• Mehmet Tezkan isyan etti: Köşe yazarlığının dayanılmaz ağırlığı!

    Mehmet Tezkan, Milliyet gazetesinde bugün kaleme aldığı yazısında

    24 Aralık 2017 - 15:08
    Mehmet Tezkan isyan etti: Köşe yazarlığının dayanılmaz ağırlığı!

    Mehmet Tezkan, kendisini “yaz” diyerek teşvik eden okurun arkasından hemen şöyle eklediğini ifade etti: “Yaz ama benim adımı verme”.

    Tezkan durumun ağırlığını şu sözlerle anlattı: “İş adamları da böyle.. İstiyorlar ki birileri bir şeylere itiraz etsin ama kendileri bulaşmasın.. İsimleri geçmesin..Şikayeti olan her kesimin, doktorun, mühendisin, öğretmenin, esnafın, taksicinin tavrı aynı.. Sorunumuzu yaz ama adımı geçirme..Ben bu duruma köşe yazarlığının dayanılmaz ağırlığı diyorum..”

    İŞTE MEHMET TEZKAN’IN O YAZISI…

    Bugün Pazar.. İzin verin bugün kendimizden bahsedeyim.. Benim gibi günlük siyasi yorum yapanların halinden..

    Okura yazı beğendirmek zordur..

    Kimi fikrinize katılır, kimi şiddetle karşı çıkar..

    Kimi üslubunuzu yumuşak bulur, kimi sert..

    Kimi şunu yaz der..

    Kimi şunu neden yazmıyorsun diye hesap sorar..

    Biri yanınıza gelir..

    Abi iyi güzel de biraz daha sert yazsana..

    Öteki çak abi çak korkma diye lafa karışıyor.. Kime çakayım?

    İktidara çak, yerden yere vur.. Sert ol sert..

    CHP’ye çaksana abi, böyle muhalefet partisi olur mu?

    MHP’ye vursana abi, ne yaptıkları belli değil!.

    Bu muhabbet yüz yüze yumuşak geçiyor ama mailler daha sert oluyor..

    Mesela şunu yaz diye konu veriyor, tamam yazayım diyorsun..

    Hemen ekliyor; Yaz ama benim adımı verme..

    Niye?

    Kamuda çalışıyorum da.. Sonra!..

    Biri diyor ki..

    Televizyona çıkıyorsun vur yumruğunu masaya..

    İyi vurayım de ne diyeyim..

    Böyle adaletsizlik olmaz de, bu ne biçim yargı de, haksızlık hukuksuzluk diz boyu de, benim gibi mağdurların hakkını ara..

    Peki diyorum, senin hikayeni anlatayım senin adını vereyim..

    Aman abi adımı verme; Ne olur ne olmaz!.

    Ünlü hukukçularla konuşuyorum.. Bilgi veriyorlar, gözden kaçan bazı yasal düzenlemelere dikkat çekiyorlar.. Ama lafın sonunda mutlaka aynı cümleyi ekliyorlar..

    Yaz ama benim adımı verme..

    Liseye giriş sınavı da, üniversiteye giriş sınavı da deneme tahtası oldu.. Yaz boz tahtasına döndü..

    Gençler perişan, aileler şikayetçi..

    Yaz diyorlar, yazıyoruz..

    Gel sen de bi ses ver diyorsun yine aynı söz..

    Ya beni karıştırma, sakın adımı verme..

    Bu hal siyaset dünyası için de geçerli.. İktidar partisinin milletvekili, hükümetin bazı uygulamalarını eleştiriyor..

    Yazayım diyorsun, yaz ama benim adımı verme diyor..

    Veya muhalefet partisi milletvekili, partisini beğenmiyor, anlattıkça anlatıyor son cümlede talebi aynı: Bunları yaz ama benim adımı geçirme..

    İş adamları da böyle.. İstiyorlar ki birileri bir şeylere itiraz etsin ama kendileri bulaşmasın.. İsimleri geçmesin..

    Şikayeti olan her kesimin, doktorun, mühendisin, öğretmenin, esnafın, taksicinin tavrı aynı.. Sorunumuzu yaz ama adımı geçirme..

    Ben bu duruma köşe yazarlığının dayanılmaz ağırlığı diyorum..

    İyi pazarlar!.

    YORUMLAR