Ne zirveymiş be arkadaş!
Uğur ERGAN
Aslında CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’in Adana ve Niğde gezilerinde kendiliğinden oluşan müthiş kalabalığın, özellikle de kadınların yoğun ilgisinin verdiği mesajın neden artık vakit geçirilmeden iyi okunması gerektiğini yazacaktım.
Ancak hafta sonunun getirdiği zaman rahatlığıyla bilgisayar başında yaptığım uzun gezinti sonucu fikrim değişti.
Arkadaş ne NATO zirvesiymiş?
Bitişinin üzerinden bir hafta geçti, ancak pehlivan tefrikası gibi NATO zirvesi magazininin sonu gelmedi.
Sanırsınız ki, NATO ilk kez Türkiye’de düzenlenen zirve ile kuruldu.
İttifakın liderleri hayatlarında ilk kez bir zirveye katıldılar.
İlk kez hayatlarında böylesine muhteşem bir sofrayla karşılaştılar.
Türkiye böylesine bir zirve düzenlediği için de hepsi dillerini yuttu.
İktidar medyasında yapılan güzellemeleri okuduğunuzda üç aşağı, beş yukarı hep aynı şeyler.
Öne çıkarılanda, zirve menüsünün muhteşemliği, Emine Erdoğan’ın lider eşleri için Çankaya Köşkü’nde yaptığı kapsamlı ev sahipliği programının ayrıntıları.
“Zirveden notlar” olarak adlandırılabilecek bu ayrıntılar yemeğin verildiği gün elbette yazılır ve biter.
Hakkını yemeyelim, eski genel yayın yönetmenim Ertuğrul Özkök, zirveyi takip etmesine izin verilen yandaş medyayı bir güzel atlatarak, daha yemek devam ederken menüden tutun, kullanılan tabak bıçağına, masa örtüsünden peçetesine, masa ortasına konulmuş çiçeğine kadar tüm ayrıntıları yazdı.
Adım kadar eminim ki, iktidar medyası bu bilgilere sahip olsaydı bile Saray’dan nasıl tepki geleceğini bilemedikleri için “Aman ilk veren biz olmayalım” çekincesiyle yazamazlardı.
Özkök yazınca baktılar ki tepki yok, aksine belki de, “Siz niye yazmıyorsunuz?” diye sitem de gelince, zirveden günler sonra da hala aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorlar.
Adam Ankara’daki otel odasından İran’a saldırıları yeniden başlatıyor, “Bu ne iş?” diyen yok ama.
Birçok lideri ülkesinde zor durumda bırakan tabanca hediye edilmesinden çıkarılan “muhteşem anlamlar”ın da, ileride AKP dönemi iktidar medyası irdelenirken özel bir yer tutacağına da şüphe yok.
“Tarihi sıfatı, Türkiye dışında bir başka ülkede bu kadar sık kulanıllıyor mu emin değilim” diyen emekli Büyükelçi Selim Kuneralp’ın ifade ettiği gibi neredeyse başkenti Brüksel’de her hafta bir zirveye ev sahipliği yapan Belçika’nın “Tarihi toplantılar kronolojisi” kaç ciltten oluşurdu Allah bilir?
Özgür Özel’in, Deniz Zeyrek’e yaptığı açıklamadaki, “Bu aşırı şaşaa ve gösteriş Türkiye’yi bir üçüncü dünya ülkesi pozisyonuna sokuyor” sözlerine katılmamak mümkün değil.
Bir de basın merkezinde sunulan, 30 çeşit yemek varmış.
Ballandıra ballandıra anlattınız da, boyundan uzun çöp arabasını esnaf lokantasının dibine çekmiş, kendisine bir öğün yemek ısmarlayan çıkar mı diye bekleyen çocukla da empati kursaydınız fena mı olurdu?
Hiç öyle laf cambazlığı falan yapmıyorum.
Madem “Are you İran?”ı anladınız, bunu da bal gibi anlarsınız ama işinize gelmez.