Atilla Köprülüoğlu

Atilla Köprülüoğlu

Kuşaktan kuşağa anlatılan 51 yıllık zafer

Tam 51 yıl önce bugün oynanan, Türkiye'nin, Göztepe'nin, "Bombacı" Halil Kiraz’ın adını duyuran maçtır da 3-0’lık Atletico Madrid maçı…

Bu skorla; ilk kez bir Türk takımı İspanyol devini geçmiştir. Göztepe’dir o armada!..

Aynı yıl 10 topçusunu Milli Takım'a veren,

Türkiye ve Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı müzesine götürendir Göztepe...

Zaferi; Kapalı Tribünü’nün tam ortasında izleyen talihliydim ben de.

Sıkı sıkı koluna yapıştığım Altınordu gönüldaşı rahmetliler babam Cevat Aga ve Halil Şarman amcamla...

O günlerde kent;

‘’Göz Göz Göztepe’’ydi..

Anımsadığım kadarıyla;

beyaz renkli göğsünde Ay-Yıldız formalıydı Lig Lideri Göztepe...

İspanya lideri Atletico; kalın kırmızı-beyaz çubuklu kuşanmıştı.

Göztepe;

"Ali Artuner-Halil Kiraz-"Çarli" Çağlayan Derebaşı-Hüseyin Yazıcı-"Tireli"Mehmet Aydın-"İngiliz''Nevzat Güzelırmak-Ertan Öznur-Ali İhsan Koçyiğit-"Buldozer" Fevzi Zemzem-Gürsel Aksel ve Ceyhan Yazar" onbiriyle çıkmıştı.

Maçın başlarında Fevzi Zemzem düşürüldü, penaltı oldu.

Hep Gürsel Kaptan atardı.

Ne olduysa Halil Kiraz geçti beyaz noktanın başına.

Alsancak Stadı tıklım tıklım...

Bir o kadar da dışarıda…

Ülkenin futbol sevdalıları da radyo başında.

Kasım’dı…

Soğuk havaya aldıran yoktu.

Geldi Halil Kiraz, öyle bir vurdu ki top kaleci San Roman’ın başının üstünden geçti, dışarı çıktı.

Önce kimse anlayamadı...

Tribünlerde sessizlik...

Hakem santraya koşunca bugün tarih olmuş stad Alsancak adeta yıkıldı.

Bombacı anılarinda penaltı golünü şöyle anlatır;

"Nevzat Güzelırmak, Gürsel Ağabeyin yanına yaklaşarak bir şey söyledi. Kaptan parmağıyla beni göstererek 'penaltıyı sen kullan' dedi.

Sonra Nevzat yanıma geldi ve "Ne sağa, ne sola. kalecinin iki kaşının arasını nişan al' deyince ben de 'Kolaysa gel de sen at" dedim. Alsancak stadı'nda kendi nefesimi duyar gibiydim. Hayatım boyunca penaltı kullanmamıştım. Nasıl bu görevi bana verirler diye düşünüyordum. Bütün gücümü toplayıp Nevzat'ın dediği gibi kalecinin üstüne nişan aldım, şut öyle sert gitti ki, top ağları yırtarak dışarı çıktı."

Bir kafa golü de Ertan'ın ortasında Koca Kaptan Gürsel Aksel’den geldi, 2-0 oldu.

Madrid’deki skor da buydu.

Son dakikalar…

“Papi” lakaplı K.Mehmet sakatlanmıştı, kadroda yoktu.

Bombacı Halil onun yerinde oynuyordu; sağbekti…

Maç bitti bitiyordu...

Uzatma olacak gibiydi...

Sağda, açık tribünün oradan bir top kaptı Bombacı.

Luis Aragones (İspanya Teknik Direktörlüğünden sonra Fenerbahçe’ye gelen) çıktı karşısına.

Eksiltti onu...

Yaradana sığınıp vurdu topa.

Doksandan kaleye girdi, ağlarla buluştu meşin yuvarlak...

Yugoslav hakem de düdüğü çaldı; maçı bitirdi.

İspanyollar boğalar gibi hakeme saldırdı.

Hakemi polisler kurtardı.

Alsancak bayram yeriydi...

Ülke; tur sevincini yaşıyordu…

"Futbolun Süvarisi" Adnan Süvari

ise, “Göztepe Hocası olarak önce Avrupa takımlarına karşı duyulan korkuyu ortadan kaldırmak için uğraştım. Bugün Göztepe, Avrupa takımlarından korkmamaktadır.” diyordu çevresini saran gazetecilere.

Soyunma odasında futbolcularına şöyle teşekkür ediyordu: “Arkadaşlarım!

Atletico Madrid’e karşı çok parlak bir galibiyet aldınız. Hepinizi teker teker kutluyorum."

Maçın sonunu; ‘’Mikrofon Ustası’’ Halit Kıvanç şöyle naklediyordu radyodan:

‘’Türkiye’de futbolun doğduğu şehir olan İzmir’de,

futbolda iddialı bir ülkenin temsicilerini alaşağı ettik. Göztepe’nin Atletico Zaferi, kuşaktan kuşağa efsane gibi anlatılacak artık!’’

Önceki ve Sonraki Yazılar