4/D’lilere yargıdan darbe - ÖZEL

4/D’lilere yargıdan darbe - ÖZEL

Kadro adı altında geçmiş bütün haklarından feragat ettirilen işçiler, asgari ücrete mecbur bırakılıyorlar.

Nazlıcan Ermiş - Halk TV

2017 yılında yayımlanan 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamuda çalışan tüm taşeron işçilerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/D maddesi kapsamına (işçi kadrosuna) alınacağı açıklanmıştı.

Avukat Barış Kalkan o süreçte olanları şöyle anlattı:
“Kamu kurumlarında çalışan taşeronlara kadro adı altında 4/D diye bir statü çıkarttılar.  657 sayısı kanunla bu işçiler 4/D'li yapıldılar. 4/D'li yapılırken de 'Geçmiş haklarınızda feragat etmeniz koşuluyla sizi kadroya alıyoruz' dediler. Çalışanlar da bunu kabul ederek, geçmiş tüm haklarından, davalarından, alacaklarından feragat ettiler ve hükümete inandılar. Bunun ardından hepsi 4/D statüsünü kazandılar.”

2018 yılına kadar verilen sözlerin tutulduğunu ifade eden Avukat Barış Kalkan, 2019 yılıyla birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca ‘Asgari ücret üzerinde olan tüm farkları kesiyoruz, zaten toplu iş sözleşmesinden yararlanıyorsunuz’ denildiğini söyledi. 

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu kararının ardından asgari ücretin üzerindeki bütün ödemeler düşürüldü. Bunun üzerine birçok dava açıldığını belirten Kalkan,  “Açtığımız davalarda hem mahkeme hem de İstinaf tarafından haklı bulunduk.” dedi.

Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nce verilen kararda ‘Eğer ücret kısmında açıkça belli bir rakam yazıyor ise işçi bu parayı alabilir ama yazmıyorsa alamaz’ denildiğini ifade eden Avukat Barış Kalkan, “Oysa bu paranın verildiği geçmişteki ödemelerle karşılaştırıldığı zaman çok rahat bir şekilde ödendiği anlaşılıyor. Şimdiki karar ise bunu tanımıyor. Neye dayanarak tanımadığı ise bilinmiyor. Sözleşme mi var? Hayır. “ diye konuştu.

Söz konusu sözleşmelere de örnek veren Kalkan, “Örneğin;  ‘Temizlik işçisinin alacağı asgari ücret + yüzde 15'dir. ‘ diye bordrolarda yazıyordu bu. Öyle olmasına rağmen eksik ödendi bu para. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bunu tanımadığını söylüyor.”

Kararı değerlendiren Avukat Barış Kalkan,  “Son derece adaletten uzak, doğmuş hakların korunmasına ilişkin değerlerden uzak keyfi bir karar bu. Bu hükümetin işçi lehine yaptığı tek bir düzenleme yok, hep işçiden gitti. İşçinin kazandığı hiçbir şey yok.” dedi.