Okyanusun dibinde patlamaya hazır nükleer bomba: 200 bin radyoaktif varil 40 yıldır aranıyor

Avrupa ülkelerinin yarım asır boyunca "gözden ırak" diyerek Atlantik'in karanlık sularına gömdüğü nükleer atıklar, koruyucu zırhları çürüyünce dünyanın en derin krizine dönüştü. Bilim insanları, zifiri karanlıkta sızıntı izi sürüyor.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
Okyanusun dibinde patlamaya hazır nükleer bomba: 200 bin radyoaktif varil 40 yıldır aranıyor

İnsanoğlunun "en kötü temizlik alışkanlığı" Atlantik Okyanusu’nun derinliklerinde insanlığı tehdit ediyor. 1946 ile 1990 yılları arasında, aralarında 14 Avrupa ülkesinin bulunduğu bir ittifak, nükleer santrallerden ve laboratuvarlardan çıkan radyoaktif atıkları yüzbinlerce varile doldurarak okyanusa döktü.

Üzerinden geçen onlarca yılın ardından, beton ve bitümle kaplı bu varillerin sadece 20 yıllık ömrü olduğu ve çoktan çürümeye terk edildiği gerçeğiyle yüzleşildi. Tam 40 yıldır tek bir denetimin bile yapılmadığı karanlık sularda, şimdi zamana karşı bir nükleer takip görevi yürütülüyor.

Fransa kıyılarından 650 kilometre uzakta, uluslararası suların 5 bin metre altındaki abis düzlüğünde başlatılan NODSSUM (Nükleer Okyanus Atık Sahası Takip İzleme) misyonu, okyanus tabanındaki çürüyen tehlikeyi ortaya çıkarmaya çalışıyor.

Bölge en son 1984 yılında incelenmiş ve o dönemin teknolojisiyle sadece 6 varil görüntülenebilmişti. O tarihten bu yana geçen 40 yıllık mutlak sessizlik, okyanusun dibini tam bir nükleer bombaya çevirdi.

DERİN KARANLIKTA İKİ TEKNOLOJİK CANAVAR

Fransız bilim kurumu CNRS ve deniz araştırma enstitüsü Ifremer liderliğindeki uzmanlar, zifiri karanlıkta ve devasa bir basınç altında yatan 200 binden fazla varili bulmak için iki özel araç kullanıyor. Görevin ilk aşamasında, 4,5 metre boyundaki otonom su altı robotu "UlyX" sahneye çıktı. Deniz tabanından 70 metre yüksekte süzülerek sonar sistemleriyle 165 kilometrekarelik bir alanı tarayan robot, binlerce varilin tam yerini saptamayı başardı. Yapısal durum analizi için varillere 10 metreye kadar yaklaşan UlyX, 50 varilin net fotoğraflarını çekerek tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.

Jeofizikçi Javier Escartin, robotun geniş alanları haritalandırmak ve varillerin yerini tespit etmek için hayati bir rol oynadığını belirterek, elde edilen verilerin daha ileri çalışmalar için temel oluşturduğunu vurguluyor.

KATİL KİM? SIZINTININ KİMLİĞİ İZOTOPLARDA GİZLİ

Projenin şu an yürütülen ikinci aşaması ise çok daha tehlikeli ve hassas. Bu kez devreye insanlı denizaltı "Nautile" girdi. Bilim insanları, denizaltının mekanik kollarını kullanarak çürüyen varillerin santimetrelerce uzağından doğrudan su, canlı dokusu ve tortu örnekleri topluyor. Şu ana kadar bölgeden 300’den fazla derin deniz balığı dokusu ve çamur numunesi alındı.

Ancak araştırmacıların önünde büyük bir bilimsel engel var. Okyanustaki radyasyonun kaynağını ayırt etmek. Atlantik Okyanusu'nun suları halihazırda 20. yüzyıldaki atmosferik nükleer silah testlerinden, 1986 Çernobil felaketinden ve kıyı nükleer santrallerinin yasal atıklarından kaynaklanan serpintilerle kirlenmiş durumda.

Bilim insanları, derin deniz besin zincirine karışmasından korkulan nükleer sızıntının bu varillere ait olduğunu kanıtlamak için, düşük ve orta düzeydeki atıklara özgü "benzersiz izotopik imzaları" dedektif gibi arıyor.

Laboratuvar ekipmanları, kontamine metaller ve proses çamurlarıyla dolu bu paslı varillerin ekosistemi ne ölçüde zehirlediği, NODSSUM misyonundan gelecek nihai raporla netleşecek. Araştırmanın güncel verileri Ifremer ve CNRS laboratuvarlarının kayıtlarına dayanıyor.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Avrupa Çevre Kirliliği