SON DAKİKA
  • Erdoğan; ‘Siyasetinde Bir Onuru Var’

    11 Mayıs 2015 - 15:43
    Erdoğan; ‘Siyasetinde Bir Onuru Var’

    CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerinin YSK’ya kendisini şikayet ettiğini hatırlattı, “YSK’ya gidiyorlar, ‘Cumhurbaşkanı meydanlara çıkmasın’ diyorlar. Bu millet bu meydanlara çık diye bu oyu bana verdi. Bu meydanlara çıkmaktan siz beni nasıl mahrum edersiniz? Bu milletin içinden doğmuş olan bir cumhurbaşkanına bunu hangi hakla yasaklamaya gidersiniz? Bunlar Anayasa’yı da okumuyorlar. Anayasa’da vatana ihanetten başta cumhurbaşkanının bir suçu yoktur. Bunu bilmiyorlar. Benim bu hakkımı elimden bunların hiçbiri alamaz” dedi. Erdoğan, İngiltere’de seçimi kaybettiği için istifa eden üç muhalefet partisi liderini de örnek göstererek, “Siyasetin de bir dürüstlüğü var be, siyasetin de bir onuru var ya. Batılı bunu gösteriyor da siz bunu niye gösteremiyorsunuz?” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, öğle saatlerinde özel uçakla geldiği Trabzon’dan helikopterle Rize’ye geçti. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde yaklaşık 20 bin kişiye hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Baba ana ocağım Rize’de bir kez daha sizlerle birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Kadirşinaslığınız için, ahde vefanız için, samimi sevginiz ve desteğiniz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Özellikle 10 Ağustos seçimlerinde 81 il içinde verdiğiniz yüzde 81 destekle bu kardeşinize sahip çıktığınız için bir kez daha teşekkür ediyorum. Toplu açılış törenini yaptığımız 122 trilyon liralık 26 ayrı eserin Rize’ye hayırlı olmasını diliyorum. Bizim alameti farikamız hizmettir. Ama Pensilvanya’dakiler gibi değil ha! Hani Ziya Paşa’nın güzel bir sözü var ya, ‘Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri’. Biz eserlerle yad edileceğiz. Bunun için bu yoldayız. Rize’ye geçtiğimiz 12 yılda toplam 9 katrilyon yatırım yaptık. Allah ömür ve imkan verdikçe Rize’ye, Rizeli hemşehrilerime hizmet etmeye devam edeceğim. Birileri laf üretiyor ama bizde iş üretiyoruz.”

    BUNLARA GEREKEN DERSİ 7 HAZİRAN’DA VERMENİZ LAZIM
    Geçtiğimiz hafta İstanbul’da Rizeli hemşehrileriyle bir araya gelmesinin muhalefette rahatsızlık yarattığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ana muhalefet partisinin genel başkanı rahatsız olmuş. Benim milletimle, hemşehrilerimle bir araya gelmemin, milletimle hasbıhal etmemin demokrasiye zarar verdiği söylüyor. Aynı zihniyetteki bir gazeteci de daha önce Sovyetler Birliği dönemine övgü düzüp, milletimizi tahkir ederek, demokrasinin sandıktan geçmediğini söylemişti. Hatta daha da ileri gidip, ana muhalefetle ve terör örgütünün güdümündeki partiyi ittifak yapmaya, çağ dışı olarak gördüğü anlayışa karşı silahlı ya da silahsız mücadeleye davet etmişti. Bu gazeteci geçtiğimiz günlerde ana muhalefetin televizyonuna çıkmış, ‘Başını örten kadın özgürlüğünden vazgeçmiştir’ diyor. Ahh benim kardeşlerim, bunlara gereken dersi 7 Haziran’da vermeniz lazım. Buna hazır mısınız? Rize her zaman bu dersi verdi ama bu defa bambaşka bir ders vermeli. Perakende değil, toptan bir ders vermeli. Ne kadar uğraşırlarla uğraşsınlar içlerindeki başörtü ve inanç düşmanlığını saklayamıyor, bastıramıyorlar. Bunların kafasındaki ideal yönetim dönemi milli şefin idaresindeki tek parti dönemidir. Milletin ekmeği bile karneyle aldığı, camilerin depoya çevrildiği, satıldığı, en küçük bir muhalif sesin dahi şiddetle bastırıldığı tek parti dönemi. O zaman bunların sipariş bazı şairleri, ‘Kabe Arabın olsun, bize Çankaya yeter’ diyorlardı. Bunları biliyorsunuz değil mi gençler?”

    NEREYE ALKIŞ TUTUYORLAR BİLEMEM
    Muhalefete yönelik eleştirilerini sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Şimdi de birisi çıkmış, arkasında terör örgütü, onun desteğiyle yürüyor zaten. O da diyor ki; ‘işçilerin Kabe’si Taksim’dir’. Ahh benim Kürt kardeşlerim. Benim Kürt kardeşlerim dindardır, inancına sahiptir. Ama kalkıp da bu ülkenin Müslüman insanlarına, Müslüman Kürt evladına Kabe’yi Taksim olarak gösterenlere 7 Haziran’da gereken dersi verecek misiniz? Benim Rize’den zaten endişem yok. Ama bunlara haddini toptan bildirmek gerekiyor. 1950 yılından bu yana her seçimden sonra hayal kırıklığı yaşıyorlar. Milletin sandıkta ortaya koyduğu irade onlar için bir kabus. Demokrasiye düşmanlıkları oradan geliyor. Eskiden millet çalışıyor, onlar yönetiyordu. Millet yönetimde söz sahibi olunca bunların borusu ötmez oldu. Her darbeyi, her cuntayı, her vesayet girişimini desteklediler, alkış tuttular. Şimdi de alkış tutuyorlar. Nereye, neye bilemem. 27 Mayıs 1960 darbesinin arkasında bunlar vardı. Rahmetli Menderes’in milletten gördüğü teveccüh karşısında sandıkta netice elde edemeyeceklerini anlayınca işi cuntacılara havale ettiler. Menderes ve arkadaşlarının kanı hala bunların ellerinde. Türkiye’nin daha sonra yaşadığı tüm siyasi ve sosyal krizlerin temelinde 27 Mayıs anayasasıyla tesis edilen sistem vardır. Bu anayasanın arkasında ise akademisyenleriyle, bürokratlarıyla, siyasetçileriyle tam kadro tek parti döneminin yönetiminin olduğunu biliyoruz. 1970’lerin başındaki cunta hareketlerinin gerisinde de daima CHP gölgesi olmuştur. Demokrasi yoluyla elde edemedikleri iktidarı tehdit yoluyla gasp etmek bu zihniyetin klasik yöntemidir. 28 Şubat döneminde aynı zihniyetteki partiler bir kez daha aynı yöntemle iktidarı gasp ettiler.”

