Kılıçdaroğlu'ndan üniversitedeki skandala tepki

Kılıçdaroğlu'ndan üniversitedeki skandala tepki
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi kantininde tanzim standı kurulmasına bir tepki de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'ndan geldi

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi kantininde tanzim standı kurulmasına bir tepki de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'ndan geldi. Kılıçdaroğlu, Bir üniversitede saraya yaranmak için 'tanzim satış mağazası açtık' diyorlar, bunlara bilim insanı denir mi?" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Hatay’da meslek odaları kurulunda konuştu.

Sözlerine Suriye’deki gelişmelerle ilgili başlayan CHP lideri “ "Hatay'ın tarihi, coğrafyası ile zengin bir kültürü var. Suriye'de bir iç savaş yaşandı, binlerce kadın, çocuk hayatını kaybetti. Orada hayatını kaybedenler akrabalarımız. Biz hiçbir zaman savaş olmasını, kadınların, çocukların ölmelerini istemedik. Başka topraklara kaçmalarını, gitmek zorunda kalmalarını istemedik. Coğrafyayı değiştirme ihtimalimiz yok, birlikte barış içinde, dostça yaşamalıyız. Hatay bunun örneği. Kavgasız, gürültüsüz, barış içinde yaşar Hatay. Orta Doğu'ya barışı getirecek öneri getirdik. Orta Doğu'da savaşın nedeni petrol. Egemen güçler zenginliği elde etmek için birbirlerini öldürmelerine ortam hazırlıyorlar, silah veriyorlar. Bu tablo Türkiye'nin kabul edeceği bir tablo olmamalı. Bütün alanlarda barışı sağlamalıyız, öncü olabiliriz. Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kurulmalı, dedik. Türkiye, İran, Suriye, Irak bir araya gelmeli. Birlikte çözme kapasitesi var. 4 ülke bir araya geldiğinde oturur kendi sorunlarını konuşur. 4 ülke de toprak bütünlüğünü savunuyor, ülkelerinde barış istiyor. Egemen güçler gitsin diyor bu 4 ülke.

3,5 milyon Suriyeli geldi. Orada bir an önce savaşın bitmesi ve Suriyeli kardeşlerimizin topraklarıına dönmeleri gerekiyor. AB'de yetkililerle konuşurken bana Suriyelileri sordular. Onlara '10 bin 20 bin göçmen geliyor kıyameti koparıyorsunuz. Suriye'de yaşananlardan başta siz sorumlusunuz, neden uzun süre suskun davrandınız' dedim. Kendi çıkarlarını düşünen bir dünya var. Onlara OBİT'i anlattım: "Egemen güçlerin Orta Doğu'da olmasını engelleyin. Evi, okulu, hastanesi yıkılan kentler var. Elinizi cebinize atacaksınız, okul, hastane, park, yurt yapacaksınız. Yine yüzde yüzü gitmeyecektir ama büyük kısmı topraklarına dönecektir."

Orta Doğu'da barış olduğunda Türkiye sembol güç olarak ortaya çıkacak. Suriye'deki savaştan en çok etkilenen iller, Hatay, Urfa... Biz heyetler gönderdik bölgelere. Hükümet yapmadı, biz sorumluluğumuzun gereği yaptık.

2019'dayız, Kalkınma Planı yok. 60'dan bu yana planlar var. Neyi planlıyor, neyi yapıyorlar. Çiftçinin durumu, işsizlik belli. Sorunları nasıl yapacağız, planlama yok. Eskiden Devlet Planlama Teşkilatı vardı, o da yok.

Devleti ayakta tutan liyakattir. Liyakat değil sadakat esas alındı. TÜBİTAK'a birikimi öldürürsünüz, TÜBA'yı öldürdükleri gibi. Bir üniversitede tanzim satış mağazası açılmış. Böyle bir tablo olur mu? O üniversitenin görevi tarım neden bu hale düştü, diye araştırmak. Onu araştırmıyor, araştıracak kadroları yönetime getirmiyor. Neden milli gelirin yüzde 1'i çiftçiye ödenmesi gerekirken ödenmiyor? Kendi kendine yeten ülke nasıl bu hale düştü bunu araştırmıyor. Saraya yaranmak için 'tanzim satış mağazası açtık' diyorlar. Bunlara bilim insanı denir mi, denmez. Akademik dünyanın sorumluluğu var. Üreteceğiniz her düşünce bizim için değerlidir."