Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

Sözcü gazetesinin önemli ve etkileyici kalemlerinden biridir Yılmaz Özdil. Kimi görüşlerine katılmayabilirsiniz (yukarıda olduğu gibi), kimi yazdıklarını gereğinden fazla sert ve kışkırtıcı da bulabilirsiniz ancak okumamazlık etmezsiniz. Biat kültürüyle yetişen, sorgulamak yerine tabi olmayı seçen, yaşamın gerçek değerlerinden uzaklaşıp kendi yanlışlarını tekrar ede ede doğru kabul edip karşı tarafı küçümseyen, son okuduğu kitap “Risale-i Nur” olanları bunun dışında tutuyorum tabi. Onları bilerek ya da bilmeyerek bu ülkeye yaptığı kötülüklerden dolayı Allah affetsin. Kendi kültürünü ve inancını gerçeklerin ışığında, yeryüzünde kabul edilen evrensel ve temel ilkelerin ışığında yorumlama, sentezleme gücüne sahip olanları da ayrı tutmamız gerektiğine de ısrarla işaret ediyorum.

Atatürkçülerin, cumhuriyetçilerin, sosyal demokratların, şoven olmayan gerçek solcuların ve sosyalistlerin kabul ettiği bir evrensel ilke vardır; “eleştiri-özeleştiri”.  Akılcılık (rasyonalizm) süzgecinden geçen her bilgi damıtılmış taze su kadar yumuşak ve lezzetlidir. Bunun karşıtı biat (fealty) batının en çok alerji duyduğu kavramlardan biridir. Sosyal demokrat biat etmez, çıkarlarına uygun davranmak yerine toplumsal çıkarın nasıl kamu yararına yontulacağını düşünür. Eşitlik-adalet-özgürlük “olmazsa olmaz” kriterleridir. Kopyacılık, fırsatçılık, neme lazımcılık, çıkarcılık, ranta çevirebildiği her inancı sömürebilme yeteneği sadece sağcılarda vardır. Kimse kusura bakmasın. Burada inancı gereği “Allahtan korkan,kuldan utanan” muhafazakarları bir tarafa ayırıyorum.

Gelelim Cumhuriyet Halk Partisine. Yakın siyasi tarihe dikkatle göz attığınızda; halkla inatlaşan, tabanın tepkilerini ve duyarlılıklarını önemsemeyen, kendi çıkar ve beklentilerini kendisine destek veren büyük yığınların beklenti ve duyarlılığından daha önemli sayan, halkı yaptığı tercihlerine mahkum kalıp bu tercihlerde her durumda ısrar etmekte kararlı varsayan siyasi hareketler hep yok olup gitmiştir. Örnek mi istiyorsunuz; Anavatan Partisi, örnek mi istiyorsunuz, Demokrat partiden beri bir geleneği ısrarla sürdüren doğru Yol Partisi, örnek mi istiyorsunuz arkasında kocaman bir Bülent Ecevit olmasına rağmen Demokratik Sol Parti. Son kötü örnek 120 yıllık bir “Türkçü-mukaddesatçı” çizgiden gelen Milliyetçi Hareket Partisi. Bakmayın siz atıp tutmalara o partinin de sonu gelmiştir.

Mesela ANAP. 1983'ten 1991'e kadar aralıksız olarak tek başına iktidarda kalmış, 1996 ile 2002 yılları arasında da çeşitli koalisyon hükümetlerinin içinde yer almıştır. 31 Ekim 2009 tarihinde Demokrat Parti ile birleşip siyasi varlığına son vermiştir. Doğru Yol Partisi (kısaca DYP), Demokrat Parti (DP) ve Adalet Partisi (AP)'nin siyasi mirasçısı olduğu kabul edilen eski siyasal parti. 1983 yılında, 12 Eylül Darbesi'nde kapatılan Adalet Partisi'nin devamı olarak kurulan DYP'nin, 2007 yılında adının Demokrat Parti olarak değiştirilmesiyle hukuki varlığı sona ermiştir. Peki DSP derseniz; Demokratik Sol Parti (DSP), Rahşan Ecevit tarafından 14 Kasım 1985'te kurulmuştur. Özellikle 1990'lı yılların ikinci yarısı ile 2000'li yılların başında Türkiye siyasetinde etkili olmuştur. Bir dönem iktidar olma şansını (koalisyon olsa bile) yakalayan bu parti bugün nerede.

Siyasi partiler; Türkiye siyaseti yönlendiren lider ve kadroların kendi çıkarlarını toplumun ve ülkenin çıkarlarının önüne yerleştirdiği andan itibaren önce yavaşlamış, sonra çöküşe girmiş sonra kaybolmuştur. Özellikle liderler kişisel kaygı ve beklentilerini halkın beklenti ve kaygılarının önüne çekmeye başladığı andan itibaren ister istemez bir “bilinçsiz ihanet” döngüsünün içine girmeye başlamışlardır. Bu döngü başladıktan sonra kurumların ve kişilerin nereye savrulacağını artık kişiler değil döngünün kendi içsel matematiği belirlemeye başlar.

Cumhuriyet Halk Partisi ne yazık ki son zamanlarda halkla inatlaşan, seçmen iradesine direnen, politik gerçeklik ve gereklilikten hızla uzaklaşan bir siyasi kurum olmaya başlamıştır. Aslında olaylara doğru baktığınızda halkın, aklı başında namuslu ve aydın kesimlerin, yurtseverlerin, hala bu ülkenin bir geleceği olduğuna inanların bu partiye ihtiyacı vardır. Bu; kaos anında bir “camı kırın ve kolu çekin”, “yangın anında çıkın” partisidir.

Dikkatimi çekiyor; kurultayın olmaması için inatlaşan isimlerin ilginç bir koalisyon oluşturduğunu görüyorum. Sosyal demokratlara Ankara’yı kaybettiren esik bir siyasetçinin belediye başkanı olan hırslı oğlu, AKP’den gelen “Çakma CHP’liyim” diyerek övünerek gezinen bir yerel yönetim derebeyi, yolsuzluk ve usulsüzlük batağına saplanıp belediye başkanlığını bırakıp geri dönmek için zaman kollayan siyaset fırsatçıları, ÖDP çizgisinden geldiğini ve çizgisinin farklı olduğunu saklamayan,  Cumhuriyet Halk Partisi ile hiçbir illiyet bağı olmadığını en az onlarca kez kendi sosyal medya mecrasında paylaşma ihtiyacı duyan parti büyüğü kişilerin kurduğu bir ortak koalisyon. Biraz Mehmet Bekaroğlu sosu, birazda “canlar bizi bırakmayın” tevatürü.

Bakın size söyleyeyim…Sadece “belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini biz belirleyelim” ve hatta “İzmir’e ben geleyim, İstanbul’a sen gel, Hatay’ı nasıl olsa seçilemez ama arkadaşımıza tekrar verelim, Aydın’ı da kaçırmayalım” telaşı ile kurultayı toplamasanız bile yerel seçimlerden sonra bu anlayış partiyi bir bölünmeye götürür. CHP’den de bir “İyi Parti” çıkar ve bunun farkına bile varmazsınız.

Katılırsınız, katılmazsınız…

Ama Yılmaz Özdil ne demişti;

CHP’yi kurtarmadan Türkiye’yi kurtaramazsınız…!”

Bu yazı toplam 408 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »