"Türkiye Yönetilmiyor, Sürükleniyor"

"Türkiye Yönetilmiyor, Sürükleniyor"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DİSK'in 15.Olağan Genel Kurulu'nda konuştu.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) 15.Olağan Genel Kurulu’na katıldı.Burada konuşan...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DİSK'in 15.Olağan Genel Kurulu'nda konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) 15.Olağan Genel Kurulu’na katıldı.

Burada konuşan CHP lideri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’nun protestolar nedeniyle salonu terk etmek zorunda kalmasına ilişkin, “Mademki konuklarımızı buraya davet ettik, o konukları dinlemek de hepimizin görevidir. Dolayısıyla keşke tepkiyi göstermeseydiniz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı en azından kıdem tazminatı konusunda ne söyleyecek hep beraber dinlemiş olurduk. Sayın DİSK Genel Başkanının söylediklerini, işçinin neler beklediğini doğrudan O da duymuş olacaktı, bu fırsatı kaçırdık, keşke kaçırmamış olsaydık” dedi.

“TARİHİN EN DERİN KRİZİ”

Bugün, Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en derin krizlerinden birini yaşadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “İçeride bu krizleri yaşıyoruz. İşsizlik geldi yüzde 10 buçuklara. Yılın 15 gününde işi olan, ‘senin işin var’ diyorlar. Onlar bu rakama dahil değil. 6 milyonun üzerinde işsizimiz var, 17 milyonun üstünde yoksulumuz var. Sendikalaşmanın önündeki en büyük engel işsizliktir. Taşeron işçi korkusundan sendikaya üye olamıyorsa, ‘benim de haklarım var’ sözcüğünü ağzına alamıyorsa burada ciddi sorunumuz var. Siyasetçiden çok daha fazla işçilere düşen görev var. Ayağına kurşun sıkan işçi sendikası olmaz, işçinin hakkını savunmayan, siyasal iktidara kapılanmış sendikacı olamaz” dedi.

“ANA İLKEDE BERABER OLMAK ZORUNDASINIZ”

Sendikalara seslenen Kılıçdaroğlu “Böl ve yönet’ öteden beri söylenir, küçülterek yönetmek düşüncesi her dönem vardır. Bölünmeden yola devam etmek gerekir. Küçük ayrıntılarda bölünmek birilerinin ekmeğine yağ sürer. Ana ilkede beraber olmak zorundasınız, bölünürseniz zaten o siyasetçilerin ekmeğine siz kendiniz yağ sürmüş olursunuz. Bölünmeden birlikte yola devam etmek sendikacıların başarısını getirir” dedi. Kılıçdaroğlu, bütün dikta yönetimlerinin sendikalara karşı olduğunu ifade ederek “Eğer dikta yönetimine teslim olmak istemiyorsak, yapacağımız şey ayrışma olmadan işçilerinin tamamının ortak harekete etmesidir” diye konuştu.

Türkiye’de milyonlarca kişinin kayıtdışı çalıştığını belirten Kılıçdaroğlu, “Kayıtdışı çalışma nasıl önlenir, dünyada bilinen tek yolu; sendikalaşmanın olduğunu yerde kayıtdışılık olmaz, bu kadar basit. Kimin ne kadar çalıştığı, aldığı aylık belli, toplu sözleşme belli. Niye bunu yapmıyoruz. Bunun dışındaki bütün söylemler işçileri kandırmaya yöneliktir, bu tuzağa sakın düşmeyin” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE YÖNETİLMİYOR, SÜRÜKLENİYOR”

Ekonomik ve Sosyal Konsey’in 2009’dan bu yana toplanmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Bir de kalkmışlar toplumsal uzlaşmadan söz ediyorlar. Benim üzüldüğüm nokta, 7 yıldır toplanmayan kurula işçilerin baskı yapıp ‘Ey Başbakan sen bunu niye toplamıyorsun’ diye daha kararlı bir tavır takınmamalarıdır. Eğer sen Anayasal bir kurala uymuyorsan, sokaktaki vatandaşa biz nasıl ‘kanunlara uy’ diyeceğiz. Türkiye, tam bir aldatma mekanizması üzerine yönetiliyor. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyet tarihinin en derin krizlerinden birisini yalıyor. Türkiye yönetilmiyor, Türkiye bir yerlere sürükleniyor” diye konuştu.

“ANCAK DİKTATÖRLERİN OLDUĞU ÜLKELERE SEYAHAT ETMEK DURUMDA KALIYOR”

Hükümetin dış politikasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Özellikle Suriye politikasında tarihin en büyük yenilgisini yaşadı Türkiye. Ortadoğu’da başvurulan bir ülkeydi Türkiye, şimdi Ortadoğu’dan dışlanan bir Türkiye var. Avrupa’dan, Amerika’dan, Uzak Doğu’dan yani dünyadan dışlanan bir Türkiye var. O kadar ki bir kişi ancak ve ancak diktatörlerin olduğu ülkelere seyahat etmek durumda kalıyor. Böyle bir tabloyu kabul etmiyoruz. Alın teriyle oluşturduğumuz Türkiye’nin itibarı birileri tarafından sıfırlanıyor. Bu tablo bu ülkenin namuslu insanlarının, bu ülkenin emekçilerinin kaldıracağı bir tablo değil. Bunun önüne hep beraber geçmek zorundayız. Bunun yolu sadece slogan atmak değil, bilgiyle donanıp, bilgiyle halkın karşısına çıkacağız.

“DÜNYA KAPILARINI KAPATTI"

Beş ülkede büyükelçimiz yok, Cumhuriyet tarihinde ilktir. Hiçbir komşumuzla aramız iyi değil. Böyle bir tabloyu Türkiye hiç yaşamadı. Şimdi çıkış arıyorlar. Kimse kusura bakmasın, bu politikayla zaten dünya kapılarını kapattı size. Şimdi Suriyeli göçmenleri şantaj olarak kullanıyorlar. ‘Ya bana 3 milyar avroyu verirsin, ya da hepsini otobüse bindirip sana gönderirim’ diyorlar. Hani sen, ‘bütün Suriyelileri biz alacağız’ diyordun. Niye almıyorsun? Suriyeli göçmenlerin büyük bir kısmı da kayıtdışı, asgari ücretin çok altında çalışıyorlar. Böyle bir politikayı Cumhuriyet tarihi hiç yaşamadı.”

“BÜTÜN SİYASİ PARTİLER AÇIK VE NET TERÖRE KARŞI OLDUKLARINI SÖYLEYECEK”

Terör sorununa da değinen Kılıçdaroğlu, “Bir konuda açık ve net olacağız, bütün siyasi partiler açık ve net teröre karşı olduklarını söyleyecekler. Terörü ülkemizde istemiyoruz. Terör istenmez. Terörün amacı yılgınlık yaratmaktır, masum insanları öldürmektir. Son 6 ayda 270’in üzerinde şehidimiz geldi. O nedenle terör konusunda hepimizin çok net tavır takınması lazım. Silahın konuştuğu yerde sorunlar çözülmez. Bugün eline silah alanlar başkalarının politikalarını Türkiye’de uyguluyorlar” dedi.

“BELGELERİ HAKİMİN ÖNÜNE KOYACAĞIM”

AK Parti iktidarı için söylediği, “terör örgütüne açıkça yardım ve yataklık yaptıkları” yönündeki sözlerini tekrarlayan Kılıçdaroğlu, “Bakın açık söylüyorum, bir şey söyleyemiyorlar. Beni mahkemeye vereceklerse bütün belgeleri önüne koyacağım o hakimin. Siz kalkıp kent merkezleri silah deposu haline dönüştürülürken, valiye talimat veriyorsunuz ‘şuna, buna dokunma’. Şimdi kalkmışlar şehitler üzerinden kahramanlık yapıyorlar. Siz şehitler üzerinden kahramanlık yapamazsınız. Sizin böyle bir hakkınız yok. O şehitler sizin şehitleriniz değil” diye konuştu.

“VATANDAŞ KENDİ SORUNUNDAN KOPARILIYOR”

“Bizim yeniden silkinmeye ihtiyacımız var” diyen Kılıçdaroğlu, “Toplumu aydınlatmaya ihtiyacımız var. Eski kalıplarla hiçbir yere varılamaz, yeni söylemlerle yolumuza devam etmemiz lazım. Bunu neden söylüyorum, birlikte olduğumuz zaman yapmayacağımız devrim yoktur “ifadelerini kullandı.

Türkiye’de etnik kimlik, inanç, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapılmaya başladığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “İnsanlar evini, ekmeğini değil başkasının inancını, başkasının kimliğini sorgular hale geldi. Bu tablo Türkiye’nin ezberlerini bozan bir tablodur. Bu tablo vatandaşın kendi sorunundan koparılması tablosudur. Oğlu işsiz düşünmüyor, komşusunun kimliğini soruyor. Yahu komşunun da çocuğu işsiz, neden beraber mücadele etmiyorsunuz. Bu tablonun Türkiye’ye hiçbir yararı yoktur. Bu tablo Türkiye için sadece ve sadece felaket getirir, buyurun Ortadoğu’ya bakın” dedi.

“VATANDAŞLAR SİYASAL TUTSAK HALİNE GETİRİLDİ”

Herkesin kimliğinin şerefi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Herkes annesiyle babasıyla gurur duyar, kimlik sorgulanabilir mi? Onu ikinci sınıf yurttaş konumuna hangi gerekçeyle getiriyoruz. Bunlara karşı mücadele etmemiz lazım. Bu ülkenin bir etnik kimlik devleti olmadığını, bu ülkenin bir siyasal bilinç devleti olduğunu hepimizin görmesi ve bunu seslendirmesi gerekiyor. Bunu yaptığımız zaman vatandaşı asıl sorunlarından koparmamış oluruz. Borç batağında ama onun derdi başka bir yerde. Çünkü vatandaşı oraya yönlendiriyorlar. Biz bunlara ‘siyasal tutsak’ diyoruz. Vatandaşlarımızın büyük bir kesimi siyasal tutsak haline getirildi. ‘Ben onu dinlemeyeceğim, o beni dinlemesin’, iktidar da bunu istiyor. Toplumda ayrışma, kamplaşma istiyor. Bu tuzağa kimsenin düşmemesi lazım” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, özgürlükçü demokrasinin olmadığını bir toplumun büyüme şansının olmadığını, işsizlik sorununu çözemeyeceğini, eğitimini geliştiremeyeceğini kaydetti.

“BEN KENDİ DEMOKRATLIĞIMI SORGULATMAM”

Medya özgürlüğüne de vurgu yapan Kılıçdaroğlu, iktidarın medya özgürlüğünü, toplumu belli bir tuzağın odağına çekmek için kısıtladığını belirtti. Başbakan Davutoğlu’na Anayasa’da dördüncü güç olarak medya özgürlüğünün yer alması konusunda çağrı yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, “İki gazeteye saldırı oldu, Akit ve Yeni Şafak’a, kınadım. Onlar bize destek vermezler ama önemli olan, benim katılmadığı düşüncenin de özgürce söylenmesi. Ben bunu yapmazsam benim demokratlığım sorgulanır. Ben kendi demokratlığımı sorgulatmam” dedi.

“SEN BİZİ ANLAYAMAZSIN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına işaret eden Kılıçdaroğlu, “Ama kaçak sarayda oturan ne diyor; ‘Efendim takip edeceğim, bakalım bunlar bir şey diyecek mi.’ Biz söyleriz, sen bizi anlamadın, anlayamazsın zaten. Ruhun da anlamaz, bilgin de anlamaz senin. ‘Efendim bir gazetede cam çerçeve kırıldı, molotof kokteyli atılmadı orada.’ Lafa bakın. Kardeşim oraya gidip saldıran adam senin milletvekilin. Sen bir de tuttun bu adamı gidip Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı yaptın. İnsan biraz utanır ya utanır, insanda bir parça, toplu iğne ucu kadar ahlak olur, ahlak. Ahlakı bunun için sorguluyoruz. Son 13 yılda Türkiye’de ahlakta ciddi bir yozlaşma olmuştur, hangi açıdan bakarsanız bakın. Bunun da sorgulanması lazım ” diye konuştu.

Konuşmasının sonunda, eski Başbakanlardan merhum Bülent Ecevit’in “ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen” sözlerini dile getiren Kılıçdaroğlu, “İnsanca hakça bir düzen için yeniden silkelenme, yeniden mücadele çağrısı yapıyorum” dedi.