• Eğitim sistemi Sarıyer’de konuşuldu Çocuklar mutlu değil

    16 Şubat 2018 - 17:00
    Eğitim sistemi Sarıyer’de konuşuldu Çocuklar mutlu değil

    Türk eğitim sisteminde yaşanan gelişmeleri inceleyerek, kapsamlı bir rapora imza atan Eğitim Reformu Girişimi (ERG)’nin ‘2016 – 2017 Eğitim İzleme Raporu’ verileri, alanında önemli isimlerle Sarıyer’de masaya yatırdı. Eğitime ayrılan kaynaklar, güncel öğretmen politikaları, eğitimin içeriği ve ortamları gibi konuların konuşulduğu programda, eğitim sisteminin bilimsellikten uzak olduğu, eğitimde fırsat eşitliğinin oluşturulması gerektiği, nitelikli eğitimin her çocuğun hakkı olduğu, yoksulluğun eşitsizliği doğurduğu ve çocukların mutsuzluğa sürüklendiği konuları öne çıkarıldı. Moderatörlüğünü ERG Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık’ın yaptığı programa, Politika Analisti Yeliz Düşkün, Araştırmacı ve Gazeteci Umay Aktaş ve Araştırmacı Didem Aksoy konuşmacı olarak katıldı.
     
    Eğitim sistemi bilimsellikten uzak
     
    Sarıyer Akademi Koordinatörü Sami Görey’in sunumuyla başlayan programda, Sarıyer Belediyesi’nin eğitime verdiği destek projeleri konuşuldu. Öğretmenlerin nitelikli olmasının önemine değinen Sarıyer Belediyesi Eğitim Danışmanı Selçuk Dereci, Türkiye’de müfredatın sürekli değiştirildiğini, sistemin değişmesinin çocuklara büyük zararlar verdiğini söyledi. Dereci, “Türk eğitim sistemi bilimsellikten ve laiklikten uzaklaşıyor” dedi.

    HABERİN FOTOGALERİSİ İÇİN TIKLAYIN
     
    Eğitimde fırsat eşitliği oluşturulmalı
     
    Türk eğitim sistemindeki durumun içler acısı olduğunu belirten Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç de, eğitimde fırsat eşitliği oluşturmanın önemine vurgu yaptı. Anadolu’da eğitim gören öğrencilerin büyük zorluklar yaşadığını anlatan Başkan Genç, “İşte bu çocuklara eğitimde fırsat eşitliği oluşturmalıyız. Büyük çabalar vererek kurduğumuz ve başarıda kısa sürede çok önemli bir ivme yakalayan Sarıyer Akademi’de 700 öğrencimiz var. Biz bu 700 öğrenci için eğitimde fırsat eşitliği oluşturuyoruz. Ama biz yine de, ‘701’inci çocuğa nasıl yarar sağlayabiliriz’ bunun derdindeyiz. Eğitimi memleket meselesi haline getirmeliyiz” dedi.
     
    Nitelikli eğitim her çocuğun hakkı
     
    Panelin açılışını yapan ERG Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık, her çocuğun nitelikli eğitim almaya hakkı bulunduğuna dikkat çekti. Arık, “Bizim için önemli olan eğitime dair bulguların şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması” dedi.

    ERG Politika Analisti Yeliz Düşkün ise Türkiye’de tüm çocukların eğitim olanaklarına yeterince erişemediğini söyledi. Öğrenim çağındaki tüm çocukların nitelikli eğitime erişmesi gerektiğini vurgulayan Düşkün, eğitime erişebilen çocukların birçoğunun da şartlardan dolayı yasal sınırın üzerinde devamsızlık yaptığını kaydetti.
     
    Yoksulluk eşitsizliği doğuruyor
     
    Okul öncesi eğitim verilerine değinen ERG Araştırmacısı ve Gazeteci Umay Aktaş da yoksul çocukların bu konuda dezavantajlı olduğunu söyledi. Türkiye’de okul öncesi eğitimin ücretsiz ve zorunlu olmaması sebebiyle, erişimin daha da kısıtlandığına dikkat çeken Aktaş, “Okul öncesi eğitime, tüm çocukların ulaşması için politikalar yürütülmesi şart. Ama maalesef yoksulluk eşitsizliği, eşitsizlik ise yoksulluğu doğuruyor” dedi.

    Son olarak söz alan ERG Araştırmacısı Didem Aksoy da okullardaki fiziki şartlara ve öğrencinin psikolojik durumuna işaret etti. Okulların fiziki şartlarının çocukların öğrenmesinde büyük rol oynadığını sözlerine ekleyen Aksoy, “Çocuğun okula mutlu gelmesi ve kendini rahat hissetmesi çok önemli. Ama bunun dışında birçok çocuk akran zorbalığına maruz kalıyor veya fiziksel şiddete uğruyor. Bu gibi durumlar çocuğun okula bakışını ve öğrenme durumunu büyük ölçüde etkiliyor” dedi.
     
    İŞTE RAPORDA ÖNE ÇIKAN O BAŞLIKLAR;
     
    Eğitimin finansmanı
     
    Millî Eğitim Bakanlığı’nın bütçesi, 2016 yılında 76,4 milyar TL iken 2017 yılı için 85 milyar TL oldu. Yıllar içerisinde gerçekleşen enflasyon etmeni dikkate alındığında bütçenin 2006’dan bu yana 2 katına çıktığı anlaşılıyor.
     
    MEB bütçesinin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranı 2006’dan 2016’ya dek genel olarak artma eğiliminde olsa da 2017 yılında artmadı; merkezi yönetim bütçesi içindeki payı ise 0,20 puan azaldı. GSYH’ye oranı 2016’da %3,55 iken 2017’de %3,54 oldu; merkezi yönetim bütçesine oranı ise 2016’da %13,38 iken 2017’de %13,18 oldu.
     
    Genel bütçeden MEB’e ayrılan pay uluslararası karşılaştırılabilir verinin bulunduğu 2014 yılına göre %11. Bu oran %10 olan OECD ortalamasının üzerinde ancak gelişmişlik düzeyi Türkiye’ye benzer olan Endonezya (%17), Meksika (%16), Brezilya (%15) gibi ülkelerden geridedir.
     
    Türkiye’de kamu kaynaklarıyla yapılan eğitim harcamaları 2015 yılında 97 milyar 751 milyon TL (2016 fiyatlarıyla) iken 2016 yılında %10 artışla 107 milyar 766 milyon TL oldu. Kamu kaynaklarıyla yapılan eğitim harcamalarının GSYH’ye oranı ise 2015’te %4,6 iken 2016’da %4,2’ye geriledi.
     
    2016 yılında kamu kaynaklarıyla yapılan öğrenci başına eğitim harcaması okul öncesinde 1.068 TL, ilköğretimde 3.787 TL, genel ortaöğretimde 6.008 TL, mesleki ve teknik ortaöğretimde 7.264 TL oldu.
     
    Merkezi yönetim ve yerel yönetim bütçesinden yapılan öğrenci başına eğitim harcaması, 2016 yılında 2015 yılına göre okul öncesinde %5, ilköğretimde %1, genel ortaöğretimde %3, mesleki ve teknik ortaöğretimde %23 arttı.
     
    Özel okullar
     
    Eğitim sisteminde özel okulların payı son yıllarda artıyor. Özel okullarda eğitim gören çocukların oranı 2016-17 eğitim-öğretim yılında %7,6 oldu. Bu oran 2015-16’da %7,5, 2014-15’te %5,2, 2013-14’te %4, 2012-13’te %3,3’tü. 2016-17’de tüm kademelerde özel okulların oranı önceki yıl olduğu gibi %12,8’dir.
     
    Ortaöğretimde (genel ve mesleki) özel okullarda öğrenim gören çocukların sayısı2014-15’te 240.171 iken Temel liselerin eğitim sistemine dahil olmasıyla %97 artarak 2015-16’da 472.611’e çıktı. 2016-17’de bu sayı %6 daha artarak 500.411 oldu.
     
    2016-17 yılına ait verilere göre, Türkiye genelinde 1.017 temel lise ve bu kurumlarda öğrenim gören 203.760 öğrenci bulunuyor. Toplam ortaöğretim kurumlarının (özel ve resmi) %10’u temel lisedir. Tüm örgün ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören çocukların %5’i temel liseye gidiyor.
     
    Okul öncesi eğitim
     
    2016-17 eğitim-öğretim yılında Türkiye genelinde okul öncesinde net okullulaşma oranları 3-5 yaş için %36, 4-5 yaş için %46, 5 yaş için %59’dur. İller temelinde incelendiğinde, 5 yaş net okullulaşma oranı en yüksek Erzincan (%82,8) ve Burdur’da (%80,5), en düşük önceki yıl olduğu gibi Şırnak (%32,3) ve Ağrı’dadır (%35,7). Bölgeler temelinde incelendiğinde, 5 yaşta en yüksek okullulaşma oranı %71 ile Batı Marmara’da, en düşük okullulaşma oranı ise %46,5 ile Güneydoğu Anadolu’da görülüyor.
     
    Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı 4-6 yaş kurslar ile belediyelerce ve derneklerce açılan kreşleri kapsayan toplum temelli kurumların sayısı 2015-16’da 692 iken 2016-17’de 2 katına çıkarak 1.448’e yükseldi. Tüm öğrenciler arasında bu kurumlara devam edenlerin sayısı 2015-16’da 21.020 iken 2016-17’de 46.736’ya yükseldi. Toplum temelli kurumlara devam eden çocukların tüm okul öncesi öğrenim gören çocuklara oranı da 2015-16’da %1,7 iken, 2016-17’de %3,6 oldu.
     
    4 yaş için, en yüksek %20’lik varlık dilimindeki ailelerden gelen çocukların okul öncesi eğitime katılma olasılıkları en düşük %20’lik varlık dilimden gelen çocuklara göre %26 daha fazladır.
     
    Okul öncesinde özel kurumlarda öğrenim gören çocukların oranında 2011’den bu yana artış görülüyordu; 2016-17’de ise az da olsa düşüş yaşandı. Bu oran 2011-12’de %9,5, 2012-13’te %11,6, 2013-14’te %12,8, 2014-15’te %14,8, 2015-16’da %15,9 idi; 2016-17’de %15,5 oldu.
     
    2016-17 yılında derslik başına düşen öğrenci sayısı Türkiye genelinde özel anaokullarında 8, özel anasınıflarında 11’dir. Bu sayı, resmi anaokullarında 24, resmi anasınıflarında 25’tir.
     
    2016 yılında merkezi yönetim ve yerel yönetim kaynaklarıyla yapılan eğitim harcamaları içerisinde okul öncesi eğitimin payı, önceki iki yılda olduğu gibi, %1,1’le sınırlı kaldı.
     
    İlköğretim
     
    İlkokul düzeyinde net okullulaşma oranı 2015-16 yılında %94,4 iken, 2016-17’de %91,2’ye düştü. Bu oran cinsiyete göre çok farklılaşmıyor; kızlar için %91,2, oğlanlar için %91,1’dir. İl ayrımında incelendiğinde, ilkokulda net okullulaşmanın en yüksek olduğu iller Van (%94,7), Şanlıurfa (%94,7) ve Şırnak’tır (%94,3). 2016-17 eğitim-öğretim yılında bazı illerde ilkokul okullulaşma oranlarında şaşırtıcı düşüşler oldu. Örneğin, ilkokul net okullulaşma oranı 2015-16’da Gümüşhane’de %73 iken 2016-17’de %59’a, Bayburt’ta %90,7’den %77,6’ya, Giresun’da %92,9’dan %86,2’ye düştü.
     
    Ortaokulda net okullulaşma oranı 2015-16’da Türkiye genelinde %94,9 iken 2016-17’de %95,7’ye yükseldi. Bu oran kızlar için %95,8, oğlanlar için %95,6’dır. Ortaokulda net okullulaşma oranı en yüksek Ardahan (%98,8), Bartın (%98,5) ve Artvin’de (%98,2), en düşük ise Hakkâri (%86,9), Bayburt (%82,4) ve Gümüşhane’dedir (%61,2). Ortaokulda net okullulaşma oranları yalnızca bu üç ilde %90’ın altındadır.
     
    Derslik başına düşen öğrenci sayısı 2016-17’de Türkiye genelinde önceki yıla göre 2 azalarak 20 oldu; ortaokulda ise önceki yıla göre 1 artarak 31 oldu. İllere göre incelendiğinde derslik başına düşen öğrenci sayısı Gaziantep’te 31, Şanlıurfa’da 29, Diyarbakır’da 24, İstanbul’da 27 iken Yozgat, Artvin ve Tunceli’de 10, Rize’de 11 ve Edirne’de 12’dir.
     
    İlköğretim düzeyinde 247.207 çocuk özel eğitim hizmetlerinden yararlanıyor. Bu düzeyde özel eğitimden yararlanan çocukların %75’i kaynaştırma eğitimi alıyor.
     
    İlkokulda 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrencilerin oranı 2015’te %5,6 iken 2016’da %5’e geriledi. Genel ortaokullarda bu oran 2015’te %12,2 iken 2016’da %10,9’a; imam-hatip ortaokullarında 2015’te %7,9 iken 2016’da %7,1’e geriledi.
     
    Ortaöğretim
     
    2015-16’da %79,8 olan ortaöğretimde net okullulaşma oranı, 2016-17’de %82,5’e yükseldi. Bölgeler arasında en yüksek okullulaşma oranı Doğu Marmara’da (%90,2) iken; en düşük oran ise Kuzeydoğu Anadolu’dadır (%67,4). Bolu’da ve Rize’de %100 olan net okullulaşma oranı, Ağrı’da %51,6, Muş’ta %50,1’dir.
     
    Son yıllarda kız çocukların ortaöğretimde okullulaşma oranlarında artış görülüyor. Bu oran, okullulaşmanın en düşük olduğu bölgelerden Güneydoğu Anadolu’da 2015-16’da %64,2 iken 2016-17’de %65,8’e; Ortadoğu Anadolu’da %64,4’ten, %66,8’e çıktı.
     
    Genel ortaöğretimde 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrencilerin oranı 2015’te %42,4 iken 2016’da %28,7’ye geriledi. Bu oran, mesleki ve teknik ortaöğretimde %46,3’ten %42,9’a, imam-hatip Anadolu liselerinde %41,2’den %35,9’a geriledi.
     
    Ortaöğretim düzeyinde toplam 56.262 çocuk özel eğitim hizmetlerinden yararlanıyor. Bu çocukların 33.658’i kaynaştırma yoluyla, 22.604’ü ise özel eğitim okullarında öğrenim görüyor.
     
    2016-17’de, Ortaöğretim’de Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlı liseler ile özel mesleki liselerde öğrenim gören öğrencilerin oranı %43,4’ten %41,3’e; Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne bağlı liselerde öğrenim gören öğrencilerin oranı %13’ten %12,2’ye geriledi. Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’ne bağlı liseler (Anadolu, fen, sosyal bilimler, güzel sanatlar, spor, genel, Anadolu öğretmen liseleri) ile özel liselere devam eden öğrencilerin oranı %43’ten %46’ya yükseldi.
     
    2016-17’de genel ortaöğretim öğrencilerinin (açık öğretim öğrencileri hariç) %20’si özel ortaöğretim kurumlarında öğrenim gördü; bu oran bir önceki yıl %20,4’tü. Özel mesleki ve teknik eğitim kurumlarına devam eden öğrencilerin tüm mesleki ve teknik ortaöğretim öğrencileri (açık öğretim hariç) içindeki payı ise %4,1’den %4,9’a yükseldi.
     
    2016 yılında 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı %20,8, istihdam oranı %18 ve işsizlik oranı %13,5 oldu. Bu oran erkek çocuklar için daha yüksektir. Erkek çocuklarda işgücüne katılma oranı 2016 yılında %27,8, kız çocuklarda ise %13,4’tür.
     
    Suriyeli çocuklar
     
    Türkiye’de eğitim çağında (5-17 yaş arası) 833.039 geçici koruma altında Suriyeli çocuk bulunuyor. Bu çocukların 293.840’ı (%35) geçici eğitim merkezlerinde, 190.715’i (%23) resmi okullarda öğrenim görüyor. 348.484 (%42) çocuk ise eğitim dışında.
     
    Öğretmenler
     
    Aralık 2016 verilerine göre Türkiye’de öğretmen sayısı 900 bin 511’e ulaştı. MEB yetkilileri tarafından Ocak 2017’de yapılan açıklamalara göre yaklaşık 70 bin öğretmen ihtiyacı bulunuyor.
     
    2016-17 eğitim-öğretim yılının ilk döneminde, Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayıları ilkokulda 17, ortaokulda 16, genel ortaöğretimde 13 ve mesleki ve teknik ortaöğretimde 12 oldu.
     
    Eğitim ortamları
     
    2016-17’de bakanlığa bağlı olarak toplam 532.667 öğrenci kapasiteli 2.936 resmi pansiyonlu okul bulunuyor. Pansiyonlu okullarda kalan toplam yatılı öğrenci sayısı 359.521 iken, boş yatak kapasitesi 173.146’dır. Bunun yanı sıra toplam 377.410 öğrenci kapasiteli 3.926 özel öğrenci yurdu bulunuyor. Özel yurtlarda kalan öğrenci sayısı 163.273’tür. Bu sayılar ilköğretim, ortaöğretim, mesleki ve teknik eğitim, imam-hatip okulları ve özel eğitim okullarını kapsıyor.
     
    Türkiye genelinde ve tüm kademelerde kütüphanesi olan okul oranı 2015’te %39,1 iken 2016’da %47’ye yükseldi. Spor salonu olan okul oranı 2015’te %12,1 iken 2016’da %7,5’e; çok amaçlı salon veya konferans salonu olan okul oranı %40,1’den %38,4’e geriledi.
     
    2015 yılı verisine göre Türkiye’de 538 öğrenciye 1 psikolojik danışman ve rehber düşüyor.
     
    Eğitimin çıktıları
     
    Türkiye’nin PISA puanları 2012 yılına dek istikrarlı bir biçimde artma eğilimindeyken 2015 yılında değerlendirmenin gerçekleştirildiği her üç alanda da geriledi; matematikte 420’ya, fende 425’e, okumada 428’e düştü.
     
    PISA 2015 sonuçlarında Batı Marmara ile Ortadoğu Anadolu’daki öğrencilerin arasında matematikte 61, fende 66, okumada ise 74 puanlık bir fark görülüyor. Söz konusu fark, yaklaşık olarak 2 okul yılına denk geliyor.
     
    Türkiye’deki öğrenciler arasındaki PISA 2015’teki başarı farkının %9’u öğrencinin sosyoekonomik düzeyi ile açıklanabiliyorken, okulun ortalama sosyoekonomik durumu da göz önüne alındığında bu iki değişken birlikte başarı farkının %26,3’ünü açıklıyor.
     
    PISA 2015’te Türkiye’de fen alanında üst düzey performans (5. düzey) gösteren öğrencilerin oranı yalnızca %0,3’tür. En üst düzey dilimde (6. düzey) yer alan, bilgi ve becerilerini alışık olmadıkları durumlarda bağımsız bir biçimde kullanma yeterliğine sahip çocuk ise bulunmuyor.
     
    PISA 2015 sonuçlarına göre, Türkiye, yaşam memnuniyet ölçeğinin uygulandığı 28 OECD üyesi ve 20 partner ülke ve ekonomi içinde öğrencilerin ortalama yaşam memnuniyetlerinin en düşük olduğu ülkedir. Türkiye’deki öğrencilerin %28,6’sı, 0 ile 10 arasındaki yaşam memnuniyeti ölçeğinde 0 ile 4 arasını seçiyor.
     
    TIMSS 2015 sonuçlarına göre, Türkiye’deki 4. sınıf öğrencilerinin ortalama matematik başarısı 2011 yılına göre 14 puan artarak 483 oldu. 8. sınıfların matematik başarısı da 6 puan artarak 458 oldu. Matematikte ileri düzey ve üst düzey performans gösteren öğrencilerin oranı 4. sınıflarda %25, 8. sınıflarda %20’dir.
     
    TIMSS 2015 sonuçlarına göre, Türkiye’deki 4. sınıf öğrencilerinin ortalama fen başarısı 2011 yılına göre 20 puan artarak 483 oldu. 8. sınıfların fen başarısı da 10 puan yükselerek 493 oldu. 8. sınıf düzeyinde fende TIMSS ölçek puanı yakalanmış oldu. Fende ileri düzey ve üst düzey performans gösteren öğrencilerin oranı 4. sınıflarda %24, 8. sınıflarda %28’dir.

    YORUMLAR