Halk TV Canlı Yayın
Tolga Şardan (Büyüteç)

Tolga Şardan (Büyüteç)

Devletin neredeyse tüm kılcallarına girip “Paralel Devlet Yapılanması”nı kuran FETÖ’yle ilgili her geçen gün yeni gelişmeler günışığına çıkıyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı olan kurumlardan başlayarak zaman içinde tüm bürokrasiye hâkim güç olan FETÖ’nün en büyük organizasyonlarından birisi de Ergenekon soruşturması oldu, şüphesiz.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki laik ve Atatürkçü kadroların bertaraf edilmesi amacıyla kurgulandığı anlaşılan Ergenekon soruşturmasının nasıl bir kumpas olduğu zaman içinde ortaya çıktı, çıkıyor.

Ergenekon kumpasıyla ilgili olarak geçtiğimiz günlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen farklı bir soruşturmada da Ergenekon sürecinde yapılan “tuhaf işler”in bir bölümü daha aydınlandı.

Hatırlanacağı gibi, ABD ile diplomatik ilişkilerimizin krize girmesine neden olaylardan birisi Pastör Andrew Brunson’ın tutuklanıp yargılanmasıydı. Bu süreçte Brunson gibi bir isim daha vardı : ABD’nin İstanbul Başkansolosluğu’nda görevli Türk personel Metin Topuz.

FETÖ’yle bağlantılı olduğu iddiasıyla önce gözaltına alınan, ardından da tutuklanan Topuz hakkında savcılıkça hazırlanan iddianamede, Ergenekon soruşturmaları sürecine de atıfta bulunuluyor.

Cumhuriyet Savcısı Yakup Ali Kahveci’nin kaleme aldığı iddianamenin 65. Sayfasında yer alan bir tanık ifadesi Ergenekon kumpası döneminde merkezinde özellikle FETÖ firarisi eski savcı Zekeriya Öz’ün bulunduğu ve şimdiye kadar gizli kalmış olayların ortaya çıkmasını sağladı.

Savcılığa “tanık” konumunda ifade veren kişi Feyyaz Öztürk adlı bir dönem ABD adına muhbirlik yapmış bir yurttaş.

Burada bir parantez açalım.

Anlatımlarında yer aldığı kadarıyla Öztürk, ABD’nin dünya üzerinde örgütlenmiş Uyuşturucuyla Mücadele Teşkilatı (DEA) adına muhbirlik yapıyor. Yaptığı ihbarlar üzerinden para kazanıyor. Diğer bir deyişle, uyuşturucuyla mücadele çerçevesinde aynı zamanda istihbarat görevi de bulunan DEA, Türkiye’de bir yurttaşı devşirip “eleman” yaparak para karşılığında çalıştırıyor.

Parantezi kapatalım.

İfadeye yansıyan şekliyle hakkında iddianame hazırlanan Topuz ile Öztürk’ün tanışıklığı 2000’li yılların başına kadar uzanıyor.

İddianamenin ilgili bölümüne bakalım:

Dönem, FETÖ’nün yavaş yavaş bürokrasiyi tam manasıyla ele geçirmeye başlayıp güçlendiği sürecin başı, 2008.

Öztürk, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda güvenlik işlerinden sorumlu görevli Metin Topuz hakkında Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurur.

Bu şikâyetin ardından yaşananları Öztürk, özetle şöyle anlatıyor:

“Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nden ismini hatırlamadığım bir müdür beni aradı. ‘Amerika ile ne hesabın varsa gör, ama bu işe hizmet erlerini karıştırma’ diyerek tehdit etti.  Bir dönem DEA'da muhbir olarak çalıştım. Metin Topuz’u bu vesile ile tanıdım. O dönem, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan Tufan Ergüder’in (Ergenekon soruşturmalarını yürüten İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi’nden sorumlu emniyet müdür yardımcısı olan Tufan Ergüder, soruşturmanın önemli isimlerinden İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ile aynı dönem görev yaptı. Ergüder, FETÖ üyesi emniyet müdür olduğu iddiasıyla halen firari durumda ve aranıyor. T.Ş.) Metin Topuz’dan örgüt mensuplarının vize işlemleri için yardım talep ediyor ve karşılık da buluyordu. “

“DEA faaliyetlerinde yakalanacak uyuşturucu maddelerle ilgili FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensupları ‘ihbarcı’ olarak gösterilerek bu sayede örgüte nakdi yönden destek aktarıldı. Bir dönem Metin Topuz, Tufan Ergüder’e FETÖ/PDY silahlı terör örgütü faaliyetleri kapsamında dernekleşmeye hız verilmesi gerektiğini, bu sayede örgüte para aktarılmasının kolaylaşacağını ifade etti.”

“Beni Metin Topuz FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensupları ile tanıştırdı. O dönem Metin Topuz ve Tufan Ergüder’in hazır bulunduğu bir ortamda Tufan Ergüder bana, ‘FETÖ/PDY silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne karşıt olan bir grup içerisine bilgi toplamak maksadıyla görevlendirilmemi’ teklif etti. Bu teklif üzere Metin Topuz bana, ‘Feyyaz şu hizmete bir hayrın dokunsun’ dedi.”

“2008 yılı Mart-Nisan aylarında Metin Topuz’un daveti üzerine Beşiktaş Adliyesi’nde mevcut Zekeriya Öz isimli örgütün kumpas soruşturmalarında aktif görevler yürüten, kumpas soruşturmalarının en aktif mensubu olan malum eski Cumhuriyet Savcısı ile makam odasında görüştük. Burada Metin Topuz bana, ‘Bak savcımızın bir ricası var. Türkiye için kötü şeyler dönüyor. Ergenekon için seni gizli şahit yazdıracağım’ dedi. “

“Ben olumsuz yanıt verdim. Bu defa Metin Topuz, bana ‘alt tarafı 10-11 tane isim ezberleyeceksin, zor değil.’ Dedi. Zekeriya Öz ise, ‘Bunları delillendiremiyoruz. Profilin güzel, bizim tarafta gözükmüyorsun’ dedi. Ben olumsuz yönde cevap verdim, odadan ayrıldık. Sonra Metin Topuz bana ‘Beni bozdun’ şeklinde beyanda bulunarak yakındı.”

“Metin Topuz, ülkemizde DEA faaliyeti görüntüsü altında istihbari  faaliyetlerde bulundu. Topuz, FETÖ/PDY dahil birçok örgütle irtibatlı. CIA'nın ülkemize gelen mensuplarının mihmandarlığını yaptı. Bu kişilere seyahatlerinde iştirak etti.”

Savcılık görüşü

Öztürk’ün aktardığı bilgiler üzerine soruşturma savcısı Kahveci, şu değerlendirmeye iddianamede yer verdi:

“Bu suretle de şüpheli Metin Topuz’un kendisinin görevi ile ilgili iddia ettiği tercümanlık/asistanlık ve mihmandarlık görevini aşacak biçimde casusluk faaliyetleri kapsamında ülkemizde çok sayıda faaliyet yürüttüğü, iş bu soruşturma evrakı ve iddianamenin ana konusunu oluşturan 17 Aralık 2013'de gerçekleştirilen kumpas soruşturmanın yanı sıra örgütün farklı kumpas soruşturmalarına da müdahalelerinin olduğu ve kumpas eylemlerinin yürütülmesinde de etkin olduğu, yine örgüt mensupları ile yoğun ilişkiler içerisinde bulunarak bu yönde örgüt faaliyetlerinin yürütülmesinde etkin ve aktif görevler yürüttüğü, bu faaliyetlerinin casusluk eylemlerinin devamı niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.”

Her ne kadar iddianame şüpheli Topuz hakkında bireysel olarak hazırlanmış olsa da, Ergenekon sürecindeki soruşturmanın amacı, kullanılan teknik işlemler ve sonucu konusunda gayet net ve açık bir fotoğraf ortaya koyuyor.

Özellikle “gizli tanık” yaratılması ve yaratılan gizli tanıklar marifetiyle “olmayan” konuların nasıl “olmuş” biçimine dönüştürülerek kumpasa ortam yaratıldığı gün ışığına çıkarılıyor.

Bu yazı toplam 527 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »