Atilla Köprülüoğlu

Atilla Köprülüoğlu

Nâzım'ı yazanlar

Yaşamı; ‘‘yapıtlarıyla bir” devrimci

şairdir Nâzım Hikmet!

Silahı şiir, şiiri silahtır; o şiiri de “cesarete” kardeştir!

Kadınlar, çocuk, emekçiler; vazgeçilmezidir.

Elmayı da toprağı da çınarı da dillendirir.

Sevdayı, sevgiyi, sevdiceğini de!

‘’Yalın ve özlü’’ Türkçe ile de en iyi dostlardandır…

‘’Soylu Şair’’dir.

Dünyanın Atatürk’ten sonra

‘’En Çok Tanıdığı İkinci Türk’’tür Nâzım Baba!

Nâzım Hikmet kendi şiirini tanımlarken

‘’kökü yurdumun topraklarındadır’’ der.

Öyle bir köktür ki, bu dallarıyla

tüm insanlığa ve medeniyetlere ulaşırken

-zaman- etkisini kaybeder.

Ozanın ‘’güzel günlerin bir gün

geleceğine olan inancı’’ milyonların

söylediği bir ‘’umut türküsü’’ne dönüşür.

‘’Nazım’ı Yazanlar’’;

bir Nilüfer Belediyesi yayını.

Bursa, Büyük Şair’in 11 yıllık esaretinde

sanatının -en güçlü- örneklerini verdiği kenttir.

O ki; ne ozanlığından ne sevdasından,

ne insanı sevmekten, ne de kavgasına

olan inancından vazgeçmiştir.

Usta’nın ‘’mukaddes ümidi’’ asla

Bursa’dan kopmamıştır.

Nilüfer Belediyesi de "esareti" önce

‘’Bursa’nın Nazım’ı’’ belgeseliyle

ölümsüzleştirmiş, ardından da

ona duyulan ‘’aşk ve vefa borcuyla’’

bir sorumluluk üstlenmiş;

‘’Nazım’ı Yazanlar’’ projesini

yaşama geçirmiş.

Kitap; şairin hayatını, yapıtlarını ve

vaat ettiği coğrafyayı ‘’farklı sanat

dallarıyla taşıyan,

her biri kendi alanında çok özgün,

yere sahip sanatçı, yazar ve akademisyenlerin

izlerinin sürülmesiyle ortaya çıkmış.

İyi ki de çıkmış!..

Hıfzı Topuz,

ozanın; Va-Nu, Faruk Nafiz ve

Yusuf Ziya ile gizlice Anadolu’ya geçişini,

Sunay Akın "öğretmenliğini",

Atillâ Coşkun

‘’insana ve insanlığa

kılavuz dünya görüşünü’’,

Cengiz Bektaş mimarlığa Nâzım bakışını,

Ataol Behramoğlu şiirlerinin

Türkçe’ye kazandırdığı gücü,

Muzaffer İlhan Erdost; ‘’yeryüzünü ve

insanlığı kucaklayan ideolojik vurgusunu,

Doğan Hızlan,

‘’her düşüncenin

her ideolojinin ancak iyi şiirle etkili

olabileceğini’’,

Genco Erkal da ‘’günümüzde

koyu karanlığın devam ettiğini’’ anlatmış.

Devam edelim...

Ayfer Tunç,

Nâzım’ın ‘’İyi şair, iyi aşık,

kötü koca’’lığını,

Gündüz Vassaf

Türkçe aşkını,

Orhan Pamuk,

Orhan Kemâl ile hapishane

mektuplaşmalarını,

Biket İlhân cezaevi döneminin

sinemalaştırılmasını, İbrahim Balaban

‘’şairin portresini güzel olarak

boyamanın hüner olmadığını,

onun zaten güzel göründüğünü’,

Ara Güler ‘’hayat boyu kendisine yol gösterdiğini’’,

Refik Erduran ‘’şiirinin saçtığı ışığı’’,

Fazıl Say 17 yıl önce bestelediği

‘’Kız Çocuğu’’ndan duyduğu hazzı,

Orhan Karaveli yakın dostunun

gördüğü revaya isyanını,

Arif Keskiner sevgisini, Refik Durbaş

son nefesini verdiği bugün müze

olan evde çalışma odasının ayrıntılarını,

Müjdat Gezen kitabını

yazınca zincirlenip hapse girdiğini,

dolayısıyla ‘’kabahatin çoğunun

kendisinde’’ olduğunu(!),

Ayşe Kulin

‘’Kuvayi Milliye Destanı’’nın

yüceliğini,

Zülfü Livaneli de

‘’Karlı Kayın Ormanı’nda

onun izinde yürüdüğünü’’ paylaşmış okurlarla.

‘’Nâzım'ı Yazanlar’’ı Nâzım Hikmet külliyatına

kazandıran

Attilâ Durak, Murat Gülsoy, Zeynep Uysal ile

Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i

projeye desteğinden ötürü kutlayalım.

Şairi de, Ölüme Dair’inden

‘’Buyrun, oturun dostlar

hoş gelip sefalar getirdiniz/

Biliyorum, ben uyurken hücreme

pencereden girdiniz/Ne ince boyunlu

ilaç şişesini ne de kırmızı kutuyu devirdiniz/

Yüzünüzde yıldızların aydınlığı

başucumda durup el ele verdiniz/

Buyrun, oturun dostlar hoş gelip sefalar

getirdiniz.’’ dizeleriyle -saygı,

sevgi ve özlemle- analım.

Sonra da

Refik Durbaş’ın sorusunu yineleyelim;

‘’Kaç

şair

var

Nâzım

Hikmet

misali

şu

yeryüzünde?’’

Önceki ve Sonraki Yazılar