İYİ Partili Erdem: Servet Bakırtaş'ı öldüren bir zihniyetin ta kendisidir

İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Erdem uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden avukat Servet Bakırtaş'a ilişkin bir açıklama yaptı. Erdem, "Meslektaşımızın hayatına mal olan sadece münferit bir kurşun değil; savunma hakkını rutin bir prosedürden ibaret gören, işlevsizleştiren, şiddeti meşrulaştıran bir zihniyetin ta kendisidir" dedi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 07 Temmuz 2022 10:03
İYİ Partili Erdem: Servet Bakırtaş'ı öldüren bir zihniyetin ta kendisidir

İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Erdem, Avukat Servet Bakırtaş'ın uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili bir açıklama yaptı. Erdem, Bakırtaş'ı öldürenin bir kurşun değil bir zihniyet olduğunu söyledi.

Erdem'in açıklaması şöyle oldu:

Dün meslektaşımız Avukat Servet Bakırtaş “yalnızca mesleğini icra ettiği” için ofisinde silahlı saldırıya uğradı ve maalesef hayatını kaybetti.

Meslektaşımızın hayatına mal olan sadece münferit bir kurşun değil; savunma hakkını rutin bir prosedürden ibaret gören, işlevsizleştiren, şiddeti meşrulaştıran bir zihniyetin ta kendisidir.

Avukatlık mesleği, kutsal savunma hakkını temsil etmesinin yanı sıra aynı zamanda yargı erkinin üçlü sac ayağından biridir.

Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler (Havana Kuralları),

Avukatlık Faaliyetinin Güvencesi Madde 18’e göre:

“Avukatlar görevlerini icra etmeleri nedeniyle müvekkilleriyle veya müvekkillerinin davaları ile özdeşleştirilemezler.” Hiçbir avukat savunduğu davanın tarafı olmadığı gibi, sebebi de değildir.

Yine 17. Maddede: “Hükümetler avukatların hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz bir müdahaleyle karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini sağlar.” denilerek, hükümetlerin avukatları koruma görevi hatırlatılmıştır.

Üzülerek belirtiyoruz ki; mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik saldırılar karşısında ısrarlı bir eylemsizliği politika olarak seçen idarenin sorumluluğu olduğu da aşikardır.

Avukatlar, doktorlar ölüyor ve bir toplum yok oluyorken, eylemsizliği sürdürüp cehaleti öven bu karanlık zihniyetin sorumlusu, insan hayatına ve bilime değer vermeyen ve yalnızca koltuklarının ikbali için yaşayanlardır.

Bu zihniyetle mücadele etmek ise bizlere vazifedir.

Bizler, yaşadığımız topraklarda aklı ve bilimi hakim kılmak, insan hayatına olan değeri yeniden sağlamak ve kaybolan umudu yeşertmek için var gücümüz ile çalışmaya devam edeceğiz.