Halk TV Canlı Yayın
Tolga Şardan (Büyüteç)

Tolga Şardan (Büyüteç)

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen hafta ilginç bir FETÖ iddianamesini tamamladı.

Başsavcılık bünyesinde terörle mücadele konulu soruşturmaları yürüten savcılardan Ali Alper Saylan’ın hazırladığı iddianamede, Jandarma teşkilatında görevli bir subayın itiraflarına yer verdi.

Savcı Saylan’ın iddianamesinde, FETÖ’nün özellikle “mahrem imamlar” aracılığıyla teşkilat içindeki faaliyetlerine dikkat çekildi.

İddianamede yer alan bilgilere göre; istihbarat birimlerinin, FETÖ’nün mahrem imamları konusunda yaptığı ayrıntılı çalışmalarda, silahlı terör örgütünün Jandarma Genel Komutanlığı mahrem hizmetler yapılanmasının faaliyetlerinin ortaya konuldu.

Operasyonel telefon hatları

FETÖ’nün, 2007- 2016 yılları arasında 9 yıllık süre boyunca “operasyonel telefon hatları” adı verilen ve çoğunlukla başkası adına kayıtlı cep telefonu hatları ile internetle işletilen cep telefonu programları kullanıldığı vurgulandı.

Jandarma’daki FETÖ mensuplarının kimi zaman da kendi isimlerine kayıtlı cep telefon hatları üzerinden “hücresel haberleşme ağı oluşturarak” sivil mahrem imamlarla haberleşme sağladıkları belirtilen iddianamede, “Aynı şekilde sivil mahrem imamların birbirleri ile irtibatlı oldukları tespit edildiği” ifade edildi.

Jandarma Genel Komutanlığı kadrosunda askeri personel olarak görev yapan FETÖ mensuplarına ait telefon hatlarına yönelik yapılan HTS analizlerinde FETÖ üyelerince kullanılan başkası adına kayıtlı “operasyonel cep telefon hattı” ile “kendi adına kayıtlı gerçek cep telefonu hattı”nın baz istasyonu karşılaştırmaları yapıldı.

Analizler sonucunda, Jandarma personeli olan FEÖ üyelerinin “soruşturmada belirlenen hedef kişi” olup olmadığı kesinleştirildi.

Böylelikle Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görevli FETÖ üyesi askerlerin kendilerinden sorumlu olan “sivil mahrem imamlar”la örgüt faaliyetleri çerçevesinde görüşmelerde bulundukları ortaya konuldu.

FETÖ profili

Cumhuriyet Savcısı Saylan, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde binbaşı rütbesiyle görev yapan Ömer Çörtük hakkındaki söz konusu iddianamede, şüpheli binbaşının FETÖ profilini şöyle ortaya koydu:

* FETÖ üyelerince gizli haberleşmede kullanılan Bylock programını kullanmıyor.

* 15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrasında hakkında adli işlem yapılan kişiler listesinde yer almıyor.

* Örgütün tepe yönetiminde yer alan kişilerle irtibatı yok.

* Bank Asya nezdinde açılmış herhangi bir hesabı yok.

* FETÖ’yle bağlantılı vakıf ya da derneklerde kurucu, yönetici, üye kaydına rastlanmıyor.

* FETÖ ile bağı olan şirketlerde çalışma ya da ortaklık kaydı bulunmuyor.

Önemli görevler

Yıllarca Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan şüpheli Binbaşı Ömer Çörtük’ün görev yerleri arasında önemli mevkiler de var.

Çörtük, 2001-2003 yılları arasında hükümlü terörist başı Abdullah Öcalan’ın kaldığı İmralı Adası’ndaki Güvenlik Komutanlığı Komando bölüğünün komutanıydı.

İtirafçı olduğu ifadesinde FETÖ ile 2010 yılında tanıştığını anlatan Çörtük, 2010-2015 yılları arasında yani FETÖ’nün en aktif olduğu dönemde Jandarma Genel Komutanlığı’nın bel kemiği konumundaki İstihbarat Başkanlığı’nda İKK Şube’de “kısım amiri” olarak görev yaptığını açıkladı.

İKK Şubesi, personelle ilgili içe dönük istihbarat çalışmalarının yapıldığı ve yine personel hakkında gelen ihbar mektuplarının değerlendirildiği bir birim.

Çörtük, FETÖ’yle mücadelenin resmi başlama tarihi olarak kabul edilen 17-25 Aralık 2013’den sonra görevden alınmak yerine, 2015-2016 yıllarında KOM Daire Başkanlığına Veri Kısım Amiri olarak görev yaptı.

Çörtük, başarısız darbe girişiminden iki gün sonra son görev yeri olan Jandarma Genel Komutanlığı Harekât Başkanlığı kadrosundaki görevinden bakan onayı ile alındı. Ardından da 2016 yılının Eylül ayında “kendi isteği” ile emekli edildi.

Görüldüğü gibi, üzerinde hiçbir FETÖ göstergesi olmayan Jandarma subayının operasyonel hatları kullanarak ankesör sistemi üzerinden mahrem imamıyla temasları ortaya çıkarıldı.

Üstelik çok önemli görevler yapan bu jandarma subayı, kendisini darbe girişimine kadar saklamayı bildi.

İstatistiğin anlattıkları

Bu konuyla bağlantılı olarak istatistiki bir bilgiyi de aktarmak istiyorum.

Her ikisi de İçişleri Bakanlığı’nın bağlı kuruluşu olarak faaliyet yürüten iki teşkilat olan Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı arasındaki “FETÖ ve darbe süreci”yle ilgili rakamsal farklılığın konuyu daha anlamlı hale getirdiği kanısındayım.

İçişleri Bakanlığı’ndaki resmi kayıtlara göre, 15 Temmuz’da polis bölgesinde 251 şehit verilirken, Jandarma bölgesinde şehit yok. Yine Emniyet bölgesinde 2 bin 331 yaralı varken, Jandarma bölgesinde yaralı da yok.

15 Temmuz’dan bugüne kadar polis bölgesinde yaklaşık 220 bin şüpheli gözaltına alınırken, Jandarma bölgesinde bu sayı yaklaşık 13 binde kaldı.

Tutuklu sayısı; polis bölgesinde 84 bin, jandarma bölgesinde 2 bin 500, adli kontrol şartıyla salıverilenler ise, polis bölgesinde 76 bin, jandarma bölgesinde ise 2 bin 200 dolayında.

Bu arada 15 Temmuz’dan hemen sonra başlatılan operasyonlarda anlaşıldı ki, FETÖ’nün en kritik örgütlenmelerinin yapıldığı yerlerden birisinin Jandarma Genel Komutanlığı olduğu anlaşıldı.

Benzer örgütlenmenin yapıldığı emniyet teşkilatında 17/25 Aralık sonrası büyük FETÖ tasfiyeleri gerçekleşirken, 16 Temmuz sabahıyla birlikte jandarma içine başlatılan soruşturmalarda binlerce FETÖ üyesi jandarma personeli ortaya çıkarıldı.

Bu teşkilata yönelik adli soruşturmalar ülke genelinde halen devam ediyor. Özellikle ankesör soruşturmalarında kritik görevler dâhil binlerle ifade edilecek kadar çok FETÖ üyesi jandarma personeli hakkında adli işlem yapıldı ve yapılıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’yle birlikte jandarma teşkilatında da emniyet gibi zamanında FETÖ’ye yönelik çalışmalar yapılsaydı, belki 15 Temmuz’un yaşanmasının önüne geçilebilirdi.

Bu yazı toplam 1187 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »