Halk TV Canlı Yayın
Cüneyt Akman

Cüneyt Akman

TÜİK bugün işsizlik oranını açıkladı. Rakam çarpıcı: % 12,3. Üstelik bu rakam arızî, ya da sürpriz bir rakam da değil. Beklenen bir rakamdı. Niçin beklenen bir rakam olduğunu bir ana sonraya bırakalım ve bunun aslında ne demek olduğuna bakalım. Önce hatırlayalım 2002 kriz yılı (krizin hemen ardı) bu rakam % 11,34 idi (2001 ise yani hemen kriz öncesi ve yılı, sadece % 10,6.)

2009 yılında Türkiye’yi güya teğet geçen dünya küresel krizi nedeniyle bir ara işsizlik oranı % 13’e değmişti. Yani özetle kriz yıllarının işsizlik oranlarına erişmişiz demek ki. Sadece bu kadar mı? O kriz yıllarında işsizlik hızla yükseldi ve hızla düştü. Halbuki AKP döneminde işsizlik uzun zamandır % 10’un altına gelmiyordu. Yani normal zamanlarda da eskinin kriz dönemlerine yakın ve hatta bazen daha yüksekti.

İki ay önce 2018 aralık ayında paraanaliz. com’da bir yazı yazdım: “Yerli ve millî stagflasyon resmen başladı; vatana millete hayırlı olsun!” diye

Grafiğe dikkat edin. 1 yıl içinde sene başında % 12 büyüyen sanayi üretimi sene sonunda yaklaşık % 10 düşüyordu ve bu düşüş bir trend halindeydi. Tıpkı işsizlik grafiğinde olduğu gibi.

HİSSEDİLEN İŞSİZLİK VE SONUÇLARI

Üstelik bu rakamlar tek başına değil. Bugün açıklanan 2 veriye daha dikkat çekelim;  perakende satış endekslerinde satışlara bakın; azalmaya devam ediyor. Ya da yine bugün açıklanan ciro endekslerine bakın. Bir önceki aya göre düşüş % 1,3. Dün tarım üretici fiyatları açıklandı. Sadece 1 ayda orada çiftçinin maliyeti % 10’a yakın artmış!

Bildiğiniz gibi meteoroloji bültenlerini sunanlar bazen şöyle şeyler söyler: Hava sıcaklığı 3 derece ama hissedilen sıcaklık eksi 1 derece, v.b.

İşsizlik de böyledir. Türkiye’nin eski yıllarında halkın daha büyük bir kesimi kırsal bölgelerde yaşıyordu. İşsizlik durumunda bazıları köyden gıda yardımı alıyor hatta köye geçici olarak dönüyordu. Toplumun kent işsizliğinden etkilenen kesimi de görece daha azdı. Kentte işsizi kalmak kırda işsiz kalmaya benzemez çok daha ağır hissedersiniz. Hele de tarımsal üretimin çöktüğü ve üstünün tanzim satışlarıyla örtülmeye çalışıldığı bir ortamda işsizlik oranının kriz seviyelerine vurması Türkiye’de ilk defa şehirlerde açık veya gizli açlık probleminin ortaya çıkmasına neden olabilir. Tıpkı bundan birkaç yıl öncesinin Arjantin’i veya bazı Asya ve Afrika ülkeleri gibi.

Bir başka önemli konu yıllardır genç işsizliğinin artışıdır. Normal işsizlik oranı 2 puan artarken dikkat edin genç işsizlik oranı 4,3 puan artmış ve % 23,6 olmuş. Buna bölgeler arası eşitsizliği ekleyin ve güney doğuda genç işsizliğin çok daha yüksek olduğunu da hesaba katın.

İşsizliğin bir başka yanı da böyle durumlarda kadınların iş gücü piyasasından ilk dışlananlar olduğunu da ekleyin. Son yıllarda evde yakınlarına bakanlar cüzi bir ödemeyle güya iş gücüne katılıyor gibi gösterildi. Gerçek ise bambaşka. Bu %12 lik işsizliği geçmiş krizlerin % 11 -12-13 gibi krizleriyle karşılaştırırken bir noktaya daha dikkat edelim. Son yıllarda işsizlik tanımı değiştirildi ve eskiden işsiz sayılan bir kısım kişi artık işsiz sayılmıyor. Yani bugünün % 12’si geçmişin 13’ü, 14’üne bedel.

Bugünkü rakamda dikkat edilecek bir konu da istihdam oranının da yaklaşık % 1 (0,8) düşüp % 46,5 olması. Peki bu düşüş bile ne sayesinde? Kamu istihdamının % 20,8 artması sayesinde… Yaşasın birbiri ardından gelen seçimler yani! Peki ya sonra ne olacak?

Özetle sayın Albayrak ekonomik dengelenme yaşıyoruz. İşler iyi gidiyor diyor. Birilerinin işleri iyi gidiyor olabilir. Fakat onlar kesinlikle her gün işten atılan yün binler değil! Üstelik dengelenme nedir? İktisata göre denge bir şeyin yeniden değişmediği durumdur. Ülke bu işsizlik ve bu enflasyon ortamında dengelenecekse hiç dengelenmesin daha iyi.

Bu yazı toplam 1877 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »