Ayşe Sucu

Ayşe Sucu

Yazarın Diğer Yazıları

Mutluluk cesaretle gelir…

İnternet, bilgi ve toplumsal örgütlenme alanlarında sınırsız bir kaynak. Sosyal medya, birey ve vatandaş için iktidarın el atamadığı, bunu denese dahi yine teknoloji yüzünden başarılı olamadığı bir özgürlük alanı. Fikirler burada, akıldan akla, ışık hızında hareket ediyor, eleştiri sınır tanımıyor, cinsiyet farkı ortadan kalkıyor, en gizli ve en ulaşılması güç bilgiler dahi erişime açık hale geliyor. Kısacası bilginin ayağındaki tüm prangalar kırılmış durumda; bilgi her yerde, yeter ki ulaşılmak istensin. Bundan sonrası, yirmi birinci asır Türkiye’sinde, birey ve onun eleştirel aklıdır.

BİLMEYE CESARET ET

Yine de teknolojiyi, dijitalleşmeyi, her evin; iletişim teknolojileri sayesinde adeta bir dünya evi haline getirilişini de kutsallaştırmayalım. Bireyler, teknolojiyi sunan çağın aynı zamanda kendilerini tükettiğinden de haberdar olmalıdır. Amaç aklı sömürmek, kazancı aklın önüne koymak değildir; oysaki amaç, aklı günbegün geliştirmek, onu gitgide güçlenen eleştiri mekanizmaları ile donatmaktır. Bilgi aslında eleştiriye ve özgür düşünceye hizmet eden yapı taşlarıdır. Bütün ise her daim bilginin peşinde olmak ve o yolda koşmaktır; bilmeye cesaret etmektir.

CESARET ERDEMDİR

İşte ancak böyle bir zihinle kuşanan insan için, teknoloji fazlasıyla faydalıdır. Etrafında örülen duvarlardan, ideolojilerin zincirlerinden ve kandırmacalarından ancak böyle bir yaklaşımla özgürleşebilir. Aksi takdirde kişi, hem bireysel hem ailesel hem de toplum düzeyinde çektiği sıkıntıları ve eziyetleri anlamlandıramayacak; daha da kötüsü, aynı döngünün kuşaklar boyunca yarattığı illüzyonlardan zihnini kurtaramayacaktır. Mutluluk, cesaretin elinden içilen sudur.

KADIN VE YENİ DÜNYA

Anadolu’nun ücra köylerinden, ülkemizin dört bir yanına kadar, kadının özgürleşmesinde teknolojinin ve sosyal medyanın rolü büyüktür. Burada, teknolojinin sunduğu çamaşır-bulaşık makinesi, elektrik süpürgesi vs. gibi ev araç-gereçlerini kadın için özgürleştirici, zaman kazandırıcı birer unsur olarak görmenin ancak bir sığlık ve bir geri kafalılık olduğunu söylüyoruz. Bilakis kadın evinin işçisi ya de hizmetlisi değildir. 19. ve 20. yüzyıllarda iş bölümünün ve paylaşımın ne olduğunu öğrendik. Modern dünyayı kadın-erkek bir arada inşa ettik. Ev işleri de şayet kadın ve erkek tarafından paylaşılıyorsa, ikisi arasında ortaktır. ‘Ev hanımı‘ ya da ‘ev kadını‘ gibi tanımlamalar artık kadınlarımız için ancak nazik birer hakarettir. Başka bir deyişle, kadının özgürleşmesi, bedenle yapılan işlerden arta kalan zamanını kullanması değildir; kadının özgürleşmesi, onun zihninin özgürleşmesidir, cinsiyetçi tanımlardan sıyrılarak bir birey olduğunu kavraması ve bunu da toplumsal düzeyde, kolektif boyutta ifade edebilmesidir. Kocası olmadan da bir birey olduğunu idrak etmesidir; anne olmadan da bir kadın olduğunun farkına varmasıdır. O insandır, böyle bakıldığında adeta cinsiyetsizdir.

Böyle bir kadın figürü ancak uğradığı haksızlıkları, adaletsizlikleri, eşitsizliği ve en acısı da aklî ya da bedenen gördüğü tacizleri korkusuzca dile getirebilir ve daha da önemlisi teknoloji sayesinde bunları ispat edebilir ve savunabilir. İşte böylesi kadınların yetiştirdiği toplumlar ideal anlamda özgürleştirici ve rasyonel mekanizmalarla işleyen sivil toplumu inşa edecektir ve yine ancak böyle bir sivil toplum, tüm vatandaşlarının gözünde adil ve meşru devleti yaşatacaktır.

DEVLET VE MEŞRUİYET

Devlet, vatandaşlarının yaşama hakkının ve hürriyetinin garantörü olduğu sürece meşrudur. Devlet kimsenin, hiçbir sınıfın (etnik, dinsel, mezhepsel, cinsel) tekelinde değildir, olmamalıdır. Devletin, belirli çıkar gruplarına, iktidar yandaşlarına sınırsızca, kendi vatandaşlarının çıkarları ve özgürlükleri pahasına, menfaat sağlamak gibi bir tanımı da yoktur. İşte böyle bir devlet, ancak demokrasi ve şeffaflık ilkeleri içinde ülkeye ve yurttaşlarına fırsat eşitliği sağlayabilir ve hiçbir grubu bir diğerine üstün tutmaz. Bu bakımdan devlet tarafsızdır, gücü tek bir merkezde toplanamaz ve tüm vatandaşlarına eşit mesafededir.
Bizim iddiamız ise bunların ancak özgürlükler çerçevesi içinde, özellikle de bilgi alma hürriyeti bağlamında gerçekleşebileceği idealidir. Modern dünyada bu idealin karşılığı ise artık özgür basın ve onun da fevkinde, kitlesel iletişimin vazgeçilmezi olan internet ve onun sağladığı toplumsal aracılık hizmetidir. 21. yüzyılın eşitlik ve adalet anlayışı ancak bilginin ve eleştirinin hür dolaştığı topraklarda vatandaşlarca yaşanacaktır.

Ayşe Sucu’nun köşe yazısı

Yazarın Diğer Yazıları