Konuşulması gerekenlerin konuşulmadığı ülke
Uğur ERGAN
Çevrenizde Türkiye’de insanların karşı karşıya kaldığı sıkıntılar, siyasette olup bitenler konuşulurken, belki sizin de kafanızda benzer sorular oluşuyordur.
“Nedir bu CHP’de yaşananlar?”
“CHP’de neler oluyor?”
“CHP neden böyle?”
“Hiç yakışıyor mu bunlar CHP’ye?”
En klasik olanı da şudur:
“N’olcak kardeşim bu CHP’nin hali?”
Birbiri ardına bu soruları duyduğunuzda, şöyle bir arkanıza doğru yaslanıp sakinleşmenizi, bunun kimin işine geldiğini ve neden asıl sorunların konuşulmadığına kafa yormanızı öneririm.
Lütfen bir düşünün.
CHP, yönetim değişikliği sonrası 31 Mart 2024’deki yerel seçimlerde büyük bir zafer elde ederek, Türkiye’nin birinci partisi olmuş.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesinden sonra tabanda yaşanan moral bozukluğu ortadan kalkmış.
Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş üçlüsünün toplumda gördüğü destek her geçen gün artmaya başlamış.
Böylesine bir atmosferin hakim olduğu bir partide yukarıda sıraladığımız soruların anlamı var mı?
Tabii ki yok.
İşte CHP’deki bu yükselişi ve kendisinin kaybedeceği tehlikesini gören Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir anda tüm tuşlara bastı.
30 Ekim 2024’de Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in gözaltına alınıp hızlıca tutuklanmasıyla başlatılan süreç, Erdoğan’ın korkulu rüyası İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’te gözaltına alınması ve dört gün sonra tutuklanıp Silivri’ye gönderilmesiyle doruk noktasına çıktı.
Sonra da CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar birbiri ardına geldi.
CHP’nin toplumda da karşılık bulan iktidar yolunda attığı adımlar, Saray’da korku çanlarını çaldırınca, akıl almaz, “bu kadarı da olmaz” denilen hukuksuzluklar devreye sokuldu.
İktidar medyasına gönderilen talimatlarla CHP dört bir yandan ateş altına alınırken, evinde oturup torun sevecek yaştaki Kemal Kılıçdaroğlu ve şürekâsı el altında hazır tutuldu, gerektiği anda da piyasaya sürüldü.
İktidarın açık desteğini alan butlan, polis marifetiyle parti genel merkezine el koydu.
Partisi elinden alınan Özgür Özel, sokak sokak dolaşarak derdini anlatmaya çalışıyor.
Butlancılar bırakın sokağa çıkmayı, evlere bile kabul edilmezken, kalabalıklar Özel için kendiliğinden oluşuyor.
Gittiği her çarşı pazar, büyük bir miting alanına dönüşüyor.
Özel’in partisini geri almak için yaptığı tüm hamlelerin karşısına, iktidar-butlan işbirliği ile Çin seddi gibi duvar örülüyor.
Son örnek, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin mutlak butlan kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun tam da adli tatilin başladığı gün Yargıtay’a ulaştırılması.
Ne tesadüf değil mi?
Dünyanın hangi ülkesinde insan aklıyla bu kadar alay edilir?
İnsan gerçekten hangi birini yazacağını şaşırıyor.
Yeni bir oluşum dışında elinde başka seçeneği kalmayan Özel’in bu hamlesi iktidarda ve butlanda yeni bir telaşa neden olurken, koca koca akademisyenler, siyaset bilimciler televizyonlara çıkıp hala “N’olcak bu CHP’nin hali”ni tartışıyorlar.
24 yıllık iktidarın hemen her alandaki başarısızlıkları, ülkeye ve insanlara ödettiği ve ödetmeye devam edeceği bedeller konuşulmasın ama, devletin tüm imkanları kullanılarak yaratılan “CHP’nin ne olacağı?” hali, sabahtan akşama konuşulsun.
Tam da Erdoğan’ın istediği gibi.