CHP’li Toprak: Orduya nifak sokmak ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, 5 binden fazla güvenlik korucusunu Türk Silahlı Kuvvetleri’nde uzman erbaş kadrosuna alma vaadine tepki gösterdi. Toprak, “Siyasi amaç ve vaatlerle TSK’nın kurumsal yapısını, ilkelerini, kurallarını dejenere etmek, milletin göz bebeği ordusuna partizanlık nifakı sokmak, bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür" dedi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 03 Mayıs 2022 11:54
CHP’li Toprak: Orduya nifak sokmak ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, koruculara uzaman erbaş kadrosu verileceği vaadine tepki gösterdi.

Soylu’nun vaadinin, seçim yatırımı olduğunu belirten Toprak, yazılı açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:

“İçişleri Bakanı’nın Cumhurbaşkanının talimatıyla 5 bin ya da daha fazla korucunun 360 gün içinde uzman erbaş kadrosuna alınacağını vaat etmesi, TSK için riskli ve tehlikeli bir karardır. İçişleri Bakanı’nın açıklamasında itiraf ettiği gibi ‘dünyanın hiçbir yerinde gerçekleşmeyecek bu olay’ tamamıyla siyasi ve seçim yatırımı amaçlıdır. Siyasi amaçlı planlarla TSK’nın DNA’sıyla oynamak, genetiğini bozmaktır.

Terörle mücadele amacıyla 1985 yılında güneydoğu bölgemizde önce köy korucuları olarak TSK’ye destek için yöre halkı ve aşiretlerden görevlendirilen personel, ardından güvenlik korucuları olarak yasallık kazandı ve maaşlı ve üniformalı şekilde, bazı özlük hakları da sağlanarak istihdam edildi. Halen sayıları 75 bin olan güvenlik korucuları terörle mücadelede askerlerimizle birlikte ciddi mücadelelere girdi, şehitler verdi. Terör örgütü PKK’nın hedeflerinden birisi haline geldiler. Diğer yandan sınav kazanarak TSK bünyesinde maaşlı-profesyonel uzman çavuş ve uzman erbaş kadrolarında istihdam edilen ve sayıları 200 bini aşan personel içinse, öncelikle üniversitelerin en az ön lisans fakültelerinden mezun olma ve 7 aylık askeri eğitim görme koşulu söz konusu. Şimdi büyük bölümü ilkokul mezunu olan ya da sadece okuma yazma bilen binlerce güvenlik korucusunun sınavsız olarak, üniversite mezunu uzman çavuş ve erbaşlarla aynı statüde kadroya geçirilmesi, emir-komuta zincirinde bozulmalara, ikiliklere, çekişme ve ayrışmalara neden olacağı gibi güvenlik açısından zafiyete neden olacaktır.

Bölgeyi tanıdıkları için ağırlıkla bölgedeki karakollarda ve operasyonlarda istihdam edilecek uzman erbaş-korucular için Jandarma Genel Komutanı yaş sınırını 27 olarak açıklarken, İçişleri Bakanının talimatıyla 32 yaşa çıkarılması, büyük bölümü 30-40 ve üzeri yaşlardaki korucuların 32 yaşa kadar olanlarının ‘siyasal ve partisel’ amaçla, bölgede oy devşirmek için kadroya alınacağını işaret etmektedir. Geçmişte de bazı korucular uzman erbaş yapıldı ancak sınav, eğitim, yaş vb. kriterlerde ayrıcalık yapılmaksızın herkes için uygulanan koşullara uyanlar alındı. Güvenlik Korucuları Emekli ve Gönüllü Korucular Birliği Konfederasyonu, uzman çavuşluk vaadinden önce korucuların kısa vadeli sigorta kolları üzerinden yapılan SGK sosyal güvenliklerinin kalıcı hale getirilmesini, 14 bin 640 göstergeden ödenen maaşlarının 25 bin göstergeye çıkarılarak artırılmasını talep ediyorlar. Akılcı olan yöntem binlerce korucuyu sınavsız-koşulsuz TSK bünyesine alıp, ordunun kurumsal yapısını tahrip etmek değil, güvenlik korucularının mevcut statülerini muhafaza ederek, özlük haklarını ve maaşlarını iyileştirmektir.

'Ülke güvenliğini tehlikeye atarak zafiyete sürüklemektir'

Siyasi nema ve seçim yatırımı uğruna bu tehlikeli yol açılırsa, bir süre sonra iktidar tüm mahalle bekçilerine sınav-eğitim koşulları olmaksızın polis kadrosu vereceğini, emniyet amiri olma yolunu açacağını da vaat edebilir. TSK’dan sonra emniyet ve güvenlik birimlerinin, polis teşkilatının kurumsal yapısının bozulması, DNA’sıyla oynanmasına zemin yaratabilir. İktidarı bir kez daha uyarıyorum; siyasi amaç ve vaatlerle TSK’nın kurumsal yapısını, ilkelerini, kurallarını dejenere etmek, milletin göz bebeği ordusuna partizanlık nifakı sokmak, bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Ülke güvenliğini tehlikeye atarak zafiyete sürüklemektir”