14 Mayıs seçimleri ve dış dünya üzerine... "Kaybetmek Erdoğan için artık ciddi bir olasılık"

Türkiye'de, seçim ve iktidar değişimine ilişkin analizlerde ve değerlendirmelerde genellikle dış dünya ihmal edilir. Roma Tanrılarından birisi Janus'tur. Janus'un iki yüzü vardır. Bu yüzlerden biri yurt içiyse, diğeri de yurt dışıdır. Kuşku yok ki yurt dışı dinamikler ve gelişmeler yarattığı etki ve rüzgarla en az yurt içi kadar önemlidir. Çoğu zaman da yurt içini de belirleyebilecek güce sahiptir.

İkinci önemli konu... Gerçek, bütündür. Bütünü görmenin de üç koşulu vardır. Küçük ayrıntıları da olan bir tablo düşünün. Uzaktan bakarsanız tablodaki ayrıntıları yakalayamazsınız. Çok yakına geldiğinizde de yine birçok ayrıntıyı görme olanağını yitirirsiniz. Tabloya, bütünü net olarak görecek bir mesafeden bakmak zorunludur.

secim4.jpg

Tek adam mı özgürlükler mi?

Türkiye; "tek parti" ve "tek adam" anlayışına karşı "kardeşlik, eşitlik, özgürlük" tercihinin öne çıkacağı, Cumhuriyet'in yeni yüz yılına damga vuracak son derece kritik bir seçime gidiyor.

14 Mayıs seçimleri, hak ve özgürlüklerin yanı sıra ekonomik kriz ve derinleşen yoksullukla varoluşsal bir anlam da kazandı. Bu denli önemli bir seçimin sonucuyla ilgili isabetli sayılabilecek bir tahmin ve bu bağlamda bütünü görmek için yurt dışına bakmakta büyük yarar var.

Almanya'da yaşayan, Avrupa'daki gelişmeleri ve Batı medyasını anı anına izleyen gazeteci Özgür Çoban'la konuştuk. Sorularımız ve yanıtları şöyle:

secim5-001.jpg

Öne çıkan üç tema

- Türkiye'deki seçimler Avrupa'da nasıl takip ediliyor?
Avrupa medyası bu süreci ilgiyle takip ediyor. Tabii olarak diasporanın en geniş olduğu Almanya'da medya seçimlere daha yoğun ilgi gösteriyor.

- Medyada nasıl ve hangi temalarla yer alıyor?
Almanya, İtalya, İngiltere, Fransa ya da İspanya medyalarına kuşbakışı bir göz attığımızda seçimlere ilişkin 3 ana tema göze çarpıyor. Hemen hemen tüm analizlerde, İstanbul'daki belediye başkanlığı seçimlerinin temelsiz bir iddiayla tekrarlanması anımsatılarak, "Acaba Erdoğan, nezaket ve zarafetle koltuğunu devredebilecek mi" sorusuna yanıt aranıyor.

- Erdoğan'ın iktidarı bırakmayabileceği yönünde bir kanı mı var?
Birçok yorumcu, "20 yıllık iktidarın ardından Erdoğan'ın huzur içinde Saray'ı bırakacağına inanmadıklarını" dile getiriyor.

- İkinci tema nedir?
İkinci başlık, "Erdoğan'ın, Avrupa'da ilk kez oyun kuramadığı" vurgulanıyor. Doğrudur. Bu seçimde, Avrupa medyası daha çok Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu'na odaklanmış görünüyor. Sık sık Kılıçdaroğlu'nun "sağlam bir demokrat" ve "aydın bir entelektüel" olduğu vurgulanıyor. Gazeteler, Kılıçdaroğlu'nun biyografisine de yer veriyor.

- Ya üçüncü başlık?
Üçüncü tema... "Erdoğan'ın otoriter yönetim tarzının kitlelerde bıkkınlığa neden olduğu" ifade ediliyor.
Otoriterliğin ve baskının sonucunda iktidar partisinin Ankara ve İstanbul başta olmak üzere elindeki birçok büyükşehir belediyesini kaybettiğine dikkat çekiliyor.

Cazibe merkezi olabilir

- Kılıçdaroğlu'na, daha çok şans tanınıyor öyle mi?
Birçok medya organı "Kılıçdaroğlu'nun 20 yıl sonra Erdoğan'ı yenebileceği" ana fikrinde birleşiyor.
Diğer yandan Avrupa medyasında, Erdoğan'ın troller, bot hesaplar ve sahte hesaplarla seçimi kontrol altına almaya çalıştığına ilişkin haberlere de yer veriliyor.
"Erdoğan'ın kontrolündeki trol ordusuyla toplumsal yaşamın her alanını kontrol altına almaya çalıştığı" öne sürülüyor.
Ayrıca, "hukuk devleti" ilkesi ve "demokrasi"ye da atıfta bulunulan çok sayıda analiz ve habere rastlıyoruz.

- Ekonomiyle ilgili de değerlendirmeler var mı?
Birçok ekonomist, Kılıçdaroğlu ile birlikte ülkenin demokratik standartlarının yükseleceği, hukuk devletinin güçleneceği tespitinde bulunarak, bunun da Türkiye'yi yabancı yatırımcı için yeniden cazibe merkezi haline getireceğini ifade ediyor.

- Batı basınının deprem ve sonrasında yaşanan sorunlara ilişkin yaklaşımı nasıl?
Haberler ve analizlerde, Erdoğan için bu kez üstesinden gelemeyeceği büyüklükte zorluklar bulunduğu belirtiliyor. Ekonomik çöküş, yüksek enflasyon ve deprem sonrası yaşanan fiyaskolar...
"Tüm bu etmenlerin 6'lı masayı bir orkestra şefi gibi yöneten Kılıçdaroğlu'nun hanesine artı puan olarak yazıldığı" kaydediliyor.

- Gazetelerden örnekler verebilir misin?
Örneğin, İtalyan La Repuplica gazetesinde yer alan seçimlere ilişkin bir analizde, "Erdoğan, seçimi kendisiyle ilgili şahsi bir referanduma çevirdi. Ülkeyi etkisi altına alan ekonomik yıkımın olumsuz etkilerini ve bunun bedelini kendi popülaritesini kullanarak hafifletmeye çalışıyor" ifadelerine yer verildi.
Alman Franfurter Rundschau gazetesi, "Kaybetmek Erdoğan için artık ciddi bir olasılık" görüşüne yer verdi. İspanyol El Mundo da "Ekonomik yıkım sandığa mutlaka yansıyacaktır" görüşünü savundu.
Avrupa medyasında durum bu özetle.

- Yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oy davranışlarına ilişkin gözlemin nedir?
2018'de ortaya çıkan tablonun üç aşağı beş yukarı bir benzerinin yaşanacağını düşünüyorum. Sol partiler arasında oy geçişkenliği elbette olacaktır ama AKP'nin oy oranlarında büyük bir değişiklik olacağını sanmıyorum.
Çoğu, bugün hala oy kullanma davranışı ve parti sadakatini şekillendiren Anadolu'nun kırsal muhafazakâr yapılarından geliyorlar. Bu bağlamda, Erdoğan'ı daha fazla benimsedikleri anlaşılıyor. Bir diğer önemli nokta, örneğin Almanya'daki vatandaşlar onlarca yıldır burada ama güncel siyasi gelişmeleri iktidarın kontrolündeki gazete ve TV'lerden takip ediyorlar. Bu nedenle iktidar medyası tarafından yaratılan manipülasyon alanının burada daha etkili olduğunu düşünüyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Olcay Aydilek Arşivi