Halk TV Canlı Yayın
Atilla Köprülüoğlu

Atilla Köprülüoğlu

Türk Sanat Müziği’nin ‘’dertli gönüllere giren’’ Paşa’sı

Zeki Müren’in ayrılık tarihi, bir Sarı Eylül’dü!

Yanılmıyorsam gün de Salı’ydı!

O gün Usta Foto Muhabiri Fikret Ay ile,

Bodrum’dan Muazzez Ersoy’la gelip TRT için 4 yıl aradan sonra

çekime katılacak Paşa’yı izlemekle görevlendirilmiştik.

Şimdi tarih olan İzmir Fuarı’ndaki (Kültürpark)

TRT Stüdyosu’na geldiğimizde

kalabalık meslektaş ordusuna biz de dahil olduk.

‘’Süper Star’’ Ajda Pekkan’ın da

katılımıyla bir talkshow çekilecekti.

Lüks bir minibüsle geldi Zeki Müren ve Muazzez Ersoy;

arkalarından da Ajda Pekkan.

Araçtan indiğinde güçlükle yürüyordu.

Görüntü alınması da görevlilerce engelleniyordu.

Çok yorgun olduğu gözleniyordu "Sanat Güneşi'’nin….

Asistanı destek oluyordu...

Bizler meraktaydık dışarıda,

‘’acaba stüdyoya bizi kabul edip fotoğraf

verecek miydi?’’

Pek ümidimiz yoktu, çünkü aşırı

kiloları yüzünden yıllardır

medyadan uzak bir "münzevi" yaşamı

seçmişti Bodrum’da.

Yardımcısı gelip de ‘’hepinizi bekliyor’’ dediğinde

şaşırmış ve sevinmiştik.

Bizleri görünce elini kaldırıp hafifçe selâmlamıştı...

TRT Ankara Radyosu’nda kullandığı

ilk mikrofon hediye edilecekti.

Mikrofonu görünce aşırı heyecanlandığı

net farkediliyordu.

Gözlerini kırparak ağzından dökülen

cümleleri dün gibi anımsıyorum;

“Gülsem mi yoksa ağlasam mı bilmiyorum!Çok teşekkür ediyorum kadirşinas Türk halkına!..’’

TRT yöneticisi zat da konuşmasını uzattıkça uzattı.

Bir de üstüne üstlük 2-3 kiloluk mikrofonu vermez mi Zeki Müren’e.

Sunucu Hülya Aydın’ın kolunda zor ayakta duruyordu.

Yerine geçtiğinde Aydın’ın kulağına birşeyler söyledi.

Bir kişinin daha koluna girmesiyle stüdyoyu terketti.

Olağanüstü bir durum sözkonusuydu.

Anlamaya çalışıyorduk!112 Ambulans gelmişti.

Ersoy ve Pekkan ağlayarak çıktılar..

Sorulara yanıt vermiyorlardı.

Tanıdığım bir TRT’ci bana yaklaşıp kulağıma ‘’Kaybettik Paşa’yı’’ dedi.

Meğer sahnedeyken kalp krizi geçiriyormuş!Öğreniyoruz ki, o gün -ilk kez- ilaçlarını da içmemiş!

Ayrıca asistanına tv için

-nedense- siyah parlak kumaşlı ve taşlı elbisesini hazırlamasını söylemiş !

Çok sevdiği sahnesinde kalbine yenilmişti

işte ‘Sanat Güneşi” ..

Cemâl Süreya’nın,

klasik

Türk müziğine ilk arabeski de, valsi de, hafif müziği de getirdiğini yazdığı…

Müzikologların ‘’devrimsel bir insan,

yaşadığı dönemin her zaman 10 yıl ilerisindeydi.” diye tanımladığı…

Hep ‘’alkışlarda hayat bulan’’, naifliği, güzel Türkçesi ile..

''Mesut bahtiyar'' Zeki Müren, bu Dünya’ya sevdalar bırakarak ayrıldı aramızdan!

Bu yazıyı yazarken ben de güftesi bestesiyle nihavend bir Zeki Müren

dinliyorum ‘’vedasına tanıklık eden 80 kişiden biri’’ olarak!;

‘’Bir demet yasemen, aşkımın tek hâtırâsı

Bitmiyor ayrılık, dinmiyor gönlümün hicrân yarası

Ağlasam inlesem silinmez bahtın karası

Bitmiyor ayrılık, dinmiyor gönlümün hicrân yarası..’’

Bu yazı toplam 376 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »