar, çevresel olumsuzluklar ve medya içeriklerinde şiddetin yoğun biçimde yer alması da öğrencilerin şiddete yönelik tutumlarını etkileyebilmektedir. Bu nedenle okul ortamında şiddet ve zorbalığın önlenebilmesi için risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi, öğrencilerin psikososyal açıdan desteklenmesi ve koruyucu çalışmaların düzenli biçimde yürütülmesi önem taşımaktadır.
Okullarda artan şiddet ve zorbalık olaylarının etkileri nelerdir?
Son yıllarda okullarda görülen şiddet ve zorbalık olaylarında belirgin bir artış yaşanmaktadır. Eğitim kurumlarının güvenli ve sağlıklı ortamlar olması gerekirken, yaşanan bu olaylar hem öğrencileri hem de toplumu olumsuz yönde etkilemektedir. Şiddet ve zorbalık yalnızca fiziksel zararlarla sınırlı kalmamakta; psikolojik, sosyal ve akademik açıdan da ciddi sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bu durum öğrenciler, aileler, okullar ve toplum üzerinde uzun süreli etkiler bırakabilmektedir.
Öğrenciler açısından değerlendirildiğinde şiddet ve zorbalık, bireyin ruhsal gelişimini olumsuz etkileyen önemli sorunlardan biridir. Zorbalığa maruz kalan öğrencilerde korku, kaygı, özgüven eksikliği ve içine kapanma gibi durumlar görülebilmektedir. Bazı öğrenciler okul ortamında kendilerini güvende hissetmedikleri için derslere karşı ilgilerini kaybedebilmekte ve akademik başarılarında düşüş yaşanabilmektedir. Ayrıca şiddete sürekli maruz kalan bireylerde yalnızlık hissi, depresyon ve sosyal ilişkilerde zayıflama gibi psikolojik problemler ortaya çıkabilmektedir. Şiddet uygulayan öğrenciler açısından bakıldığında ise saldırgan davranışların zamanla alışkanlık hâline gelmesi, disiplin sorunlarının artması ve toplumsal kurallara uyum sağlamada güçlük yaşanması söz konusu olabilmektedir.
Aileler açısından bakıldığında okul şiddeti ve zorbalığı önemli bir endişe kaynağıdır. Anne ve babalar çocuklarının güvenliği konusunda kaygı yaşayabilmekte, çocuklarının davranışlarında meydana gelen olumsuz değişimlerden etkilenebilmektedir. Çocuğun içine kapanması, öfkeli davranışlar göstermesi veya okula gitmek istememesi aile içindeki huzuru da etkileyebilmektedir. Bunun yanı sıra aileler yaşanan olaylar karşısında kendilerini yetersiz hissedebilmekte ve çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmakta zorlanabilmektedir.
Okullar açısından değerlendirildiğinde ise şiddet ve zorbalık olayları eğitim ortamının güvenliğini zedelemektedir. Öğrencilerin kendilerini güvende hissetmediği bir ortamda öğrenme süreci de olumsuz etkilenmektedir. Sınıf içindeki huzursuzluk derslerin verimli işlenmesini engelleyebilmekte, öğretmenler ile öğrenciler arasındaki iletişim zarar görebilmektedir. Ayrıca okul yönetimleri disiplin sorunlarıyla daha fazla uğraşmak zorunda kalmakta ve bu durum eğitim kalitesini düşürebilmektedir. Şiddetin yaygın olduğu okullarda öğrenciler arasındaki güven duygusu da zayıflamaktadır.
Toplum açısından ele alındığında ise okul çağındaki bireylerin şiddete yönelmesi gelecekte daha büyük toplumsal problemlere yol açabilmektedir. Küçük yaşlarda şiddeti normal gören bireyler, ilerleyen dönemlerde de saldırgan davranışlar sergileyebilmektedir. Bu durum toplumsal huzurun bozulmasına, suç oranlarının artmasına ve insanlar arasındaki güven duygusunun azalmasına neden olabilmektedir. Aynı zamanda şiddetin yaygınlaşması toplumda korku ve güvensizlik ortamı oluşturarak sosyal ilişkileri olumsuz etkileyebilmektedir.
Bu nedenle okullarda şiddet ve zorbalığın önlenmesi için aile, okul ve toplumun birlikte hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Öğrencilere küçük yaşlardan itibaren empati, hoşgörü, saygı ve sağlıklı iletişim becerilerinin kazandırılması, şiddetin azalmasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğrencilerin psikolojik destek alabilmesi ve güvenli okul ortamlarının oluşturulması da bu sorunun çözümünde önemli bir yere sahiptir.
Okullarda şiddet ve zorbalık önlenebilir mi?
Okullarda ortaya çıkan şiddet ve zorbalık davranışlarının tamamen yok edilmesi her zaman mümkün olmasa da, uygun önleyici çalışmalar ve etkili müdahaleler sayesinde bu davranışların azaltılması ve kontrol altına alınması mümkün görülmektedir.
