• Oscar’a damga vuran “Inclusion Rider” ne demek?

    “Inclusion Rider” Terimi Ne Anlama Geliyor?

    07 Mart 2018 - 08:46
    Oscar’a damga vuran “Inclusion Rider” ne demek?

    Oscar’ı kazanan Frances McDormand’ın yaptığı Oscar kabul konuşmasında dikkatleri çeken “Inclusion Rider” terimi saatleri aranıyor. Halktv.com.tr en ayrıntılı cevabı sizler için hazırladı.

    En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görülen Frances McDormand’ın güçlü Oscar kabul konuşması gecenin en belirgin biçimde öne çıkan anlarından biriydi. McDormand’ın konuşması esnasında üzerine basarak vurguladığı bir terim vardı ki tören katılımcılarının birçoğu gibi bizlerin de dikkatinden kaçmadı: “Bu gece sizlere iki kelime bırakıyorum: Inclusion Rider.”

    “KAPSAYICI EK SÖZLEŞME”

    Peki neydi bu Inclusion Rider? Filmloverss.com’un haberine göre; Türkçe’ye, “Kapsayıcı Ek Sözleşme” olarak çevirebileceğimiz Inclusion Rider; bir filmdeki oyuncuların ve ekibin belirli bir düzeydeki çeşitliliği ve farklılığı karşılaması için imzalanan sözleşmelerde yapılacak iyileştirme ve yeniden düzenleme anlamını taşıyor. McDormand, kendisi gibi oyunculuk yapan meslektaşlarına gelecekteki sözleşmelerine bu tür kapsayıcı maddeler ekleyerek ırk ve cinsiyet eşitliği sağlanması yolunda müzakere yolundan uzaklaşmamaları gerektiğini öneriyordu. Bu konuşmasından hemen önce de bu geceki törende herhangi bir kategoride yer alan kadın adaylardan hepsinin ayağa kalkarak görünürlüklerini ortaya koymasını isteyen McDormand: “Hepimizin anlatacak pek çok hikayesi ve finanse etmemiz gereken projesi var.” diyerek kadınlara açık biçimde özgüvenlerini ortaya koyma çağrısında bulundu.

    FİKİR NEREDEN?

    Gizem Çalışır imzalı habere göre; Inclusion Rider fikri, ilk kez Güney Kaliforniya Üniversitesi’ndeki Annenberg Inclusion Initiative’in kurucusu Stacy L. Smith tarafından 2016’da düzenlenen bir TED toplantısında ortaya atılmış ve konuşulmuştu. Konuşmanın başlığı “Hollywood Cinsiyetçiliğinin Verileri” idi. Smith’in yaptığı konuşma esnasında dikkatleri en çok çeken cümleler arasında şunlar vardı: “Tipik bir uzun metrajlı filmin içinde yaklaşık 40 ila 45 konuşan karakter var. Bu karakterlerin yalnızca 8-10’unun hikaye ile alakalı olduğunu iddia ediyorum. Geriye kalan 30 kadar küçük rol ise hikayenin geçtiği yerdeki demografiye ya uymuyor ya da onu yansıtamıyor. Ve bunun neden böyle olduğuna dair bir fikrimiz yok. Bu sebeple, özellikle ünlü oyuncular tarafından sözleşmelere eklenecek bir ‘ek eşitlik maddesi’ bu rollerin aslında yaşadığımız dünyayı yansıtmasını da şart koşabilir.”

    YORUMLAR