Orhan Bursalı

Orhan Bursalı

Yazarın Diğer Yazıları

Gazete çalışanları, emekçileri nihayet işbaşında!

Şüphesiz ki işimize bakacağız ve burada Türkiye ve dünyayı yorumlayacağız, ama bugün gazeteyi yapan arkadaşlarımla ilgili bazı izlenimlerimi paylaşmadan edemiyorum, onlar bunu çoktan hak ettiler.
Yönetimden giden arkadaşlar CBT’yi kapattıktan sonra, gazeteye seyrek gider olmuştum. Çünkü bir işim yoktu orada ve yazılarımı her yerden gönderebiliyordum.
Geçen gün yazıişlerine, sonra da sayfa yapım merkezine çıktım, arkadaşlar ekranda hazırlanmış birinci sayfa üzerinde sondüzeltmeleri yapıyordu. Önceki yöneticiler döneminde yazıişlerinden ayrılmak zorunda bırakılan Murat Ataş, yeniden gazeteye dönmüştü; yazıişleri müdürleri Olcay Büyüktaş Akça ve Serkan Ozan ile birlikte birinci sayfayı gözden geçiriyor ve sayfa sekreteri – sorumlusu İlknur Filiz de düzeltmeleri yapıyordu.
Murat işine meraklı, çalışkan bir arkadaştı. Sevmediler, çünkü kul gibi çalışmaz ve fikrini söylerdi. Tokalaştık, ne güzel burada olman, hayırlı olsun dedim.. Gece sorumlusu Ayça Bilgin Demir de oradaydı.. Yılların düzeltmeni emektar Mustafa Çolak ile de ayakta sohbet ediyorduk bir yandan da…

Hep dışarıdan ithal adamlar
Eski yönetim, yazıişlerinin ve gazetenin yapım süreçlerinin başına, karar verici olarak, içeriden değil, her zaman dışarıdan adamlarını getirdi.
Can Dündar mesela, çoğu eski Milliyet kadrosundan elemanlarını getirdi. Milliyet gibi gazete yapmayı onlar biliyordu! Gazetede sevilmediler, bizimkiler öyle yukarıdan hotzota alışık değildi, gazeteye yabancı kaldılar, çalışanlarla anlaşmazlığa düşmüşlerdi.
Sonra gazete yönetimi ile de getirdikleri bu yeni yazıişleri elemanları arasında gürültü koptu, onları gönderdiler.
Fakat yerlerine gazete içinden kimseyi yükseltmediler tabii ki. Dışarıdan iki başka yazıişleri müdürü daha aldılar. Oysa yazıişleri görevini mükemmel yapacak arkadaşlarımız hep vardı!
Olcay, ekonomi şefiydi, şimdi kadın yazıişleri müdürümüz oldu, Serkan ile birlikte. Murat da deneyimiyle onlara yardım ediyor.
Şüphesiz ki, hiç sevmedikleri ama atamadıkları da, istihbarat şefliğinde, haber merkezinde, haber koordinasyonunda çok deneyimli arkadaşımız Aykut, Genel Yayın Müdürü olarak başlarındaydı.
Dışarıdan, yabancı kimse yok. Hepsi yılların Cumhuriyet çalışanı.

Utku Çakırözer olayı
Can Dündar da Cumhuriyet bünyesine tamamen yabancıydı.

Gazetede köşe verildikten sonra, genel yayın müdürlüğüne geleceği konuşulur olmuştu. Fakat ilk aşamada Vakıf Heyeti aralarında tam anlaşamadı, Dündar’ın doğrudan getirilmesinin büyük tepki çekeceğini düşündüler ve bir ara çözüm olarak, hiç istemedikleri halde, Utku Çakırözer’i Genel Yayın Müdürü yaptılar.
Utku içimizden biri, Ankara temsilciliği yapmıştı, gazetenin kodlarını bilen saygılı ve başarılı bir arkadaştı. Utku’ya hepimiz çok destek verdik. Fakat Utku’nun işini yapmasına hiç fırsat vermediler. Engel en-gel engel… Harcama yok, değişiklik yok..
Çünkü istedikleri kişi değildi, Dündar’ı ne pahasına olursa olsun getireceklerdi.. Üç ay kadar sürdü Utku macerası ve Can gazetenin başına geldi. Tabii kadrosuyla birlikte. Yazarlarıyla… T-24’ün bir kısım yazarı buraya taşındı. Nuray Mert davet edildi vb.
Ayrıntılara girmeyeceğim…

Kesenin ağzı açılıyor 
Demek istediğim, gazetenin tüm üst yönetimi işgal edilmişti. Utku’dan esirgenen Can’ın emrine verildi, kesenin ağzı açıldı da açıldı. Bol sayfalı Cumhuriyet, bol sayfalı ve sanırım her sayfası renkli Sokak isimli dergi. Hedefleri, renkli ve daha hafif bir gazete ile Milliyet okurlarını çekmek (Cumhuriyet okurlarının gitmesi umurlarında değildi) ve 70-80 bin satışlara ulaşmaktı. Bunun için tüm harcamaları yaptılar, gazete ve dergilerin basıldığı Doğan Medya’ya 8 milyon TL’ye kadar borç birikti, faizleriyle artan borç. 
Bunları ödemek için sonra Berin Nadi’nin bağışladığı Vakfın Harbiye’deki katını ve Gazetenin Ankara’daki 4-5 katlı binasını sattılar. 
Bir vakfı yoksullaştırmalı mı, yoksa başına gelenler onu daha da zenginleştirmeli mi.. Nedir Vakıf özüne göre etik olan, doğru olan?!

***

Önceki gün yazıişlerini gezerken arkadaşların yüzleri gülüyordu, gazetelerinin başında artık kendileri vardı. 
Bizde de sanki evine yeniden dönmüş ve kavuşmuş insanların huzuru.. Şüphesiz ki aramızda olması gereken bazı yazarlarımızın yokluğu da hüzündü. 

Orhan Bursalı’nın yazısı

Yazarın Diğer Yazıları