SON DAKİKA
  • İşte geçmişten bugüne Kudüs tartışmasıı!

    ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etmesi tüm dünyada tepkiyle karşılandı. Peki Kudüs'ün önemi nedir? Tartışmaların kaynağında ne var?

    06 Aralık 2017 - 21:45
    İşte geçmişten bugüne Kudüs tartışmasıı!

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etmesi tüm dünyada tepkiyle karşılandı. Peki Kudüs’ün önemi nedir? Tartışmaların kaynağında ne var?

    3 DİNİN KUTSAL ŞEHRİ

    Kudüs, üç semavi din için kutsaldır. Müslümanlar için Kudüs üçüncü en kutsal şehirdir. İslamiyet’te Kudüs, Milattan sonra 610 yılında ilk kıble olmuştur ve Kur’ana göre Hz. Muhammed, 10 yıl sonra Miraç’a bu şehirden çıkmıştır.

    Yahudiler için en kutsal şehirdir çünkü  Tevrat’a göre Hz. Davud, milattan önce Kudüs’ü Birleşik İsrail Krallığı’nın başkenti olarak inşa etti ve oğlu Hz. Süleyman, ilk tapınağı şehrin içinde kurdu.

    Hristiyanlar için Kudüs’ün kutsallığı, İncil’e göre Hz. İsa’nın bu şehirde çarmıha gerilmesinden ve 300 yıl sonra Azize Helena’nın İsa’nın hayatındaki hac noktalarını belirlemesinden gelmektedir.

    BAŞKENT TARTIŞMALARININ KAYNAĞI

    İsrail’e göre Kudüs, İsrail’in 3000 yıllık başkenti. Ancak Filistinliler ve uluslararası toplum bu konuda İsrail ile aynı düşünceye sahip değil.

    “AYRI BEDEN”

    Birleşmiş Milletler, 1948 yılında Kudüs’ü ‘corpus separatum (ayrı beden)’ ilan etti ve doğrudan Birleşmiş Milletler’e bağlı kabul etti. Ancak aynı günlerde İsrail’in bağımsızlığını ilan etmesiyle BM’nin Kudüs planı yaşama geçemedi.

    1949 ateşkes anlaşmasıyla Doğu Kudüs’ün yönetimi Ürdün’de ve Batı Kudüs’ün yönetimi İsrail’de kaldı. İsrail, 1967’deki “Altı Gün” savaşı ile Doğu Kudüs’ü de ele geçirdi. İsrail başlangıçta bunun bir işgal değil, belediye bütünleştirmesi olarak savundu. Ancak 1980 Temmuz ayında İsrail Parlamentosu, Kudüs’ü İsrail’in binlerce yıllık bölünmez başkenti olarak ilan etti.

    ULUSLARARASI TEPKİ

    Bundan birkaç hafta sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de 20 Ağustos 1980 günü 478 sayılı ünlü kararını kabul etti. İsrail’in Doğu Kudüs işgali ve Kudüs’ü başkent ilan kanunu kınandı. Kudüs’te temsilciliği bulunan ülkelerden ”temsilciliklerini ‘kutsal şehir’den Tel Aviv’e taşıması’ istendi. Karar, Güvenlik Konseyi’nde oylamaya katılan 14 üye ülkenin oybirliği ile kabul edilirken, ABD oylamaya katılmadı ancak kararı veto da etmedi.

    Kudüs’te sadece 13 ülkenin (Kosta Rika, Bolivya, Şili, Kolombiya, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Guatemala, Haiti, Hollanda, Panama, Uruguay ve Venezuela) elçiliği vardı. BM Güvenlik Konseyinin İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgalini kınayan kararı (UNSCR 478) kabul etmesinin ardından bu ülkeler de elçiliklerini Tel Aviv’e taşımaya başladı. 2006 yılında El Salvador ve Kosta Rika’nın da elçiliklerini Kudüs’ten Tel Aviv’e geri taşımasıyla Kudüs’te hiçbir büyükelçilik binası kalmadı. Türkiye’nin Doğu Kudüs’te yer alan başkonsolosluğu ise büyükelçilik düzeyinde ancak sadece Filistinlilere hizmet veriyor.

    ABD’NİN BAKIŞI

    “Kral Davut’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi”nin 3000’nci yılı kabul edilen 1995 yılında Amerikan Kongresi, Kudüs’ün, İsrail’in başkenti olarak kabul edilmesini ve Tel Aviv’deki Amerikan büyükelçiliğinin 31 Mayıs 1999’dan geç olmamak üzere Kudüs’e taşınmasını içeren bir yasayı büyük oy çokluğuyla kabul etti.

    ABD Anayasasına göre, bir bölge üzerinde yabancı bir gücün egemenliğini tanıma konusunda ABD başkanı yetkili. Gerek Bill Clinton ve halefi George W. Bush ve gerekse de mevcut başkan Barack Obama, başkanların bu konuda yetkili olduğu, Kongre’nin bu konuda sadece tavsiye kararı alabileceği gerekçesiyle bu yasaya itiraz edegeldiler.

    Bu üç başkanın 1995 tarihli yasayı uygulamama konusundaki gerekçeleri ise yasanın yedinci maddesinde, başkanlara, “yasanın uygulanmasının ABD’nin çıkarları ve güvenliği konusunda risk oluşturduğuna kanaat getirirse 6 aylığına askıya alabilir” yetkisi vermesi. Başkanlar bu maddeden yararlanarak altı ayda bir önlerine gelen yasanın uygulanmasını “ihtilaf çözülünceye” kadar altı ay daha erteliyorlar.

    Yani ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kanunu Donald Trump’ın gündeme getirdiği bir şey değil değil ve 31 Mayıs 1999’dan beri yılda iki kez ABD başkanlarının önüne imza için yeniden geliyor. Karar bugüne kadar 34 kez sessizce yeniden ertelendi.

    Kudüs’ün başkent statüsünü kendisi açısından hayati ve tarihsel önemde gören İsrail, ABD, elçiliğini Kudüs’e taşımadıkça başka hiçbir ülkenin taşımayacağını gördüğünden ABD’de bu konuda yıllardır büyük lobi çalışması yapıyor. Amerikalı politikacılar ise, bugüne kadar sürekli olarak seçim dönemlerinde elçiliği Kudüs’e taşıma sözü verdiler.

    George W. Bush ve Barack Obama, seçilmelerinden önce Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan yasayı imzalayacakları vaadinde bulundular ancak ikisi de başkanlığa başladıktan sonra bu vaatlerini rafa kaldırdılar.

    TRUMP SÖZÜNÜ TUTTU

    Donald Trump da seçim kampanyası boyunca aynı sözü verdi. Trump’ın diplomatik statükoları çok da önemsemeyen tavırları, İsrail’de kısmen daha umutlu bir beklentiye yol açmıştı.

    Nitekim Donald Trump’ın, ABD’nin İsrail Büyükelçisi olarak atadığı David Friedman’ın, ‘İsrail’in ebedi başkenti Kudüs’teki görevime başlamayı dört gözle bekliyorum’ şeklindeki açıklamasını da ABD’nin bu kez elçiliği Tel Aviv’de tutma politikasından vazgeçebileceğinin işareti olarak değerlendirenler vardı.

    Nihayet bugün ABD Başkanı Donald Trump Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı. Dünya tepki gösterse de Trump’ın ve İsrail’in bu konuda geri adım atacağı düşünülmüyor.