Babacan'a göre eylem planı: AB'yi oyalıyorlar

Babacan'a göre eylem planı: AB'yi oyalıyorlar

DEVA lideri Babacan, İnsan Hakları Eylem Planı'nı değerlendirirken “2021 yılında 2002’den de geriye gidilmesi bizi üzüyor" dedi ve planın sıkışmış AB takviminde oyalama amaçlı ortaya atıldığını söyledi

Babacan, Muğla’da partisinin 1. Olağan Bodrum İlçe Kongresi’nde konuştu.

İktidarın 'yargı reformu' olarak sunduğu 'İnsan Hakları Eylem Planı’nı değerlendiren babacan şunları söyledi: "Masumiyet karinesi, ayrımcılık yasağı, hukuk güvenliği demişler. Bu ilkeler imzamız olan uluslararası sözleşmelerde de Anayasa’da da yazıyor. Yeni mi hatırlıyorsunuz? Bakın Avrupa Birliği müzakerelerine başlarken 2002 yılında benim de katıldığım bir toplantıda Kopenhag Zirvesi’nde iki yıllık reform süreci öngörüldü. ‘Eğer iki yılda Türkiye, Kopenhag siyasi kriterlerini yeterince karşılarsa tam üyelik müzakereleri başlayabilir’ denildi. İki yılda anayasal düzenleme ve yasal değişikliklerle yeterince karşılandı ve müzakerelere başladık. 2021 yılında 2002’den de geriye gidilmesi bizi üzüyor. Bu millet bunu hak etmiyor. Kimsenin Türkiye’yi 1990’lı yıllara döndürmeye hakkı yok."

'Yoksa AB’yi idare etmek için mi?'

Açıklanan paketinin AB ile yürütülen sürecin bir parçası olduğunu öğrendiklerini açıklayan Babacan edindikleri bilgler şöyle aktardı: "Takvim sıkışmış. Bir AB destek paketi var, o paketin içinde de bu reformların açıklanmasıyla ilgili unsur var. Bu açıklama bizim kendi vatandaşlarımız için mi, yoksa AB ile ilişkileri idare etmek için mi? Yakında hepsi ortaya çıkar. Biz uygulamaya bakarız.”

Okul açma kararı doğru ama...

Okulların kademeli açılmasına karar verilme kararını da değerlendiren Babacan "Eskiden bir musluk reklamı vardı, aç-kapa-aç-kapa. Okullarla ilgili düzenleme o reklamı hatırlatıyor. Okulların açılması doğru. Mesele okulları açmakta değil, tekrar kapanmasını önlemekte" diye konuştu. 

Ailelere maaş vaadi

Babacan sosyal yardımlar ve çevre korumaya ilişkin de bi dizi vaatte bulundu. Vaatler satır başlarıyla şöyle: 

  • Dar gelirli vatandaşa yaptıkları sınırlı yardımları propaganda makinesini çalıştırarak duyuruyorlar. Oysa Türkiye, sosyal yardımların milli gelire oranı oldukça düşük bir ülke. Panayırlarda, lunaparklarda, sirklerde aynalar vardır. Bakınca farklı görürsünüz. Hakikatin hiçbir suretiyle ilgilenmiyorlar. Biz asgari gelir desteği uygulamasını getireceğiz.

  •  Vatandaşı sosyal yardımlarda bir partinin üye kartını gösterme gibi insan onuruna yaraşmayan muamelelerden kurtaracağız.
  • Ailelerin ihtiyacını tespit edip, ihtiyaç sahiplerinin kapısına biz gideceğiz. 
  • Çevre kirliliğinin önlenmesi için doğal kaynaklar ekolojik dengeye zarar vermeyecek biçimde kullanılmalı.
  • Su yönetimi tek bir koordinasyonla ve havza bazında yapılmalı. Biz sadece temiz siyaset için değil, temiz hava ve temiz su için yola çıktık.