Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

Programlarıma yazılarıma bir süre ara verip tatile çıktım. Güney’de Alanya’da bir köy kahvesinde çay içmek için oturdum, bir yandan da gözüm açık olan bir haber kanalında. Orada peşpeşe “kriz ve döviz” haberleri veriliyor, ne olacağına ilişkin “yurttaşı aldatmaya yönelik hayalperest” öngörülerde bulunuluyor. Gözüme hemen yan tarafta oturan iki yurttaşımız çarptı. Anlaşılan iki “yurdum insanı” hararetle televizyondaki döviz rakamlarıyla ilgili yan taraftaki masalarla sohbet ediyorlar. O iki kişiden biraz daha genç olanı yanı başındakine döndü ve “dibi bulduk değil mi Kamil Abi” dedi. Biraz daha dikkatle baktığımda soruyu soran yurttaşımızın görme engelli olduğunu ve yanındakinden ekranda yazılıp çizilenlerle ilgili bilgi aldığını anladım.  “Kamil abi” görme engelli yurttaşımızın sorusuna başını sallayarak yanıt verdi ancak onun bunu hissettiğini ya da anladığını sanmıyorum.

Bizim halkımızın da durumu bu. Yandaş medya sayesinde nüfusumuzun yüzde 90’ı “bakar görmez” vaziyette. “Dibi bulduk mu Kamil abi” sorusuna yandaş medya aynı otomatik silahtan yapılan yaylım ateşi gibi; “Büyüyoruz, bizi hazmediyorlar”, “Saldırı altındayız çünkü İsviçre olduk”, “SİHA yaptık diye bizi hazmedemiyorlar”, “Amerika’lı bilmem ne dedi ki Türkiye’ye saldırıyorlar”, “O Evanjelistler var ya, İslam düşmanı olanlar bize saldırdı”  yanıtlarını veriyor.  “Dolar, dolsa ne olur dolmasa ne olur” çizgisindeki “Reis”’in talimatıyla “acaba kriz mi var” diyen herkes vatan haini yaftasıyla alnından yaftalanıyor. Doların 3 liradan 6 liraya çıktığı ülkede ekonomiden anlayan bir tek bilim insanı televizyona çıkarılıp “Yahu ne oluyor” diye sorulmuyor. Bizim gibi soranlara da “geri zekalı, sonunu arayan adam, saf ve cahil” muamelesi yapılıyor.

Bakmayın siz “saldırıya uğradık”, “bizi sevmiyorlar”, “Türkiye büyüsün istemiyorlar”, “Bizi kıskanıyorlar” gibi şatafatlı sözlere. Elbette ki emperyalistler bu ülkede “Tam bağımsız Türkiye, kurtuluşa kadar savaş” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ü istemediler. Ancak BOP eş başkanıyla dün hiçbir sorunları yoktu, bugün de yoktur, bundan sonra da olmayacak. Bir de; “ben ne yaparsam yapayım tıpış tıpış gelip oy verecekler” diyen zavallı bir muhalefeti de unutmayalım. Emperyalistlerin onla da pek bir sorunları olmadı.  Pek bir memnun kaldılar.

İşin tek kelime ile tarifi “iflas etmiş müflis tüccar gibiyiz”.

Peki tablo ne;

-Özel sektörün döviz cinsinden 2018 Şubat ayında 815 milyar TL borcu vardı. Son kur artışlarıyla beraber bu borç 1 trilyon 323 milyar liraya çıkmıştır. Şubat ayında dolar 3,76 iken bugün için dolar kurunu 6,10 TL olarak hesaplayarak size bu tabloyu sunuyorum. Eğer dolar bir kuruş daha artmışsa varın bu tabloyu bir hesaplayın,

-2018 mali krizi ülkemize 163 milyar dolara mal oldu. Türkiye kişi başına 2 bin 197 dolar fakirleşmiştir. 2018’de kaybedilen 163 milyar dolar;  bugüne kadar haraç mezat, yandaşa kıyak, üzerinden komisyon hesabıyla çarçur edilip satılan Cumhuriyetin o inci tanesi (basma fabrikaları, SEKA kağıt, TEKEL, Demir-Çelik, Alimunyum, Gübre, Et-Balık, Fiskobirlik) kurumlarının tümüne verilen fiyat olan 73 milyar 541 milyon 622 bin 555 Dolar’ın iki katından fazladır. Yani ülkeyi bedavaya satışa getirdiler.

-S&p yani Standart and Poors adlı uluslararası kredi derecelendirme kuruluşunun verdiği son bilgilere göre 2018 yıl sonu tahminlere göre; Dolar kuru 6,90, GSYH 688 milyar Dolar (2017’de 851 milyar dolardı), İşsizlik yüzde 10,5, Enflasyon yüzde 15,9, bütçe açığı yüzde 3, cari açık yüzde 5,6. Yani iyiye değil daha kötüye gideceğiz.

Bakın bu tabloyu gören Türkiye’nin anlı şanlı şirketleri borç yapılandırılması için çoktan bankalarla masaya oturdu.  BBC Türkçe’nin haberine göre borçlarının yapılandırılması için bankalarla masaya oturan şirketler şöyle; Yıldız Holding (Ülker Grubu), Doğuş Grubu, Türk Telekom, GAMA holding, Emay İnşaat, Galatasaray, Bimeks, Aynes, Componenta dökümcülük. Bitti mi hayır bitmedi. Merkez bankasının verilerine göre banka dışı firmaların net döviz açık pozisyonları Mayıs ayında 217,3 milyar dolardı.

Peki uluslararası şirketlerde durum ne derseniz; Reuters’in haberine göre Çek Cumhuriyeti merkezli enerji şirketi CEZ Türkiye’de yüzde 37,36 hissesine sahip olduğu Akenerji’nin borçlarını yeniden yapılandırmayı gündeme aldı.

Şu ana kadar firmaların bankalardan talep ettiği yeniden yapılandırma miktarı 20 milyar Dolar civarında. Beklenen rakam 80 milyar dolar.

Yani; “çalsın ama bana da versin”, “çalıyorlar ama iş yapıyorlar”, “avantamı versinler ne yaparlarsa yapsınlar”, “Bunlar işini biliyor” gibi zekice (şark kurnazlığı) olduğu izlenimini veren ancak aslında kendi geleceğinin yok edilmesinin plan ve projesini küçük çıkarları için hoşgören büyük kalabalıklar için bu son tren düdüğüdür. Tabi bir de bunların “Allah’ın memlekete bir lütfu” olduğuna inanan saf yurttaşlarımız için de bu artık son ihtardır. CHP genel başkan yardımcısı Aykut Erdoğdu’nun verdiği rakamla; “Türkiye’de 2002 yılından bu yana hazineden çalınan net rakam 1 trilyon doları geçiyor”.

Özetle; “Donunuza kadar soyuldunuz. İnadınızdan vaz geçmediniz. Şimdi bu kuru inat uğruna bir ülkeyi heba edecekseniz”.

Ben de her şey bir yana;  buna yanarım…!

Bu yazı toplam 344 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »