Dündar'ın O Yazısı Bakanlığı Harekete Geçirdi

Dündar'ın O Yazısı Bakanlığı Harekete Geçirdi

Can Dündar, hücresinde yediği tostun sırrını ve diğer tutuklularla mazgaldan kurdukları iletişim yöntemini köşesinde yazınca bakanlık harekete geçti.Can Dündar’ın ‘Silivri’de yeni yıl menüsü’ başlıklı yazısından...

Can Dündar, hücresinde yediği tostun sırrını ve diğer tutuklularla mazgaldan kurdukları iletişim yöntemini köşesinde yazınca bakanlık harekete geçti.

Can Dündar’ın ‘Silivri’de yeni yıl menüsü’ başlıklı yazısından sonra Adalet Bakanlığı’nın inceleme başlattığı ortaya çıktı. Başsavcı, cezaevi müdürüyle birlikte koğuşları denetlemiş.

MİT TIR’ları haberi nedeniyle Silivri Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Can Dündar, 1 Ocak günü Cumhuriyet gazetesinde ‘Silivri’de yeni yıl menüsü’ başlıklı yazısında kaldığı koğuşun havlusuna düşen sıcak tostun hikâyesini kaleme almıştı.

Yan koğuşta tutuklu bulunan ve daha sonra serbest bırakılan Nokta Dergisi yöneticileri Cevheri Güven ve Murat Çapan’ın, cezaevindeki imkânsızlık içerisinde nasıl yaşanılabilir ortam oluşturduklarını anlatmıştı.

Cezaevinde tutukluların birbirini görmesinin imkânsız olduğunu anlatan Dündar, 7 metre yükseklikteki tel örgülü duvarı aşarak kaldığı koğuşun avlusuna düşen sıcak bir çay veya elmadan duyduğu hazzını ifade etmişti.

Mazgaldan iletişimi test etti

Can Dündar’ın Silivri Cezaevi’ndeki yaşama ilişkin kaleme aldığı ‘Silivri’de yeni yıl menüsü’ yazısından sonra alınan bilgiye göre; Adalet Bakanlığı, cezaevindeki tutuklulara cezaevi personeli tarafından yardım edilip edilmediğini sorar.

Silivri Cezaevi’nden sorumlu Mustafa Hakan Uyar, bakanlıktan gelen tepki üzerine Silivri Cezaevi’ne gider ve inceleme başlatır.

Başsavcı Vekili Uyar, bir savcı ve müdürle girdiği koğuşlarda çay makinasıyla nasıl tost yapıldığını öğrenmiş olur. Koğuşlardaki diğer inceleme konusu ise mazgallar aracılıyla kurulan iletişim. Uyar, mazgalları da kontrol ederek, nasıl iletişim kurulduğunu test etmiş olur.

O bitki nasıl yetişti

Başsavcı Vekili Hakan Uyar, yaptığı kontrollerde tek başına bir hücrede kalan Hâkim Süleyman Karaçöl’ün, bitki yetiştirdiğini öğrenir. Cezaevi müdürü bu durum karşısında şaşırır ve izahat vermekte zorlanır. Çünkü cezaevinde toprak yok, tohum yok. Karaçöl, mazgalda beton parçalarının arasında bulduğu küçük bitkiyi, çay posası ve yumurta karşımı ile yaptığı toprak ile büyütür. Daha sonra avukatlarından öğrendiğimiz kadarıyla Karaçöl’ün yetiştirdiği bitkiye dokunmamışlar.

Çekirgenin ziyareti

Karaçöl'ün, cezaevindeki yalnızlığı mazgaldan çıkarak koğuşun avlusuna gelen küçük bir çekirgenin ziyaretiyle renklenir. İlk başta çekirgeyi cezaevi personeline vermek ister ama kimse kabul etmez. Bunun üzerine çekirgeyi maydanoz yaprakları ile beslemeye başlar. Uzun bir süre küçük çekirge, Karaçöl'ün yalnızlığını paylaşır.

Fakat bir sabah Karaçöl, uyandığında o küçük misafirin beton duvarlara fazla dayanamayarak öldüğünü görür.

Meydan