AKP MHP'yi fena 'daralttı'

AKP MHP'yi fena 'daralttı'

​​​​​​​AKP'nin daraltılmış bölge seçim sistemini ısrarla gündeme taşıması MHP çevrelerinde ciddi güvensizlik yaratmış durumda. MHP, bunun diyetini yargı reformundan istiyor

HAKAN ÇELENK

Cumhurbaşkanının hukuk ve ekonomide reform vaadiyle ortaya atıldığında takvimler 13 Kasım’ı gösteriyordu.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın reformları TÜSAD ve TOBB’a anlattıklarında kasım ayının sonuydu.   

Erdoğan, reformları yakında kamuoyuyla paylaşacağını söylediğinde günlerden 15 Ocak’tı.  Bu sözlerden bugüne bir ay geçti.  Erdoğan’ın reform çıkışı 100’üncü gününü doldurdu. Ne bekleniyor?

Sorunun yanıtı yukarıda sıralanan kronolojik gelişmelerde yer almayan eksik parçada saklı. O parça, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin 'yargı reformu' kapsamında Osman Kavala ile Selahattin Demirtaş’ın mahkumiyetinin kesinleştirilmesi ve HDP’nin kapısına kilit vurulmasını istediği11 Aralık tarihli konuşması...

Reform iktidarın yerli ve yabancı sermaye çevreleri ile Avrupa Birliği’ne verdiği mesajlardaki gibi mi olacak? Yoksa Bahçeli’nin anladığı gibi mi? Cumhur İttifakı'ndaki taraflar fikir ayrılığının kriz boyutuna varmaması için uğraşıyor bugünlerde. 

Bahçeli geri adım atmıyor

Ankara’da, İstanbul’da MHP çevrelerinin dillendirdiğine bakılırsa Bahçeli yerinden milim kıpırdamıyor. AKP ise '9 milletvekilinin fezlekesi' gibi ara formüllerle HDP’yi parça parça verme formülüyle ara yol arıyor. Formül MHP çevrelerinde bir oyalama olarak görülse bile belki işe yarayabilecekti. Cumhur İttifakı’nın iç ayarları bu yolla dengelenebilirdi. Ancak reform meselesi ile doğrudan bağlantılı olmayan başka bir konu ittifak içi sorun yaratmış durumda. Sıkıntının nedeni şaşırtıcı şekilde ortakların kendi lehlerine yontmayı düşündüğü seçim sistemi ile ilgili.

Şunu belirtmek gerekiyor ki sandığın kilit taşı ekonominin seçime kadar düzelme ihtimali ortaklar arasında pek mümkün görülmüyor. Nitekim anketler bugünlerde istikrarlı şekilde ortakların oy toplamını yüzde 45’in altında gösteriyor. İktidarı tutmak için tek yol olarak seçim aritmetiğini düzenlemek görülüyor.

İktidarda var olmakla olmamak arasına çizilen o çizgide AKP’nin getirdiği daraltılmış bölge teklifi, MHP’yi kelimenin tam anlamıyla güven bunalımına sokmuş durumda. MHP’liler strateji toplantılarında daraltılmış bölge formülünü tek başlarına yer aldıkları bir seçimde olası oy oranlarına uyguladıklarında, hesaplar Meclis aritmetiğinde ‘yok oluş’a çıkıyor.  

Daraltılmış bölge neden MHP’yi geriyor?

Sistem büyük seçim çevrelerinin bölünmesi üzerine kurulu. AKP’nin hazırladığı son taslakta çevreler, 5-7 milletvekili çıkaracak şekilde bölünüyor. Bir çevrede yüzde 15’in üzerinde oy almazsanız milletvekili çıkarma şansınız pek mümkün olmuyor. Örneğin MHP bugün 8 milletvekiline sahip olduğu İstanbul’dan tek Meclis sandalyesi bile kazanamıyor. Keza durum İzmir, Mersin, Bursa, Adana gibi büyük seçim çevrelerinde hep MHP aleyhine gelişirken, AKP fazlasıyla nemalanıyor.  

Daraltılmış bölge ne zaman gündeme gelse, 1987 seçimleri referans olarak öne çıkar. O seçimde bölgeler hem daraltıldı hem de yüzde 25’e varan bölge barajları kondu. Yüzde 36 oyla ilk sırada olan ANAP Meclis’in yüzde 65’ine egemen oldu. Bugün anketlerde benzer oy oranına sahip AKP hala her şeye rağmen birinci parti.

Hal böyleyken şu denebilir: “Nasıl olsa Cumhur İttifakı var, ikisinin oy toplamı geçerli olacağı için MHP’nin bir zararı olmaz. Birinci çıkarsa ittifak, MHP karlı bile çıkabilir…”  Ancak MHP’lilere soruyu sorduğunuzda aynı yanıtı alamıyorsunuz. Oyları tek bölgede yoğunlaşmayan MHP, daraltılmış bölgede 10-15 milletvekili belki çıkarabiliyor. Teklif, MHP’nin Meclis’e girme yolunda AKP ile ittifaka mahkum edilmesi girişimi olarak algılanıyor. AKP’nin ısrarının yarattığı güven erozyonu, artık bazı partililer için güven bunalımına dönüşmüş durumda.  AKP cephesinden gelen MHP’lilerin kendi listelerinden seçime girme teklifleri ise partiyi siyaseten bitirmek olarak algılanıyor. Seçim aritmetiğini aynı anda ikisi lehine düzenleyecek bir formül ise henüz ortada yok.

Bahçeli’nin en son 2001’deki 19 Şubat krizini hatırlatarak güvence vermesi güven bunalımını kontrol altında tutma çabası olarak açıklanıyor. MHP’nin seçim sistemi teklifindeki kızgınlığı ise 'yargı reformu' diye adlandırılan girişime patlıyor. Hem daraltılmış bölge hem de MHP politikalarına ters düzenlemeleri ittifakın kantarını iyice MHP aleyhine çevireceği endişesi var.

Bakalım Erdoğan MHP’ye HDP’yi hediye edip konuyu kapatabilecek mi? Bu Bahçeli için ciddi değerli  bir ödün. HDP’yi kapattıran bir Bahçeli artık milliyetçi seçmenin karşısına başarı öyküsüyle çıkarak önemli bir paye kazanacağı için başka alanlarda ödün verebilir.

Kimin kime çok ihtiyacı var?

Kapalı kapılar ardındaki itişmenin kilidi “Erdoğan’ın mı Bahçeli’ye çok ihtiyacı var Bahçeli’nin mi Erdoğan’a?” sorusunda saklı.  Sorunun yanıtı için şöyle bir zihin jimnastiği isabetli olur: Gara operasyonu sonrası eğer Bahçeli çıkıp “sorumlu Erdoğan’dır…” dese ne olurdu? O kadar ileri gitmeye de gerek yok, Erdoğan’a sahip çıkmasaydı ne olurdu… Ayrıca şunu unutmayın ki MHP parlamento dışında yaşayabilen bir parti olduğunu kanıtladı. Peki iktidarı kaybetmiş bir AKP’nin hali nice olur?

Gündem