Halk TV Canlı Yayın
Uğur Dündar

Uğur Dündar

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve beraberindeki heyetin Türkiye ziyaretleri Suriye'de yakın gelecekte yaşanacaklara ışık tutması açısından çok önemli.

Bolton'la yapılan görüşmelerin analizine geçmeden önce, geçen yılın son günü Cumhuriyetçi Parti'nin Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham'ın Başkan Trump ile görüştükten sonra yaptığı şu açıklamaya bakmakta yarar var.

“Başkan, Suriye'den söz konusu olabilecek herhangi bir çekilmede şunları temin etmiş olacak: Bir; DEAŞ tamamen imha edilmiş olacak. İki; İran boşalan yerlere yerleşmeyecek. Üç; Kürt müttefiklerimiz korunmuş olacak. Başkan Donald Trump, çekilme süreci uygulanırken bu amaçların gerçekleşmesi konusunda komutanlarımız ve müttefiklerimizle çalışıyor!..”

★★★

Ne ilginçtir ki, Bolton ve ekibi Türkiye'ye gelmeden önce İsrail'e gittiler.

Oradaki görüşmelerin ardından Bolton, Senatör Graham'dan daha sert bir açıklama yaparak YPG ve PYD'den “Birlikte savaştığımız Kürtler” diyerek söz etti. Yani Suriye Kürtlerinin tümünü, PKK uzantısı bu terör örgütüyle bir tuttu. Ayrıca, Türkiye'nin ABD'nin Kürt müttefiklerine saldırmayacağı konusunda güvence vermesini istediği gibi, kendilerinden izin alınmadan harekat yapılmaması gerektiğini belirtti.

Bu arada lütfederek (!) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye topraklarında, sınırımızdan 300-350 kilometre derinlikteki DEAŞ'le mücadele edip, bu tehlikeyi ortadan kaldırması gerektiğini söyledi.

★★★

Sonrası malum…

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Beştepe'nin ve Dışişleri'nin sert tepkileri…

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'ndan “Türkiye'nin güvenliği pazarlık konusu değildir” diye başlayıp “Suriye Kürtlerini terör örgütleriyle bir tutmak, hem Kürtler, hem de bizim zekamızla alay etmektir” cümlesiyle biten zehir zemberek açıklama…

★★★

Hep yazıyor ve söylüyoruz.

Emperyalizmin bu coğrafyadaki oyun planında ilk madde İsrail'in güvenliği ve çıkarlarıdır!..

BOP adı altında başlatılan uyduruk “Arap Baharı”nın asıl kurgulanma nedeni de İsrail'in kalıcı biçimde güvenliğini sağlamaktır.

Irak'ın, petrol zenginliğine çöküp, Çin ve Uzakdoğu'ya giden enerji yollarını kontrol altına almak gibi farklı bir işgal nedeni olsa da, Suriye'ye sadece bu nedenle saldırılmıştır. İkinci hedef İran'dır. Condoleezza Rice'ın 2003'de henüz Bolton gibi Ulusal Güvenlik Danışmanı olduğu dönemde söylediği nihai hedef Türkiye'nin üniter yapısıdır!..

★★★

ABD askerlerinin tümü Suriye'den çekilir mi? Çekilir ama bir koşulla.

İsrail'i koruyacak garnizon devleti kurabilmek amacıyla eğitip silahlandırdığı YPG/PYD'yi de güvenceye almak koşuluyla…

Zaten karınlarından konuşurken aslında bu mesajı vermiyorlar mı?

Bu arada Rusya'nın masadaki ağırlığını kararlı biçimde koruduğunu, bir yandan Türkiye ve İran ile ilişkileri geliştirirken, diğer yandan da PYD ile temas halinde olduklarını unutmamak lazım.

★★★

Peki, Türkiye, Suriye sınırı boyunca yaklaşık 900 kilometre uzunluğundaki bir kuşakta ortaya çıkan bu güvenlik tehditini bertaraf etmek için ne yapmalı?

Suriye topraklarının 300-350 kilometre derinliğine dalıp, batağa iyici saplanmak yerine, DEAŞ'la mücadeleye katkı sağlarken, öncelikli hedef olarak bu garnizon devlet yapılanmasını boşa çıkartacak ve tehditi bertaraf edecek her türlü hamleyi yapmalı.

Suriye topraklarının ABD'nin tapulu malı olmadığı, bağımsız ve güçlü bir devlet olan Türkiye'nin, bekasına yönelik tehditler karşısında kendisini koruma hakkı bulunduğu, Bolton'a söylendiği gibi, aynı üslupla Başkan Trump'a da anlatılmalı.

★★★

ABD'de başkanlar değişir ama ABD'nin İsrail'e bakış açısı değişmez! Hele işbaşındaki Evanjelistlerin asla!..

Ayrıca ABD Başkanı'nın hangi partiden olduğu hiç fark etmez! Bu coğrafyada İsrail ne derse, ABD onu yapar!..

Bize gelince… Üniter yapımızın ve laik, demokratik Cumhuriyet'in değeri ortada…

Uğur Dündar'ın yazısı

Bu yazı toplam 214 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »