İsmail Dükel

İsmail Dükel

Anıtkabir’e uzanan eller!!!

İlk gidişim 1972 yılına denk gelir. Babamla gitmiştik, daha doğrusu o götürmüştü. 11-12 yaşlarında falandım. Nasıl heyecanlanmıştım, nasıl dizlerim titremişti, bir Allah bilir bir de ben. Babamın tuttuğu elim sırılsıklamdı, terden…

Kalbimin gümbürtüsünü duyuyordum, onca kalabalığın arasında…

O nasıl bir azametti, nasıl etkileyici bir havaydı, hani derler ya anlatılmaz, yaşanır…

İşte tam da böyle bir şey.

O tarihe kadar sadece kitaplardaki resimlerde görmüştüm o muazzam taş yapıyı. Okulda öğretmenlerim, evde annem-babam, hep anlatmışlardı. O yaş için bilinmesi gereken ne varsa biliyordum o taş bina ile ilgili. Çünkü öğretmişlerdi…

Kaç yılında yapıldığını biliyordum, mimarının kim olduğunu biliyordum… Metrekaresine kadar aklımdaydı…

Aslında o heyecan binadan kaynaklı değildi. Heyecan orada ebedi istirahata çekilen ile ilgiliydi…

Ankara’da olmanın avantajını bu konuda çok yaşadım… O tarihten sonra kaç kere gittim, inanın hatırlamıyorum…

Yaş ilerledikçe, olaylar daha da netleşiyor insanın kafasında…

Her şey daha anlaşılabilir oluyor…

Sevgi büyüyor, ama yanında saygı da büyüyordu; okudukça, öğrendikçe…

Her gidiş ayrı bir heyecandır oraya, her gidiş geçmişi hatırlamaktır, her gidiş vefanın tazelenmesidir, her gidiş şükran ve minnetin ifadesidir. Sap gibi durmak değil, gözleriniz yerde saygı ile dimdik durmaktır O’nun manevi huzurunda…

Elinizi açıp duanızı ederken, boğazınız düğümlenmiyor, gözleriniz nemlenmiyor, o dimdik duruşunuzu muhafaza etmek için zorlanmıyorsanız ne sevginiz yeterlidir, ne saygınız!

Aslanlı Yol’da attığınız her adım sizi ona biraz daha yaklaştırırken, hele o basamaklardan ağır ağır çıkıp muhteşem kapıdan girdiğinizde sırtınızda ürperme hissetmiyorsanız, gitmeyin oraya, açmayın ellerinizi, biz geldik atam demeyin boşuna!

Haber bugün düştü gündeme… Mimarlar Odası duyurdu, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin geçen yıl mayıs ayında “Anıtkabir Koruma Amaçlı İmar Planı” değişikliklerine ilişkin meclis kararı planlarının bir yıl sonra askıya çıktığını…

Zaten bir süredir Anıtkabir’in çevresi yüksek binalarla çevreleniyor, o yapı gözden kaçırılmak, o çok katlı binaların arasında boğulmak! isteniyordu. Şimdi ise altın vuruşa hazırlanan belediye, yaptığı bu imar değişikliği ile hem ranta geçit verecek hem de Anıtkabir’in etrafının duvarlarla çevrelenip biraz doğa boğulması sağlanacak.

Yapılmak istenen bu…

Belediye açıklama yapmış, daha geçen yıl bahçeye oyun parkı kurduklarını unutarak “Anıtkabir SİT alanı içinde, oraya bir şey yapmak mümkün değil” diye…

O dediğiniz bugün için doğru… Ya yarın?

Önce etrafını kuşatır, sonra içine girersiniz(!)

Amaç budur!

Geçmişte ve bugün yapılanlara bakınca, gelecekte ne yapılacağına ilişkin bu sonuca varmak zor olmuyor!

Dün büstlere saldırılmış, yakılmış, baltalarla parçalanmıştı… “Münferit hadise, meczup işi” denmiş, olaylar geçiştirilmişti…

Dün, Atatürk’e ait ne varsa maddi manevi küfür ve hakaretler edilmişti. Sosyal medyanın oluşturduğu kamuoyu baskısı olmasa davalar açılmayacak, üstü kapatılacaktı…

Açıldı da ne oldu? Küfür sahiplerinin tamamı dışarıda!

Dün, paraların üzerinden Atatürk resimleri çıkartıldı, tepki geldi “onlar tedavülde değil” denildi. Oysa daha geçen gün bizzat benim elime bir alışveriş sonrası Atatürksüz para tutuşturuldu…

Atatürk Orman Çiftliği’nin hali de ortada!

Gelelim bugüne, tek örnek yeterli.

Bugün, Atatürk ile ilgili ders saatleri azaltıldı, yeni çıkarılan müfredatta ise iş resmi hale getirildi. Yıllardır amaçlanan Atatürksüz eğitim böylece hayatımıza dayatıldı.

Hedef belli; Atatürk’ü bilmeyen bir nesil yetiştirmek ve Atatürk’ün imzasını silmek…

Yapabilirler mi?

Elbette Hayır…

Ama durmuyorlar, durmayacaklar. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya devam edecekler…

Şimdiki hedef Anıtkabir!

Yapmayın, denemeyin bile…

Milyonlar akar Ankara’ya etten duvar olurlar…

Elletmezler atalarının ebedi istirahatgahını..

Hoşça kalın…

Yazarın Diğer Yazıları