Halk TV Canlı Yayın
Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

“Aşk olsun sana çocuk”; “Paraları sıfırladın mı oğlum”’a karşı…

Biliyorsunuz bir futbolcu eskisi, kendini yorumcu zanneden bir işbirlikçi ve yağcı var. Hayatında ilk kez yanlış bir şeyi tarif ederken doğru söyleyen adam durumuna düşen “Şeytan Rıdvan”. Yaşamında ilk kez birine yalakalık yaparken bir başka değeri de bir kez bize hatırlatan; bir kez daha bize “Aşk olsun sana çocuk” dedirten o ipe sapa gelmez futbolcu eskisi.

Madem; “Ben Tayyip Erdoğan’a baktığım zaman parkasız bir Deniz Gezmiş görüyorum” diyorsun o zaman gel beraber kısa bir yolculuk yapalım; Şeytan…

-Deniz Gezmiş: 1947’de Ankara’da tek katlı bir evde doğdu. İki öğretmenin çocuğuydu. İlk ve orta okulu Sivas’ta, liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesinde okudu.

-Recep Tayyip Erdoğan: 26 Şubat 1954'te İstanbul'un Beyoğlu ilçesindeki Kasımpaşa semtinde doğan Recep Tayyip Erdoğan;Tayyip adını dedesinden aldığı belirtilmiş ancak Recep adını doğduğu günün Hicrî takvime göre Recep ayına denk gelmesinden dolayı aldığı iddia edilse de doğduğu gün Hicrî takvime göre Recep ayına bir türlü denk getirilememiştir. Aslen Rizeli olan Recep Tayyip Erdoğan 1965 yılında Kasımpaşa Piyale İlkokulu'ndan, 1973 yılında ise İstanbul İmam Hatip Lisesi'nden mezun oldu. Fark dersleri sınavını vererek Eyüp Lisesi'nden de diploma aldı. Ancak yüksekokul eğitimi biraz karışık. Marmara Üniversitesi İktisadî ve Ticarî Bilimler Fakültesi'nde okuyan Erdoğan, bu okuldan 1981 yılında mezun olduğu ileri sürülse de o yılda üniversitenin böyle bir bölümü bulunmadığı iddiaları ve Erdoğan’ın bir türlü diplomasını ortaya koymaması tartışmaları daha da şiddetlendirdi. Sonuç olarak; Erdoğan, 25 Ağustos 1971 tarihinde yasayla özelleştirilen aslında adı “İstanbul Tuna İktisadi ve Ticari Bilimler Yüksek Okulu” olan Aksaray İktisat ve Ticaret Yüksek Okuluna kaydını yaptırarak girdi. Recep Tayyip Erdoğan’ın okul numarası 2443 olmasına rağmen Marmara Üniversitesi’nden verilen diplomasında ise öğrenci numarası, 8345 olarak görülmektedir.

-Deniz Gezmiş; daha 18 yaşındayken Türkiye İşçi Partisine kaydoldu. 15 Ağustos 1966’da Çorum Belediyesi’nde işten çıkarılan temizlik işçilerinin yürüyüşü başladığında Gezmiş TİP Üsküdar ilçe sekreteriydi. 15 günlük yürüyüşten sonra İstanbul’da işçileri karşıladı. O eylemde ilk defa gözaltına alındı ve ilk kez bu haberle gazetelere çıktı. 19 yaşındaydı. Önce fen Fakültesine ardından da Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı.

-Recep Tayyip Erdoğan; Otobüs duraklarında bilet satışı, sucuk ticareti ile ufak ufak ticarete başladı. Siyasete uzaktı.İmam hatipli olarak çizgisi belliydi ama keşfedilmeyi bekliyordu. Erdoğan 1969 yılında, 15 yaşındayken Camialtı Spor Kulübünden transfer teklifi alarak bu kulüpte spor etkinliklerine devam etti. Bu arada Camialtı Spor Kulübünden, İ.E.T.T'ye transfer oldu. 1976 yılında İ.E.T.T futbol takımı İstanbul şampiyonu oldu. 12 Eylül 1980 sonrası İ.E.T.T’den ayrılmak zorunda kaldı. 16 senelik futbol hayatını da böylece noktalamış oldu. Siyaseten keşfedilmek için 12 Eylül’ü beklemişti.

-Deniz Gezmiş: 1967’de Kıbrıs Krizi alevlendiğinde Gezmiş yine alanlardaydı ve Taksim’de ABD bayrağı yakan üç kişiden biriydi. Bir sene sonra ise protestodan protestoya koşuyordu. O yıl, öncelikle Uluslararası İktisadi ve Ticari İlimler Öğrencileri Komitesi’nin (AIESEC) İÜ’deki 20. Kongresi hedefindeydi. Başbakan Süleyman Demirel’in toplantıya katılması bekleniyordu. Ama Demirel bakanıyla mesaj yollamıştı.Gezmiş ve arkadaşları o mesaj okunduğu sırada slogan atarken gözaltına alındılar, ardından çıkarıldıkları mahkeme tutuklanmalarına karar verdi. Zamanında Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Aziz Nesin’in de kaldığı Sultanahmet Cezaevi’ne götürüldüler. Böylece Deniz ilk defa cezaeviyle tanıştı.

