Gerçeğin bedeli: Bir haber, bir gazeteci ve değişmeyen zihniyet
BirGün muhabiri Ebru Çelik, yılın haberine imza attı.
CHP’nin rozet takma törenine para karşılığı figüran taşındığını belgesiyle, fotoğrafıyla, her türlü şüpheyi bertaraf edecek bir titizlikle kanıtladı.
Son yıllarda nitelikli araştırmacı gazeteciliğe hasret kalmış bu coğrafyada; haberciliğin "kopyala-yapıştır" bültenlerden ibaret olmadığını gösteren, tek bir açık kapı dahi bırakmayan muazzam bir işti bu.
Mesleğin hakkını veren genç bir habercinin başarısını izlerken insan iki şeyi aynı anda hissediyor: Gözlerindeki gurur ve içindeki o tatlı kıskançlık.
Ebru kardeşimi yürekten kutluyorum.
Bu haberin ödül yağmuruna tutulacağından, habercilik tarihine nitelikli bir dipnot olarak düşüleceğinden hiç şüphem yok.
Ancak ne yazık ki bu topraklarda gazetecinin kaderi hiç değişmiyor: Gerçeklerden rahatsız olanlar, gerçeği aydınlatanı linç etmeyi ilk refleks sanıyor.
Haber yayınlanır yayınlanmaz CHP yönetiminin gösterdiği reaksiyon, Türkiye'deki siyaset kurumunun "hastalığının" partiler üstü bir sorun olduğunu bir kez daha yüzümüze çarptı. Ebru Çelik ve BirGün Gazetesi bir anda hedef tahtasına oturtuldu. Kullanılan kelimeler tanıdıktı:
"Tetikçi", "Satılık", "Kiralık kalem..."
Yıllardır iktidar blokundan duymaya alışkın olduğumuz o zehirli dil, bu kez muhalefet sıralarından yankılandı. Gücü elinde tutan ya da tutmaya aday olan her odak, sorgulanmazlık zırhına bürünmek istiyor. Oysa gerçekle yüzleşmek yerine gerçeği taşıyan el kırılmaya çalışıldığında, haber yok olmuyor; sadece muhalefet ettiğini iddia edenlerin ilk sınavda sınıfta kaldığı tescilleniyor. Oysa, gerçek karalanamaz, üzeri örtülemez.
Bu haberin bize gösterdiği bir diğer kritik hakikat şudur: Türkiye’de her şeye rağmen gücünü siyasi odaklardan değil, sadece ilkelerinden alan namuslu, özgür gazeteciler var.
Bugün CHP’deki bu skandalı gözünü kırpmadan yazan kalemler; aynı manipülasyonu, aynı yozlaşmayı yarın Yeni Parti ya da bir başkası yaptığında da aynı cesaretle yazacaktır. Gazetecilik bir partinin iktidar yürüyüşüne payanda olmak değil, kamu adına her gücü denetlemektir.
Ebru Çelik bu duruşuyla yalnız değildir.
Haberinle gurur duy güzel kardeşim.
Yolun açık, manşetin bol olsun.