50 bin kişi Avrupa yolunda denizi aştı: Dalga dalga bize yabancı olmayan topraklara geldi
Fas'tan yola çıkan 50 bin kişi Avrupa yolunda denizi aştı; dalga dalga, tarihte bize yabancı olmayan topraklara, kaçak olarak geldi. İşgali andıran o anlar gündeme oturdu. İşte İspanya'nın Schengen'den çıkarılmasını da teklif ettiren göçün tarihi.
Siyasette sık sık kullanılan “dip dalgası” kavramı bu kez başka bir anlamıyla gündeme geldi. Güneyden kuzeye, doğudan batıya insan kitlelerini sürükleyen göç hareketinin son durağı Akdeniz'in batı ucundaki İspanya toprağı Ceuta oldu.
Fas'tan yola çıkan binlerce kaçak göçmen Türkiye'ye hiç de yabancı olmayan boğazı geçerek Avrupa yoluna girdi.
Son üç günde Fas'tan gelen 50 bine yakın insanın Ceuta sahillerine ulaştığı aktarıldı. Bu kişilerin bir bölümü yüzerek, bir bölümü ise karadan sınır hattına gelerek bölgeye geçti.
Ceuta'nın Fas kıyılarına uzaklığı kuş uçuşu yaklaşık 200 kilometre olarak ifade edilse de göçmenlerin bu mesafeyi açık denizde yüzerek katetmediği belirtiliyor.
Ferhat Boratav'ın Yetkin Report'taki yazısına göre, Fas'tan karayoluyla gelen göçmenler, sınır bariyerlerinin denizle birleştiği noktayı yüzerek geçip İspanya toprağına ayak basıyor. Denizden bisikletiyle çıkan bir kişinin görüntüsü de bu sıra dışı coğrafyanın sonucu olarak değerlendiriliyor.
Fas'tan Ceuta'ya yönelik geçişler ilk kez yaşanmıyor. Göç konusunda uzman Gerald Knaus'un verilerine göre, 2025'te yaklaşık 37 bin kişi İspanya'ya kaçak yollarla girdi.
Ceuta ve Melilla üzerinden geçenlerin sayısı ise yaklaşık 4 bin olarak kaydedildi. Yani bu iki bölgeden geçenler, toplam düzensiz göçün yaklaşık onda birini oluşturdu.
Bölgede yaşanan göç hareketinin arkasında büyük ekonomik ve demografik farklar bulunuyor.
Bir tarafta kişi başına milli gelirin yaklaşık 42 bin dolar, ortalama ücretin 2 bin euro olduğu; diğer tarafta kişi başına milli gelirin yaklaşık 5 bin dolar, ortalama ücretin ise 400-800 dolar seviyesinde bulunduğu aktarılıyor.
Demografik tablo da farklı. Bir tarafta yaşlı nüfus yüzde 21'i aşarken diğer tarafta yaklaşık yüzde 8 seviyesinde. Doğurganlık oranları ise sırasıyla yaklaşık 1,1 ve 2,3.
Bu ekonomik ve demografik uçurum, Akdeniz havzasını güneyden kuzeye ve doğudan batıya uzanan bir göç güzergahına dönüştürüyor.
Ceuta sınırının yanı sıra İtalya'nın güneyi ve Ege kıyıları da bu hareketliliğin görüldüğü bölgeler arasında bulunuyor. Göç hareketi yalnızca Avrupa'nın güneyini değil, Türkiye'yi de göç alan, göç yolu olan ve göç veren ülke konumunda bırakıyor.
Ceuta'daki son hareketliliğin arkasında genel ekonomik ve demografik nedenlerin yanı sıra bölgedeki güncel siyasi gelişmelerin de bulunduğu öne sürülüyor.
İspanya'nın Kuzey Afrika'daki komşuları Fas ve Cezayir'le ilişkilerinde denge gözetmeye çalıştığı belirtiliyor. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler bu dengeyi yeniden gündeme taşıdı.
Bazı uzmanlar, Fas'ın bu gelişmeye karşı Ceuta'ya yönelen binlerce kişilik insan seline “yol vererek” tepki gösterdiğini öne sürüyor.
İlk grubun içinde, Fas Kralı'nın kısa süre önce ilan ettiği afla cezaevinden çıkan ve polis gözetiminde kamyonlarla sınır bölgesine taşındığı iddia edilen kişilerin de bulunduğu ileri sürüldü.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in geçtiğimiz günlerde Cezayir'i ziyaret ederek doğal gaz anlaşması imzalaması, Fas tarafında tepki oluştuğu iddialarına neden oldu.
Ceuta'ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin geçişi can kayıplarını da beraberinde getirdi.
Son üç gündeki hareketlilikte 60'a yakın kişinin, çoğunun boğularak hayatını kaybettiği aktarıldı. Bu tablo, göç hareketinin yalnızca siyasi ve güvenlik boyutunu değil, ağır insani sonuçlarını da ortaya koydu.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de yaşananları kendi ülkesi açısından değerlendirdi. Meloni, İspanya ile açık sınırları öngören Schengen düzenlemesinin askıya alınması ve İspanya sınırının kapatılması seçeneğini gündeme getirdi.
Böylece Ceuta'daki göç hareketi, yalnızca İspanya'nın değil Avrupa'nın sınır ve göç politikalarının da tartışılmasına neden oldu.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in ülkede düzensiz durumda bulunan yaklaşık 500 bin yabancının durumunu kayıt altına alarak resmileştirme politikası, Almanya'dan ABD'ye kadar sağ ve aşırı sağ çevrelerin tepkisini çekmişti.
Ceuta'ya binlerce kişinin yığılması, ilk günden yaşanan yağma olayları ve İspanya'da başlayan yabancı karşıtı protestolar, Sanchez açısından yeni bir siyasi baskı oluşturdu.
Ceuta, Osmanlı coğrafyasında Sebte adıyla bilinen Kuzey Afrika'daki İspanya topraklarından biri. Hemen yakınındaki Melilla ile birlikte İspanya'nın deniz imparatorluğu döneminden kalan iki küçük bölgeyi oluşturuyor.
İspanya, eski topraklarını koruma politikası kapsamında bu iki bölgeyi özerklik vererek elinde tutuyor. Bu nedenle Ceuta ve Melilla, Avrupa'nın Afrika kıtasındaki toprakları olarak öne çıkıyor.
Ceuta'nın Osmanlı geçmişi de bölgeyi Türkiye açısından tanıdık hale getiriyor. Sekizinci yüzyıldan 15. yüzyıl başlarına kadar çeşitli Arap ve Müslüman devletlerin hakimiyetinde kalan kent, Osmanlı coğrafyasında Sebte adıyla biliniyordu.
Osmanlı denizcileri Cebelitarık Boğazı'na Sebte Boğazı diyordu. Osmanlı korsanlarının Sebte üzerinden Afrika'nın Atlas Okyanusu kıyılarına, Kanarya Adaları'na ve hatta Britanya adalarına kadar seferler düzenlediği aktarılıyor.
Bugün ise Akdeniz'in batı ucunda yaşanan göç dalgası, Türkiye'nin de yabancısı olmadığı bir tabloyu yeniden Avrupa'nın gündemine taşıdı: Dalga dalga bize yabancı olmayan topraklara geldiler.