-Recep Tayyip Erdoğan: Lise yıllarında MTTB öğrenci kollarında aktif rol alan Erdoğan, siyasi hayatına 22 yaşında MSP Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığı'na seçilerek başladı.Amerikan genelkurmay başkanı tarafından “Bizim çocuklar bu darbeyi yaptı” diyerek alkışlanan ve ön saflarda gösterilen 12 Eylül cuntasının faşist generalleri “Ilımlı İslam” bayrağını Türkiye’nin semalarına çekmiş ve İslamcılara siyaset yolunu açmış ve Erdoğan da bu kulvardan siyasete girmişti.

Deniz Gezmiş: 68 yazında sokaklardaki özgürlük rüzgârına karşı, devlet komünizmle mücadeleyi kafasına koymuştu. Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) komando kamplarında eğitim verecek, burada yetişenler solcu öğrencilerle mücadele ederken şiddet olayları başlayacaktı.15 Temmuz’da İstanbul’a gelen Amerikan 6. Filosu protestosunu izleyen günlerde bu fitil ateşlendi. İki gece sonra İTÜ Öğrenci Yurdu polislerce basıldı ve Vedat Demircioğlu pencereden aşağı atıldı.Demircioğlu komadayken ertesi gün kalabalık öğrenci kitlesi Deniz’in öncülüğünde öfkeyle yürüyordu. Dillerinde “Akın var güneşe akın / Güneşi zapt edeceğiz, güneşin zaptı yakın” dizeleriyle Dolmabahçe’de ABD filosuna saldırdılar ve askerleri denize döktüler. 24 Temmuz’da arkadaşları Demircioğlu vefat ettiğinde artık herkes çok öfkeliydi. Gezmiş bu olaydan sonra bir kere daha tutuklandı. Neredeyse bir ay cezaevinde kaldı. Tahliye olunca da Cihan Alptekin ile birlikte Devrimci Öğrenci Birliği’ni (DÖB) kurdu.

Recep Tayyip Erdoğan: Milli Türk Talebe Birliği'ndeki görev yıllarından sonra, 1976 yılında Milli Selamet Partisi Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığına ve aynı yıl MSP İstanbul İl Başkanlığı'na seçildi. 27 Mart 1994 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu ve %25,19 oy alarak seçimi kazandı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde hakkında çok sayıda dava açıldı. Akbil, İsfalt ve İdo hakkında açılan yolsuzluk davaları, milletvekili seçildiği dönemde geçici olarak donduruldu. Daha sonra Deniz Feneri yolsuzluğu davasında Alman Savcı tarafından doğrudan suçlandı ama hakkında dava açılmadı.

Deniz Gezmiş: DÖB’ün ilk işi -diğer üniversite birlikleriyle birlikte- Samsun’dan Ankara’ya “Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü” oldu. Demirel, 10 Kasım’da sonlanacak yürüyüşle ilgili “Yollar yürümekle aşınmaz” sözünü işte o zaman söyleyiverdi.Kasım sonunda ABD Büyükelçisi Robert Komer’in Ankara’ya atanması gençler arasında infiale sebep oldu. Komer Vietnam’da görev yapmış eski bir CIA ajanıydı ve daha uçağı piste değerken protestolar başladı. Deniz bu eylemde yine tutuklandı. Aralık’taki duruşmasında tahliye edilirken “Kahrolsun Amerika” diyordu.

