Atilla Köprülüoğlu

Atilla Köprülüoğlu

Yazarın Diğer Yazıları

Troyalı gibi giyinmek cehalet mi, rezalet mi?

Babası da emekli büyükelçi Ercüment Yavuzalp olan
5 yıldır Uganda Büyükelçisi ressam Sedef Yavuzalp,
başkent Kampala’daki 29 Ekim
resepsiyonunda
‘’Troyalı bir kadın gibi giyinince’’
katibi de ‘’Zeus olunca’’; ‘’Batı hayranı’’
‘’Bizanslı’’, ‘’vatan haini’’ ilân edildi.
İktidara yakın gazeteler deneyimli Büyükelçi’yi
topa tutarken, Sözcü de ‘’Cumhuriyet Bayramı
kutlamasında büyük skandal’’ başlığını attı.
Kıyafetler sosyal medyada da gündem oldu.
Soruşturma açıldı, Büyükelçi Dışişleri Bakanlığı’nca
Ankara’ya çağırıldı!

*
Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Troya Antik Kenti’nin
UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’ne
kabulünün 20.yılı nedeniyle
2018’i ‘Troya Yılı’ ilan etmişti!
Çanakkale Valiliği’nin önerisini dönemin
Başbakanı Binali Yıldırım’ın da
benimsemesiyle
kabul edilmişti ‘’2018 Troya Yılı’’…
Yıllık ortalama 500 bin turistin geldiği
Troya Antik Kenti’ne ‘’2018 Troya Yılı’’
kapsamında 700 bin turistin gelmesi beklendiği
açıklanmıştı.
İlk Tunç Çağı’ndan Bizans dönemine
kadar yerleşim yeri olan ‘’kadim değer’’
Troya Antik Kenti’nden
çıkan ve dünyanın çeşitli müzelerinde
sergilenen eserlerin tek bir yerde toplanması için
Kültür ve Turizm Bakanlığı da müze yaptı.
Tarihi 5 bin yıl öncesine dayanan,
kültürlerin köprüsü,
dünyanın en önemli antik kentlerinden
‘’Troya”ya dış basın büyük ilgi gösterdi.
İngiliz medyasında yer alan bir
habere göre, BBC ve Netflix de
ortak bir proje geliştirdi, ‘’Troy, Fall Of a City’’
adı verilen, İngiliz, Amerikan ortak yapımı
dünyaca ünlü yıldızlar David Gyasi,
Hakeem Kae-Kazim, Louis Hunter gibi
isimlerin yer aldığı tarihi diziyi çekme kararı aldı.
Amaç; Anadolu’nun kadim değeri
olan Troya tarihi’ni tüm yönleriyle ele alınması!


Büyükelçi Sedef Yavuzalp’in resepsiyonda
‘’40 dakika Troya’yı anlattığını’’ da
yazıya ekledikten sonra,
Troya hakkında ‘’engin birikime sahip’’,
ayrıca
‘’Troyalılar Türk Müydü?’’ kitabının da
yazarı İletişim Profesörü Gazeteci-Yazar
Haluk Şahin Hocam’ın görüşlerine yer verelim.
Şahin’e göre; ‘’Türkiye’de hala Troya’yı başka
ülkelerde sananlar, Troya’yı övmeyi
‘Yunan propagandası’ sayanlar var.
Bu iktidar içinde de böyle düşünenler vardı,
hala vardır, ama bazılarının akılları
başlarına gelmeye başlamış olmalı ki bu yılı ‘Troya Yılı’ ilan ettiler, Troya Müzesi’nin bitirilmesi için adımlar attılar, Troya’nın tanıtımını bir devlet politikası olarak üstlendiler!
Prof. Dr. Şahin,
Büyükelçi Sedef Yavuzalp’in de ‘’buna inanıp’’ Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda Troyalı bir kadın gibi giyindiğini, böylelikle de vatana ihanet ettiğini(!) ifade ederek soruyor:
‘’ Hani Troyalılar Anadolulu idi?
Hani Fatih Sultan Mehmet ‘Hektor’un intikamını aldık!’ demişti?.
Hani Mustafa Kemâl’in de benzer şeyler söylediği iddia ediliyordu?
Hani Anadoluluların Troya’yı savunduğu Troya Savaşı, Çanakkale Savaşları’nın öncüsü sayılabilirdi?
Hayır efendim, Troyalı gibi giyindiğiniz an manşet olursunuz ve merkeze çağırılırsınız.
Sedef Hanım
Troyalı olarak daha iyi giysiler bulamaz mıydı sorusu ayrıca konuşulabilir.
Onu zevksizlikle suçlayabiliriz.
Ama o kadar.
Uğradığı muamele üzücü, çok üzücü!..’’
Bizce de üzücü!

*
Tarih, mitoloji ve doğa tutkunu Datçalı Usta Gazeteci Sedat Kaya’nın yazısından da alıntı yapalım;
“İnanıyorum ki, büyükelçiye bu tepkiyi gösterenler ne Homeros’un İlliada Destanı’nı okudular, ne de Troya’nın tarihini biliyorlar.
(…)
Anadolu’da Troya gibi antik dönem uygarlıklarının bir çoğunun Yunan ile hiç ilgisi yok.
Çoğu öz ve öz bu toprağın uygarlıkları.
(…)
Oysa.
Dünya ozanlarının babası Homeros İzmirli’ydi.
Dünya tarihinin atası Heredot Bodrum’lu.
Bilimin, felsefenin babası Thales Söke’li.
Antik çağın en büyük bilgesi Bias yine Söke’li.
Coğrafyanın babası, ‘Geographike’ yazarı Strabon Amasya’lı.
Dünyanın ilk şehir planlamacısı, yaptığı planlar bugün bile Avrupa kentlerine örnek olan Hippodamos Aydın’lı.
Cepte taşınabilen güneş saatlerini icat eden Eudoxus Datça’lı.
Dünyanın Yedi Harikasından biri olan İskenderiye Feneri’ni yapan dahi mimar Sostratus da Datça’lı.
Anadolu halklarının savunucusu Hektor Çanakkale’li.
Jule Verne’den asırlar önce uzay romanları yazan Lukianos Adıyaman’lı.
Spartaküs’ten önce tarihin ilk sosyalist ayaklanmasını gerçekleştiren Aristonikos Bergama’lı.
Büyük İskender’e “Gölge etme, başka ihsan istemem” diyen, gündüz elinde kandille “adam arıyorum” diye dolaşan Diyojen Sinop’lu.
‘Ressamlar Prensi’ Perhasios Efes’li.
‘Güneşe ve aya tapılmaz, ikisi de taş kütlesi’ diyen Anaxagoras Urla’lı.
Geometrinin öncülerinden matematikçi Apollonius Antalya’lıydı.
Bunlar gibi onlarca bilge insan ve onları yaratan
kültür; Anadolu’nun kendisidir.
Anadolu uygarlıklar deposudur.
Bilim, kültür ve sanatın Yunan’dan önceki kaynağıdır.
Türk kültürü Anadolu’da yaşamış toplumların yarattığı kültür birikiminin süzülmüş bir sentezidir.
Derler ya.
‘Geçmişini bilmeyen toplumlar, geleceği yazamaz’ diye.
Bilim, sanat ve kültürde geleceği yazamamamızın nedeni budur işte.
Troya’ya saldıran Yunan komutan Agamennon bugün yaşasaydı, eminim kıs kıs gülüyordu.
Troya mı?
Ağladığı kesin.”
Aynen…
*
“Halikarnas Balıkçısı” Cevat Şakir der ki,
“Türk kültürü, Anadolu’da yaşamış toplumların yarattığı kültür birikiminin süzülmüş bir sentezidir.
Anadolu; hem Yunan kültürünün, hem Batı kültürünün kaynağıdır!”
Gel de bunu kültürümüzü Arap çölleri ile orta asyada arayanların ittifakına anlat.
Tarih, sanat, kültür, mitolojinin; insanın insanlığını tanımasıdır!

Yazarın Diğer Yazıları