Barış Terkoğlu: Mahkeme, "CHP’nin AKP’nin FETÖ bağlantılarından bahsetmesi suçtur" diyor

Barış Terkoğlu: Mahkeme, "CHP’nin AKP’nin FETÖ bağlantılarından bahsetmesi suçtur" diyor

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, CHP'nin yasaklanan “21 soruda FETÖ’nün Siyasi Ayağı” kitapçığı hakkında yazdı.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, bugün kaleme aldığı "Yasaklanan kitapta neler var?" başlıklı yazısında, CHP'nin hazırladığı ve dağıttığı “21 soruda FETÖ’nün Siyasi Ayağı” kitapçığını yazdı. Terkoğlu, "Yani mahkeme diyor ki: CHP’nin AKP’nin FETÖ bağlantılarından bahsetmesi suçtur!" dedi.

Terkoğlu'nun yazısı:

"Önümde cuma günü verilmiş bir mahkeme kararı var. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği imzasını taşıyor. “Bu çağda olur mu” diyorsunuz ama bu, bir kitap hakkında verilen toplatma kararı. CHP’nin hazırladığı “21 soruda FETÖ’nün Siyasi Ayağı” kitabına basım, dağıtım, satış yasağı getirilirken, eldeki kitaplara da devlet tarafından el konuluyor.

Kararı kim talep etmiş diye bakıyorum. Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın isteğiyle gerçekleştiğini anlıyorum. Meğer CHP’nin kitabına “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”ten soruşturma başlatılmış. Toplatma da üstüne gelmiş.

FETÖ’nün siyasi ayağının anlatıldığı bir kitap nasıl olur da halkı tahrik edebilir diye eminim siz de soruyorsunuz. Karar şöyle yanıt vermiş: “Kitap içeriğinde yer alan yazı, yorum ve görsellerin bir siyasi partinin başkanının anlatımları olarak ortaya konulmak suretiyle diğer bir siyasi partiye mensup kişileri, kamu görevlilerini ve Cumhurbaşkanı’nı silahlı bir terör örgütü olan FETÖ/PDY ile ilişkilendirmesi şeklindeki eylemin farklı seçmen kitlesi bulunan iki ayrı partinin temsilcilerini ve seçmenlerini kin ve düşmanlığa tahrik edebilecek nitelik taşıması...

Yani mahkeme diyor ki: CHP’nin AKP’nin FETÖ bağlantılarından bahsetmesi suçtur!

Akıl almaz kararın özeti böyle. 

Kitapta yazanlar uydurma mı?

Toplatma kararıyla birlikte daha çok merak ettiğim yaklaşık 50 sayfalık kitapçığa bakıyorum. 

İçinde “FETÖ’nün amacı, 1- Devletin tüm kılcal damarlarına sızmak. 2- Devletin tüm kamu kurumlarını, sonra da devleti ele geçirmek” diyor. Doğru mu? Evet, doğru.

Devamında şöyle tanım yapıyor: “Bir esnaf; devlete FETÖ’cü vali tayin edebilir mi? Hayır! Bir çiftçi; devlete FETÖ’cü müsteşar tayin edebilir mi? Hayır! (...) Atayamaz! Yetkisi yoktur! O halde FETÖ’nün önünü açan siyasi otorite, FETÖ’nün siyasi ayağıdır.” 

Eksik diyebilirsiniz, ama yanlış mı? Hayır.

FETÖ’nün faaliyetleri devlet tarafından izleniyor muydu” sorusunu soruyor. Yanıtını da veriyor. Mesela 3 Nisan 1991 tarihli MİT’in “Fethullah Gülen’in CIA bağlantıları” olduğunu anlatan raporundan bahsediyor. Mesela eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un 1 Ekim 1999’da yaptığı “Milli Eğitim’le gençlik, İçişleri’yle devlet içinde kadrolaşmayı, adaletle kendilerine yönelik bir durum olursa bunu önlemeyi, sanayi ile de parayı kontrol etmeyi hedefliyorlar” açıklamasını hatırlatıyor. FETÖ ile ilgili her şeyin konuşulduğu 2004 MGK’sini anlatıyor. Dönemin Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in “Gelen yazıyı dosyasına kaldırmaya karar verdik” sözlerini alıntılıyor. Bunlar gerçek mi? Gerçek.

6110 sayılı yasa değişikliğiyle Yargıtay’a 160, Danıştay’a 51 FETÖ’cü atanmasından; TSK’ye yapılan yasal ve siyasi müdahalelerle FETÖ’cülerin hızla yükselmesinden, 12 Eylül 2010 referandumuyla örgütün vurduğu darbeden, FETÖ TSK’de kuyruğundan yakalanmışken 26 Haziran 2009’da kurtaran yasa değişikliğinden; Kozmik Oda açılırken siyasi iktidarın verdiği destekten bahsediyor. Bunların hepsi yaşandı mı? Yaşandı.

Kitap, 17 Aralık’tan sonra bile Fehmi Koru’nun Pensilvanya’ya gönderilerek barışılmaya çalışılmasının hikâyesini anlatıyor. Uyduruyor mu? Hayır.

15 Temmuz darbe girişimine kadar hükümete defalarca uyarı yapıldığını, buna rağmen darbeci generallerin taltif edildiğini söylüyor. Doğru mu? Kesinlikle.

Yazının devamını okumak için tıklayın.