Hüsnü Mahalli

Hüsnü Mahalli

Yazarın Diğer Yazıları

Her tarafı alalım

Bugün Afrin operasyonunun 20.günü.
Bu operasyonun daha ne kadar süreceği belli değil. Operasyonun başlatılmasına Ankara karar verdi ancak durdurulmasını çok farklı dinamikler belirleyecek :
1- Savaşın askeri seyri
2- Suriye’nin olası tepkisi
3- Rusya ve İran’ın tavrı
4- ABD ve Batılı ülkelerin politik ve psikolojik müdahalesi
Şimdi diyelim ki bu ve benzeri etkenlerin tümü Ankara’nın lehine gelişti ve Türk ordusu Afrin’i ele geçirdi. Böyle bir durumda kentte büyük yıkım olacak ve halk Güney ya da Doğu bölgelerine göç edecek. Aralarında ne kadar YPG’li karışacak belli olmaz.
Ya sonrasında?
TSK Cerablus, Azez, El-Bab’da olduğu gibi Afrin’de yerleşecek.
Belki Menbiç’te de.
ABD Ulusal Güvenlik Sekreteri McMaster bugün Ankara’da. Dışişleri Bakanı Tellirsen hafta sonu geliyor.
Konu Menbiç, Afrin ve ABD’nin YPG’ye verdiği destek.
Türkiye’nin kuzey Suriye’de yani Fırat’ın batısındaki operasyonu ve dolayisiyla oralarda yerleşmesi ABD’nin işine gelir. Adamlar ‘ Türkler sınırın yarısını kontrol ediyorsa geri kalan bölümünü biz kontrol ederiz’ modunda.
“Türkler ÖSO’ya destek veriyor biz de YPG’ye.
Suriye parçalanırsa her ikimiz yani Türkiye ve biz buralarda oturur yerleşiriz.
Böylece biz de Türkiye’ye komşu olur kardeş kardeş geçiniriz.
Her ikimiz NATO üyesi ve bizim Türkiye’de 15 askeri üssümüz var.
Tıpkı Kuzey Suriye’de olduğu gibi”…
Böyle bir olasılık rüzgarın Ankara’nın istediği yönde esmesiyle gerçekleşebilir.
Ama burası Ortadoğu ve her an her yerden sıcak ve bazen kavurucu rüzgarlar eser.
Her an dengeler değişir ve bugünün dostları yarının düşmanları olur.
Örneğin Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE…
Suriye konusunda Ankara ile hareket ediyorlardı şimdi düşman.
Hadi diyelim Türkiye Arap değil ama bu üç ülke kendi komşuları olan Arap Katar ile savaşacak kadar kavgalı.
Hepsi de Amerikan işbirlikçisi. Hepsinde Amerikan üsleri var ama en büyükleri Katar’da.
Başka dengeler de var :
Örneğin Rusya ve İran destekli Esad ‘Türk ordusuna çık’ derse ne olur?
Örneğin Esad Türkiye’nin çıkmasından sonra ÖSO ve benzeri gruplara bırakılan bölgeleri geri almak için operasyon başlatırsa?
Örneğin 24 Ağustos 2016’da Cerablus’ta ve 20 Ocak 2018’de Afrin’de Türk ordusunun operasyonuna izin veren Rusya bu izni iptal ederse?
Örneğin şimdilik sessiz gibi görünen Tahran farklı tepkiler gösterirse?
Ya da bütün bunlar olmadı ve Afrin ve Menbiç’ten kovulan YPG’liler buralarda yerleşecek Türk ordusu ve ÖSO güçlerine yeniden saldırılarda bulunursa?
Türk ordusu yeniden mi güneye doğru operasyon başlatacak.
Daha güneye…
Suriye’nin en güneyine yani İsrail’e kadar…
Böyle giderse YPG’liler ve Suriyeli Kürtlerin tümü Fırat’ın Doğusuna geçer ve ABD himayesinde Türkiye için risk oluşturmaya devam eder.
Tam da güneydoğu’nun karşısında.
Döndük kendi Kürt sorunumuza.
Tam da batının Sevr senaryolarına uygun.
Türkler, Araplar, Persler ve Kürtler.
Irak, Suriye, İran ve Türkiye.
Bildik hikaye.
Afrin hiç bir sorunu çözmeyecektir.
Ankara’nın sorunları ÖSO ile çözme plan ve hayalleri kesinlikle çökecektir
Türkiye 40 yıldır PKK ile uğraşıyor.
Böyle giderse 400 yıl daha uğraşır.
Çünkü artık PKK ABD demektir.
‘Arap Baharı’ bunun için yapıldı.
Suriye ve Irak’tan sonra sıra Türkiye’ye gelsin diye.
Herkes herkesi kırsın diye.
Önce Araplar…
Sünniler; Şii ve Alevilere karşı kışkırtıldı.
Kışkırtılanlar hızı alamayıp Hıristiyan ve Ezidilere de saldırdı.
Hem de din adına.
Sonra Sünniler Sünnileri kurmaya başladı
Bu kez aynı mezhep adına.
Katar eski Başbakanı Hamed Bin Casim ‘yalnız Suriye’de 137 milyar dolar harcadık’ dedi.
Esad bahanesiyle batı destekli Suriyeliler ülkelerini ve birlikte yaşadıkları insanları perişan ettiler.
Tıpkı Libya’dakiler gibi.
Tıpkı Yemenliler gibi.
Herkes İsrail için çalışıyor.
Arap coğrafyasının geleceği çok karanlık. Bu coğrafyanın düze çıkması için onlarca yıl gerekir. Yoksulluk, cehalet, dinsel bağnazlık, şişirilmiş milliyetçilik, eğitim ve kültür düzeyinin eksilerde seyretmesi, kışkırtılan egoizm, fırsatçılık, avantacılık ve sosyal çürümüşlük.
Ama en önemlisi insanların beynini, benliğini ve vicdanını yok etmeye çalışan dikta, baskıcı ve vasat anlayışlar…
‘Arap Baharı’nı planlayıp uygulayanlar büyük zafer kazandı.
Şimdi sırada Türkiye var.
Birileri çok zekice plan yapıyor.
2011 sonrasında Türkiye’yi Suriye bataklığına itenler şimdi de bu bataklığın tam da ortasına çekmeye çalışıyorlar.
7 yıl önce ‘Ortadoğu’da Kanlı Bahar’ kitabımda bugünü olduğu gibi anlattım.
Türkiye bir an önce bu bataklıktan çıkmalı.
ÖSO ve benzeri dengesiz cihatçı örgütlerden Türkiye’ye hayır gelmez. Gelecek gibi olsaydı kendi ülkelerine gelirdi. Katar eski Başbakanı ülkesine ihanet eden her Suriyeli askere kaç para verildiğini en detaylı bir şekilde anlattı.
Rütbesine göre 15-30 bin dolar aylık.
Ülkesini Suudi’lere satan eski Başbakan ve şimdiki muhalefet lideri Riyad Hicab’a 50 milyon dolar ödenmiş.
Google ve YouTube’ta bu tiplerin ‘olağanüstü insancıl meziyetleriyle’ ilgili milyonlarca malzeme var.
Ankara bunlara güvenerek iş yapıyorsa varın siz düşünün olası rezaletleri.
Örneğin ABD ve İsrail tarifeyi artırıp ÖSO’culara 150-300 bin dolar verirse ne olur o zaman?
İşte bugün zafermiş gibi elde edilen kazanımlar yakın gelecekte ülke için telafisi imkansız zararlara yol açar.
Tek bir çıkış yolu var : Rusya ve İran ile değil direkt Suriye ile konuşulmalı.
1998’de ‘Terörist Öcalan Şam’da diye Suriye’yi tehdit edince Baba Esad Öcalan’ı gönderdi.
Sonrasında iki ülke olağanüstü dost oldular.
2011’e kadar.
Şimdi Esad’a göre terörist olan on binlerce belki de yüzbinlerce Suriyeli silahlı silahsız muhalif Türkiye’de.
Ankara bu konuyu çözdüğü an her şey düzelir.
3,5 milyon mülteciler sorunu da…
Kim neyi nasıl düşünür bilemem ama kesinlikle başka çaresi yok.
Neden yok’u bu gece 21.00’de Halk Tv’de Maniki Dünya programında anlatırım.

Yazarın Diğer Yazıları