Recep Tayyip Erdoğan: 1989 yılında, Beyoğlu Belediye Başkanlığı seçimini kaybettikten sonra, seçim sonuçlarına itiraz için başvurduğu mahkemede hakime "sarhoş" diye hitap etti, bu nedenle bir hafta göz altında tutuldu ve para cezası aldı. 12 Aralık 1997 yılında, Siirt'te yaptığı bir konuşmada Ziya Gökalp'in 1912 yılında Balkan Savaşı için yazdığı Asker Duası adlı şiirini değiştirerek "Minareler süngü, kubbeler miğfer / Camiler kışlamız, mü'minler asker / Bu iláhi ordu dinimi bekler / Allahu Ekber, Allahu Ekber" şeklinde okudu. Ülkenin ikiye bölündüğünü ilan etti.  Bu konuşması sonucunda "Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" suçundan dolayı hakkında dava açıldı. Erdoğan Kırklareli’nin Pınarhisar İlçesi Cezaevinde 4 ay mahkum olarak cezasını tamamlayıp 24 Temmuz 1999 tarihinde cezaevinden çıktı. Adı önce Deniz Feneri yolsuzluğuna karıştı ardından 17 Aralık'ta başlayan ve AKP'ye uzanan Türkiye'nin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun darbe olduğunu iddia etti. Operasyondan sonra Erdoğan ve çocukları arasında geçtiği iddia edilen birçok ses kaydı internete düştü. Erdoğan bu kayıtların montaj olduğunu savundu. Bilal Erdoğan'a ait TÜRGEV'e bağış yapan iş adamlarına usulsüz şekilde ihale verildiği haberleri manşetleri süsledi. Erdoğan, "Paralel" olarak yorumladığı cemaati bitireceğini ilan etti. İktidarı boyunca öve öve bitiremediği Fethullah Gülen'e 'Ne istediniz de vermedik?" diye sormaktan çekinmedi.AKP iktidarı ile birlikte Erdoğan'ın çocukları da ticarette hızla yükselişe geçti. Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışında bursla okuyan büyük oğlu Ahmet Burak 4 yılda Yüzde 50 ortağı olduğu “MB Denizcilik” adlı şirket, 6 Şubat 2007’de 95.7 metre uzunluğunda Safran 1 adında bir kuru yük gemisi aldı. Gemiyi satan Gürgem Deniz Nakliyat’tan Hasan Doğan, satış fiyatının 2 milyon 325 bin dolar olduğunu söyledi. Burak, gemiyi ortağı ile birlikte 500 bin doları peşin 36 ay taksitle satın aldı. Burak Erdoğan, ilerleyen zamanlarda büyük bir gemi filosunun sahibi oldu, diğer çocuklar da ticarete atıldı.

Deniz Gezmiş: 1970’in yaklaşık 300 gününü cezaevinde geçirdi. O Eylül’de tahliye olana kadar Türkiye’de sular durulmamıştı. Bu sürede DİSK’in çağrısıyla işçiler birleşmiş, tarihe 15-16 Haziran Olayları olarak geçecek direniş yaşanmıştı.Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO), 1960’ların ikinci yarısında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan, Taylan Özgür ve Cihan Alptekin tarafından kuruldu. Örgüt, kuruluşunu daha önceki bir dizi eylemlerinden sonra 4 Mart 1971’de yayımladığı bir bildiri ile duyurdu. 12 Mart 1971 Askeri Darbesi Türkiye’nin üzerine çöktükten üç gün sonra Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Tayfur Cinemre ve Sinan Cemgil iki motosikletle yola çıktılar. Deniz ve Yusuf “06 EY 943″ plakalı kırmızı motosikletle, yol ayrımında arkadaşlarıyla vedalaştılar. Kırıkkale, Yozgat, Sivas üzerinden Malatya’ya geçeceklerdi. Sivas girişinde polisler kontrol yapıyordu. Bunun üzerine Sivas’a girmeden Şarkışla yoluna saptılar. Orada benzinleri bitti. Polisler şüpheli bir durum olduğunu anlayıp onları karakola götürürken havaya birkaç el ateş ettiler. Yusuf vuruldu, Deniz ise Gemerek’te kıstırıldı. O günün anısı “Şarkışla” ile dillere dolandı. Tarih 16 Mart 1971’di.Yakalandılar ve yargılandılar. Deniz Gezmiş ve 17 arkadaşını 9 Ekim 1971’de idama mahkûm etti. Şöyle diyordu Deniz Gezmiş asılacağı günle ilgili; “Asılma günü gelip çatınca, o sevdiğim giysilerimi giyeceğim. Postallarımı, parkamı. Beyaz ölüm gömleğini giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim. Kesin direneceğim ve giymeyeceğim. Öyle her zamanki gibi, eyleme gidiş tavrımla gideceğim darağacına.Yok, tıraş falan da olmayacağım. Önce gidip orada oturacak, bir sigara yakacağım. Sonra demli güzel bir çay içeceğim. Ha, bak, Rodrigo’nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada. Bak bunu çok isterim. Sanırım, asılacak bir insanın son isteklerini geri çevirmezler. Bunları isteyeceğim.”

Gülünün solduğu akşamdı. Üç fidan ölüme gönderildi. Bunlardan biri Deniz Gezmişti. Yani AKP’lilerin deyimiyle terörist Deniz Gezmiş.

Ve yıllar geçti başka bir isimse Cumhurbaşkanı oldu; Recep Tayyip Erdoğan.

2002 yılında iktidara geldikten sonra 2004 yılında Habertürk’te Fatih Altaylı’ya aynen şunları söylüyordu; “Türkiye’nin Orta Doğu’da bir görevi var. Biz Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz

Bir tarafta “Tam bağımsız Türkiye” rüyasına inanan bir devrimci, öte tarafta Amerika’nın Büyük Ortadoğu projesinin eş başkanı.

Yazık sana be şeytan. Bari benzetmeyi yaparken biraz daha insaflı ve vicdanlı olsaydın da yalakalığın bir tadını çıkarabilseydin.

Bu yazı toplam 389 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »