Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

1973 yılında yine Türkiye bir siyasi krizdeydi. Meclis Cumhurbaşkanını seçme konusunda bir türlü kararını veremiyordu. Tek çare görevdeki Cumhurbaşkanını görev süresinin bir kez daha uzatılması gibi görünüyordu. Çare olarak Cevdet Sunay'ın görev süresinin uzatılması teşebbüsüne İsmet İnönü Senato kürsüsünden karşı çıkmıştı. Sorduğu basit bir sual vardı: "Ne yapacak, görev süresi uzatılırsa?" Cevabı aynı basitlikteydi: "Ne yapmışsa, onu yapacak".

Teşebbüs suya düşmüştü.

İsmet Paşanın, Sunay'ın şahsı ile bir alıp -veremediği yoktu. Orgeneral Sunay, Başbakan İnönü'nün güvenilir Genelkurmay Başkanı olmuştu. 22 Şubat olaylarından sonra devrin Cumhurbaşkanı Gürsel, Başbakan İnönü'den Genelkurmay Başkanını değiştirmesini ısrarla istediğinde İsmet Paşa bunu kesinlikle reddetmiş, Sunay'a sahip çıkmıştı. Ama Cumhurbaşkanı olarak Sunay'ın süresini uzatmak ona orada "yaptıkları"nı "yeniden yapma"nın imkanını tanımak demekti ki İsmet Paşa buna karşıydı.

Neden bunları anlattım. Biraz sonra değineceğim…

Türkiye derinleşen bir krizin ardından yerel seçimlere gidiyor. Aslında bu yerel seçimler siyasetin kilitlenmiş, yozlaşmış, kişiliksizleşmiş yapısından kurtulma için bir şans olabilir gibi duruyor. Neden derseniz…

Şöyle…

Kriz ile ekonominin iplerini tamamen elinden kaçıran iktidar “sebeb-i varlığı” olan (yoksuldan, çaresizden, kimsesizden, engelliden, öksüzden ve yetimden bahsetmiyorum) avanta yaşamayı alışkanlık haline getirmiş önemli bir seçmen kitlesinden vazgeçmemek adına ülkesinden vazgeçmeye kadar gidecek bir kararlar aşamasında. Çünkü eğer doğrudan yardımla kendisine çelik halatlarla bağladığı 16 milyon seçmenden bir tekini kaçırsa bile bir daha iktidar yüzü göremez. Çünkü bu 16 milyon aç (TÜİK’in terimi benim değil) AKP’nin iktidarı kaybetmesi durumunda kendilerinin de açlıktan öleceğine inandırılmış durumda. Peki iktidar ne yapacak derseniz; duble yolların bakım ve onarım işini yolu yapan mütteahitlere “tasarruf” adı altında devredecek kadar gözü dönmüş durumda. Sırada sağlık ve destek fonları var. Örneğin işsizlere biraz olsun destek olmak amacıyla kurulan işsizlik fonu gibi. Biliyorsunuz işsiz olanlara belirli süre gelir sağlamak için bir fon kurulmuştu. Bu fonda 124,3 milyar lira para birikmişti. İşte bu fonu yağmaladılar. İşsiz kalan işçiye sadece fondaki paranın yüzde 27’si aktarılırken 23 milyar lirası teşvik ve destek adıyla işverene verilirken devlette vergi adı altında aldığı parayı bütçe açığına ekledi. Yani devlet kendi fonunu yağmaladı.

Sırada şimdi yerel yönetimlere aktarılan kaynaklar var. Devlet bütün kamu ihalelerini durdurduğu gibi (yandaşa verilen ballı olanlar ve yap-işlet-devret ile yükü hazineye dolayısıyla yurttaşa yıkılanlar hariç) belediyelerin de hak edişlerini sümen altı etmeye başladı. Krizin önümüzdeki 3 yılı alıp götüreceğini Hazineden ve Maliyeden sorumlu Damat Ferit Paşa!…Özür…! Hazine’den ve Maliye’den sorumlu damat bakan Berat Albayrak zaten açıkladı. Yani önümüzdeki dönem yerel seçimlerde seçilip gelecek olan belediye başkanlarının eli kolu bağlı durumda. AKP kendi yarattığı krizi özellikle muhalefetten başkanlara yıkıp temizleme gayretine girebilir. Önümüzdeki dönem hiç kimse yerel yönetimlerden “yatırım, alt yapı, üst yapı” gibi saçmalıklar beklemesin. Çünkü hazine tam takır kuru bakır. Kredi veren yok, halimizi hatırımızı soran yok. Toplam borç 466 milyar dolar sadece bu yıl ödenmesi gereken para (2019 Eylül’üne kadar) faizlerle beraber 240 milyar dolar Hazine’nin elinde bugün itibarıyla kalan döviz 28 milyar dolar.

Peki AKP ne yapacak derseniz yaptığını yapacak. Vur patlasın, çal oynasın devam edecek. Krizin yükünü yandaş olmayan, alın teriyle geçinen yurttaşlara yıkılacak, vurgun, talan, kadro aşırma, eş-dost-akraba-yandaş kayırma devam edecek.

Yani yerel seçimler için üzülmeye gerek yok; AKP kendi dağıttığını kendi toplasın diyebilirsiniz.

Gelelim CHP’ye. Herkesin aklındaki soru şu; Peki Kemal Kılıçdaroğlu yerel seçimlerde ne yapacak. İsmet Paşa onu da söylemiş; “Ne yapmışsa, onu yapacak".

Neden bunu söyledin diyenlere yanıtım şu;

24 Haziran 2018 seçimlerinde Türkiye genelinde Edirne, Ankara 1. Bölge ile beraber en çok oy kaybı Hatay’da oldu. CHP Hatay’da seçmen sayısının 200 bin artmasına rağmen bir önceki seçimlere göre 107 bin oy kaybetti. HDP bir milletvekilini CHP’den söküp aldı. Toplam kayıp 6 puanı geçti. Sorumlusu; CHP MYK ve Parti Meclisinden kabul edilip geçen milletvekili listelerini YSK’ya götürülürken bir telefonla değiştirip (birinin partiden uzaktan yakından bir alakası yok bir diğeri ise bir önceki milletvekilinin ayrıldığı eşi ki aynı yerden onu aday yaptılar) kendi adamlarını yerleştiren AKP’den transfer edilen Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’tır. FETÖ ile ilgili açılan davalarda 4 üst düzey çalışanını kaybeden, 2015 seçimlerinde göstermek istediği adayın FETÖ davasından yurt dışına kaçmasına seyirci kalan ancak iki dönemdir Kemal Kılıçdaroğlu’nun desteğiyle milletvekili listesini oturup tek başına hazırlayıp Hatay’da Cumhuriyet Halk Partisinin yıkılmasına neden olan yönetici. Hatta bazı parti yöneticileri listelerin belirlenmesinden bir gün sonra belediye binasının önüne gidip “FETÖ’cü Lütfü” diye slogan atıp protesto etmişlerdi (Görüntüleri var. Belediye Başkanı arka kapıdan kaçmıştı. Ancak kaderin bir garip cilvesi o protesto gösterisine katılan yöneticiler şimdi Lütfü Savaş’ın adaylığının ilanında elini kaldıranlarla aynı kişiler. Yani sadece AKP’yi yerden yere vurup ilkesizlikle suçlayanlar biraz daha düşünsün).

Peki ne oldu derseniz; Kılıçdaroğlu’nun emriyle (bunu buraya yazıyorum lütfen not alın tekrar bana hatırlatırsınız) belediye başkanlığını kaybetmesi yüzde yüz olan bir isim “kurultay olmasın” denilen kampanyaya kendi milletvekillerini göndererek destek veren Lütfü Savaş Hatay’a CHP Hatay İl başkanı tarafından şimdiden yeniden Büyükşehir Belediye Başkanı adayı ilan edildi.

Mezhep falan diyenlere de sözüm şu; AKP’den kovulan ve kapağı CHP’ye atan bu belediye başkanımız Savaş; Hatay’ın 3 demokrasi şehidi olan Alevi kardeşlerim Ali İsmail Korkmaz, Abdo Cömert ve Ahmet Atakan için; “Bunların alınları secdede mi öldü” sözünü bizzat bana söyleyen biridir. CHP’ye neden geçtiğini soranlara “Cenabı Hakkın Partisi’ne geçtim” diyerek dalga geçen bir isimdir. Yani Kemal Kılıçdaroğlu’nun mezhebiyle uğraşanlar vakit kaybederler çünkü bu başka bir şey. Bu işler zannettiğinizden daha karışık. Öyle basit bir proje değil bu.

Onun için İsmet Paşa’ya inanın ve güvenin…

Erdoğan da, Kılıçdaroğlu da;

“Ne yapmışsa, onu yapacak…".

Bu yazı toplam 173 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »