• Feyzioğlu: Bu konuda Meclis başarısız oldu

    24 Ocak 2015 - 09:24
    Feyzioğlu: Bu konuda Meclis başarısız oldu

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TBB) Metin Feyzioğlu, TBMM Genel Kurulu’nda dört eski Bakanın Yüce Divan’a gönderilmesi için yapılan oylamayı Odatv’ye değerlendirdi. Feyzioğlu, “Normal vatandaşlar için binlerce kez yeterli olan delillerin Bakanlar söz konusu olduğunda yetmediğini görüyoruz. Açık söyleyeyim burada, hem Bakanlar, hem Bakanların çocukları ve onların bağlantılı olduğu isimler açısından demek ki çok ciddi bir korku var. Ama aklanma olmadı. Herkese sirayet edecek bir mahkûmiyet hükmü getirdi bu. Meclis’i mahkûm ettirdiler, iktidarlarını mahkûm ettirdiler, kendi iktidarlarında görev alan herkesi mahkûm ettirdiler.” dedi.

    BU SINAVDA MECLİS BAŞARISIZ OLDU

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TBB) Metin Feyzioğlu, dört eski BakanZafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar’ınhakkındaki yolsuzluk ve rüşvet iddiaları nedeniyle Yüce Divan’da yargılanmaları konusunda verilen önergenin, TBMM Genel Kurulu’nda 20 Ocak’ta yapılan oylamalar sonucu kabul edilmemesini Odatv’ye değerlendirdi. Yapılan Yüce Divan oylamasında, Meclis’in itibar ve güvenilirlik sınavını veremediğini ifade eden Feyzioğlu, şöyle dedi:

    “Bu süreç başladığında aslında Meclis, kendi itibarını ve güvenilirliğini test ediyor demiştim. Maalesef bu testte, bu sınavda Meclis başarısız oldu. Bu iktidar göreve geldiğinde hemeno yıl, kendinden önceki hükümette görev alan bakanları, bunun binde biri bile olmayacak delillerle, Yüce Divan’a gönderdi. Ve üstelik o Yüce Divan’a göndermeyi de çok güzel bir siyasi malzeme yaptı. Şimdi bize diyorlar ki, ‘Yüce Divan’a güvenmeyin.’ Bu Yüce Divan’ın, daha doğrusu Anayasa Mahkemesi’nin, üyelerinin ezici çoğunluğu kendi iktidarları döneminde, kendi siyasi partilerinden çıkmış olan Cumhurbaşkanı’nın atadığı, kendi dönemlerinde yüksek mahkemelerden seçilen üyelerdir. Peki, ‘Bu Yüce Divan’a güvenmeyin’ diyen iktidar; Sulh Ceza hakimlerine, Asliye Cezalara, Ağır Cezalara, Sulh Hukuklara, biz normal vatandaşların bundan sonra güvenmesini nasıl bekleyecek? Ne diyecek de bizim adalete hala inanmamızı sağlayacak? Kendileri söz konusu olduğunda ‘Güvenme’ ama vatandaş söz konusu olduğunda ‘E ne yapalım canım.’ Böyle şey olmaz. Kaldı ki, ortadaki deliller o kadar ağır, o kadar ciddi ki. Hadi tapeleri saymadın, onu saymadın, bunu saymadın. Raporlar var. O raporları da mı inceletmeyeceksin?”

    “MECLİS DOSYAYI RAFTAN İNDİRİR VE SORUŞTURMAYI AÇIVERİR”

    Sıradan yurttaşlar hakkında dava açılabilmesi için binlerce kez yeterli delillerin, Bakanlar söz konusu olduğunda ‘yetersiz’ bulunduğuna vurgu yapan Feyzioğlu, bu oylamanın da bir son olmadığının altını çizdi: “Ceza muhakemesinde dava açılmasının ölçüsü, dava açmaya yeterli delil bulunmasıdır. Mahkûmiyete yeterli delilden söz etmiyoruz burada. Yani bir ileri aşamaya geçilip, mahkeme tarafından duruşma yapılarak, derinliğine bir incelemeyle sonuç alınması gereken hallerde dava açılır. Şimdi normal vatandaşlar için binlerce kez yeterli olan delillerin Bakanlar söz konusu olduğunda yetmediğini görüyoruz. Bunun mazereti olarak da, ‘bağlantılı kısımlarında savcılıklar takipsizlik verdi, savcılıklar takipsizlik verdiğine göre, bunlarda da Yüce Divan’a göndermeye gerek yoktur.

    Bakın burada bir korku var. Yüce Divan bu davalarda esasa girdikten sonra ertelense bile mahkûmiyet verseydi, öbür dosyaların açılması gerekiyordu. Açık söyleyeyim burada, hem Bakanlar, hem Bakanların çocukları ve onların bağlantılı olduğu isimler açısından demek ki çok ciddi bir korku var. Bu sebeple aklanması tercih edildi. Ama böyle bir aklanma olmadı. Milletin vicdanında, herkese sirayet edecek; yani kendi etraflarındaki herkese sirayet edecek bir mahkûmiyet hükmü getirdi bu. Meclis’i mahkûm ettirdiler, iktidarlarını mahkûm ettirdiler, kendi iktidarlarında görev alan herkesi mahkûm ettirdiler. Ve hiç hak etmeyen insanlar bile artık milletin nezdinde bu mahkûmiyetten, bu etiketten nasiplerini aldılar, vicdanlarda mahkûm edildiler. Ve bu da bir son değildir. Yarın öbür gün bir başka Meclis kurulur, o Meclis dosyayı raftan indirir ve soruşturmayı açıverir. Zaten olacak da budur. Hâlbuki şimdi Yüce Divan’a gitseydi, ak koyun kara koyun ortaya çıkardı. Herkesin saçı önüne dökülürdü ve bundan sonra da kimsenin söyleyecek bir sözü kalmazdı. Ben kural olarak davalarda esasa girmem. Ama burada yargılanma yolunu kapadıkları için milletin her ferdinin esasa ilişkin görüş açıklama hakkı artık vardır. Ve bu görüş, bu siyasi aklama karşısında kuşkusuz olumsuzdur, yolsuzluk olduğu yönündedir.”

    Sabriye Aşır
    Odatv.com

    YORUMLAR