Fatih Ertürk

Fatih Ertürk

Yazarın Diğer Yazıları

“Tatsız aşa su neylesin, akılsız başa söz neylesin…!”

Aslında kendi insanlarımız atlarının kendileri için söylediği sözlere bir dönüp baksa, okusa ve anlasa bugün içinde bulunduğumuz durumdan en az bizim kadar utanç duyar ve rahatsız olurdu.

Bugün sokağa çıkın yoldan geçen her kişinin yüzünde endişe ve sıkıntıyı, ne yapacağını bilememe telaşını okursunuz.  Ne demiş atalarımız; “acıklı başta akıl olmaz”. Aklı hala başında kalanlar kendi yurttaşına, kendi ülkesinin insanına haklı olarak kızar ve sitem eder “bizi bu hale bunlar getirdi” diye. Ne demiş atalarımız; “akıl olmayınca ne yapsın sakal”. Peki neden bu kadar anahtar bir coğrafyada 4 iklimin aynı anda yaşandığı bu münbiç topraklarda bir ülke neden ikide bir de gider bir çukura yuvarlanır. Onu da söylemiş atalarımız; “akıl olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta”. Peki nasıl güvendiniz koca ülkeyi bir avuç vurguncu ve çıkarcıya diye düşündüğünüzde buna uygun yine bir ata sözümüz var; “Akıl ortak ortak, mal ortağı kaypak”.

Peki koca ülkede nasıl kandınız her “Allah” diyene, her “Bismillah” diyene. Ona da bir sözü var dedelerinizin; “Akıllı olsa her sakallı kişi, sakallılara danışırlardı her işi”. Peki bundan sonra ne yapmalı derseniz; hiç atalarımız bunu nasihat etmeden bırakım mı Allah aşkına; “Akıllıyı arkada tutma, akılsızı kılavuz etme”.

Niye bunları söylüyorum…

Eylül sonu rakamları geldi ekonomide. Millet bitmiş, perişan desem bile inanın mütevazi davranmış olurum. Bakın şu rakamlara; “Vatandaşların bankalar ve tüketici finansman şirketlerine olan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu 1 Ocak – 28 Eylül 2018 tarihleri arasında 29 milyar lira artarak 532,1 milyar lira oldu. Bu borcun 431,3 milyar lirası tüketici kredilerinden, 100,8 milyar lirası da kredi kartlarından kaynaklanıyor. Vatandaşın takibe alınan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu ise 28 Eylül itibariyle 18,6 milyar lira oldu”.

Hani hatırlarsanız bir “Anadolu Aslanları” vardı. KOBİ’ler derdik onlara. Sanayinin yükünü sırtlarlardı, ekonominin can damarlarıydı onlar. Şimdi “Anadolu Kedisi”’ne döndüler. Neden biliyormusunuz ; “ Bankalar borçlu KOBİ sayısı 3 milyon 210 bin 525. KOBİ’lerin bankalara olan toplam borcu 692 milyar 712 milyon lira. Borcu takibe düşen KOBİ sayısı 333 bin 178. Takipteki KOBİ borcu 33 milyar 834 milyon lira. Zor durumda olup konkordatoya gitmek isteyen KOBİ sayısı 430 bin. KOBİ sahipleri ve çalışanlarının AKP’ye verdiği destek yüzde 60 (Anketlere göre).” Neydi o atasözü; “akıl olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta”.

Peki halk bunun ne kadar farkında derseniz…

Burada soru şu; ota, b..a, üfür püfür şeylere anket yapıp halkın görüşlerini her dakika soran, seçim öncesinde yaptıkları anketlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranını yüzde 65’lerde gösterip halkı sandığa gitmeden AKP’ye ezdiren o anlı şanlı anket şirketleri acaba neden “krizi bir de halka soralım” anketi yapmıyorlar. Ya da maçaları sıktığı için yapamıyorlar. Ben size rakam vereyim. Öğrencilerin ders olsun diye yaptığı bir anket var. O ankete göre halkın yüzde 80’i ülkede kriz olduğunu söylüyor. Kriz olduğunu söyleyenlerin yüzde 82’si krizden hükümeti sorumlu tutuyor. Halkın yüzde 20’si (A Haberi ve yandaş medyayı olağanüstü katkılarından dolayı tebrik ediyorum) ülkede kriz olmadığını ancak dış güçlerin ülkeyi kriz ortamına sürüklediklerine (hala bunu nasıl düşünebiliyorlar emin olun inanamıyorum) inanıyor.

Sözün özü…

Halk canı yanmış, başı kesilmiş bir tavuk gibi çırpınmaya başladı. Herkesin aynı anda aynı oranda canının yanmaya başlamasına sayılı günler kaldı (SABAH gazetesinden yandaş Engin Ardıç söyledi. Dolar 80 lira olsa bile Recep Tayyip Erdoğan 2023’e kadar Cumhurbaşkanı dedi. Siz derdinize yanın. Onların keyfi gıcır).  Ama her ne hikmetse kriz var diyen yüzde 80’in yüzde 90’ı siyasi tercihlerini değiştirmekten yana değil. Verilen kısa ve net yanıtlarda söyledikleri sadece şu; “muhalefette umut göremiyoruz”.

Burada eski ana muhalefet partisi yeni sisteme göre ikinci partinin kurultay delegelerinin yarısının “kurultay olmasın, CHP’de değişim ve özeleştiri yaşanmasın, hep böyle kalsın, 3 tane k…ı kırık belediyede ben meclis üyesi olayım, başkan olayım” gerekçesiyle kendi partilerinin değil Türkiye’nin önünü böylesine tıkamalarını takdir ve sevgiyle selamlıyorum!. Onlar olmazsa AKP kim bilir ne yapardı. Zaten genel başkanları da istikameti gösterdi; “sandığa gitmem ne demek. O zaman gidip AKP’ye oy verin”. Ben bu delegelerin ve onlar gibi düşünen partililerin genel başkanlarını asla kırmayacaklarını düşünüyorum.

Şaka bir yana;

Yazık, çok yazık…!

Yazarın Diğer Yazıları