Okullarda görülen şiddet ve zorbalık davranışlarının önlenmesinde okul yöneticileri, öğretmenler, rehber öğretmenler ve velilerin iş birliği içerisinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Şiddet olaylarının tamamen ortadan kaldırılması her zaman mümkün olmasa da etkili önleyici ve koruyucu çalışmalar sayesinde bu davranışların azaltılması ve kontrol altına alınması sağlanabilmektedir.
Okul yöneticileri, okulda yaşanan şiddet ve zorbalık olaylarına ilişkin kayıtların düzenli biçimde tutulmasını sağlamalı ve elde edilen verileri öğretmenler, veliler ve ilgili kişilerle paylaşmalıdır. Bunun yanında öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik bilgilendirici seminerler düzenlenmesi, okul çevresinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınması ve riskli alanların düzenli olarak kontrol edilmesi önem taşımaktadır. Okulun ihtiyaçlarına uygun önleme programlarının geliştirilmesi ve tüm okul paydaşlarının bu sürece aktif katılım göstermesi de etkili bir okul iklimi oluşturulmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca şiddet davranışı gösterme ya da şiddete maruz kalma riski bulunan öğrencilerin yakından takip edilmesi ve şiddete karşı net bir tutum sergilenmesi gerekmektedir.
Öğretmenler açısından değerlendirildiğinde ise öğrencilerin bireysel özelliklerini, ilgi alanlarını, sosyal ilişkilerini ve yaşam koşullarını tanımak önemlidir. Öğrencilerle güvene dayalı ilişkiler kurulması ve sınıf ortamında güvenli bir iletişim atmosferinin oluşturulması şiddetin önlenmesinde etkili olabilmektedir. Sınıf kurallarının öğrencilerin katılımıyla belirlenmesi, yaşanan olaylar konusunda okul yönetimi ve ailelerle iş birliği yapılması ve şiddete maruz kalan öğrencilere gerekli desteğin sağlanması öğretmenlerin önemli sorumlulukları arasında yer almaktadır. Ayrıca risk altında bulunan öğrencilerden gelen davranışsal işaretlerin erken dönemde fark edilmesi de önleyici çalışmalar açısından önem taşımaktadır.
Rehber öğretmenler ise şiddet davranışı gösteren ya da şiddete maruz kalan öğrencilerle bireysel ve grupla psikolojik danışma çalışmaları yürütebilmektedir. Bunun yanında öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik bilgilendirici etkinlikler düzenlenmesi, ailelerle iş birliği kurulması ve okul genelinde şiddeti önlemeye yönelik programların uygulanması rehberlik servislerinin temel görevleri arasında yer almaktadır. Özellikle akran arabuluculuğu, öfke kontrolü, çatışma çözme ve sosyal beceri geliştirme çalışmaları öğrencilerin sağlıklı iletişim becerileri kazanmalarına katkı sağlayabilmektedir.
Velilerin de çocuklarının akademik durumlarını, arkadaş ilişkilerini ve davranışsal değişimlerini yakından takip etmeleri gerekmektedir. Çocukların duygu durumlarında meydana gelen değişiklikler, disiplin problemleri, saldırgan davranışlar ya da zararlı nesnelere ilgi gösterme gibi durumlar dikkatle değerlendirilmelidir. Ayrıca ailelerin okul ile düzenli iletişim kurması ve çocukların gelişim süreçlerinde öğretmenlerle iş birliği içerisinde hareket etmesi önem taşımaktadır.
Okullarda şiddetin önlenmesi amacıyla yürütülen çalışmalar genel olarak önleyici, koruyucu ve müdahale edici çalışmalar şeklinde ele alınabilmektedir. Önleyici çalışmalar kapsamında risk faktörlerinin belirlenmesi ve azaltılmasına yönelik uygulamalar yapılmaktadır. Koruyucu çalışmalar ise öğrencilerin sosyal problem çözme, iletişim, stresle baş etme ve çatışma çözme becerilerini geliştirmeye yönelik programları içermektedir. Müdahale edici çalışmalar ise şiddet olayları ortaya çıktığında kriz yönetimi ve psikolojik destek süreçlerini kapsamaktadır.
Ayrıca okullarda güvenli ve barışçıl bir okul ikliminin oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Öğrencilerin sosyal, sportif ve kültürel etkinliklere yönlendirilmesi, olumlu rol modellerin desteklenmesi ve okul içindeki tüm bireylerin eşit değerde görülmesi şiddetin azaltılmasına katkı sağlayabilmektedir. Bu nedenle okul ortamında şiddet ve zorbalığın önlenmesi için tüm paydaşların ortak sorumluluk anlayışıyla hareket etmesi gerekmektedir.
Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...