    “BAŞI AÇIĞI DA ÖRTÜLÜSÜ DE BENİM KARDEŞİM”
    CHP’nin gösterdiği adayları da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Ana muhalefet partisinin Ankara’da, hem de listenin ilk sırasında milletvekili bir bayan var. Bu aday kim biliyor musunuz? Kendisi 28 Şubat döneminde insanlarımızın inancına, bilhassa başörtülü kızlarımıza yönelik baskıların en büyük savunucusudur. Biliyorsunuz 2008 yılında üniversitelerde başörtüsünü tamamen serbest bırakmak için bir Anayasa değişikliği yapmıştık. Hani şu meşhur, ‘411 el kaosa kalktı’ diye başlığın atıldığı o günü hatırlıyorsunuz di mi? Ah ah.. Şimdi bunlar aynı koalisyon içindeler. Anayasa mahkemesi bu değişikliği iptal etmiş ve genel başkanı olduğum partiye kapatma davası açılmıştı. Bu süreçte yapılan laiklik mitinglerinin de başını işte bu aday çekiyordu. Daha sonra köprünün altında çok sular aktı, Türkiye bu yasakları geride bıraktı. Şimdi hamd olsun hem üniversitede, hem kamuda, hem orta öğretimde başörtüsü serbest. Ya kardeşim, başı açığı da, başı örtülüsü de bunların hepsi benim kardeşim ya. Bunların hepsi bu ülkenin vatandaşı. Bunların arasına niye ayrımcılık sokuyorsunuz. Niye ayrımcılık tohumlarını atıyorsunuz? Yoksa başörtülü başı açık arasında problem yok. Problem bu sapık zihniyetlerde. Ne oldu bu yasalar çıktı, kıyamet mi koptu? Türkiye onların beklediği gibi karanlık çağa girmedi. Tam aksine aydınlık çağda yürüyor. Ama bunların kafası, zihniyeti karanlık. Bunlarda kök yok, kök. Köksüz. Sıkıntı burada. Yönünü geleceğe çevirmiş, 2023 hedefleri için çalışan bir Türkiye var. Ama ana muhalefet partisi o günlerin özlemi içinde. Ankara’da 1. sırada gösterdiği adayla bu özlemi açık şekilde ortaya koyuyor. 28 Şubat temsilcilerinin koltuğunu hiç boş bırakmıyor. Milletin değerlerine düşman olanlarla gideceğiniz yer yeniden yasakların Türkiyesi’dir. Bunlar için demokrasi, sadece kendi iktidarlarını, özgülüklerde kendi ideolojilerinin hakimiyetini ifade eder. Adları sosyal demokrattır ama kendileri faşisttir. Kavgaları bu ülkenin tarihiyle, dertleri bu milletin kültürüyle ve inancıyla. Ağızlarından milletin değerleriyle ilgili bir söz çıkmaz. Lafa gelince saygılı olduklarını söylerler ama ilk fırsatta milletin değerlerine saldırmaktan da geri durmazlar.”

    MÜSLÜMAN BİR SOKULDUĞU DELİKTEN BİR DAHA SOKULMAZ
    CHP’nin imam hatip okullarının orta kısmını kapatacağını söylediğini de hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama şöyle de kamufle ediyor; 1+8+4. Ana muhalefetin sayın başkanı; biz bu oyunu daha önce gördük. Bu senaryoyu daha önce gördük. Artık bunları yutturamazsınız. Müslüman bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz. Geçti o iş. Bak, orta kısımları kapattılar, 600 bin olan öğrenci sayısı bir anda 60 bine düştü. Şimdi açıldı, katsayı ve kotalar kalktı, öğrenci sayısı 1 milyona çıktı. Bundan rahatsız oluyorlar. Benim acım var, benim derdim var. Ben babayım. 2 kız, 2 oğlan 4 evladım var. 4’ü de İmam Hatip’e gitti. Ama kızlarım kapıdan geri çevrildi. Maalesef kendi ülkemde üniversiteye gidemediler. Yurtdışına göndermek zorunda kaldım. Amerika’da, İngiltere’de başörtülü okudular ama burada okuyamadılar. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında ‘parya’ dediler. Erkek evladım da okuyamadı, Yüksek puana rağmen katsayıya takıldı. O da Amerika’da lisans eğitimini aldı, Harvard’da masterını bitirdi. Bunlar kıskanıyorlar işte. Mesele bu. İmam hatipli Harvard’da nasıl okur? Okur işte, bal gibi okuyor. Hazmedemedikleri bu.”

    “BUNLAR ŞAKLABAN”
    HDP’yi de isim vermeden eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Terör örgütünün arkasında olduğu siyasi parti bu ara Diyanet İşleri Başkanı’na takıldı. ‘Diyaneti kaldıracağız’ diyorlar. Şunlara bak ya. Diyanet ne yaptı sana? Kardeşlerim, kaynak. Hani sözler veriyorlar ya, ekonomiyi şöyle, böyle düzelteceğiz. Kaynağın bir tanesi de ne biliyor musunuz? Diyanet İşleri Başkanımız bütün bu haberlere karşı tutmuş, o Mercedes arabayı satılsın demiş ve sattırıyor. Halbuki benim bilgim olsa, haberim olsa, ‘Ya Mehmet hocam sen ne yapıyorsun?’ derdim. ‘Sen niye satıyorsun o Mercedes’i? Senin bineceğin Mercedes’in fiyatı ne ya? Sen gazetelerin attığı başlıklara ne bakıyorsun?’ ‘Kaynaklardan bir tanesi o. 1 milyonu bulduk’ diyor. Bunlar şaklaban ya, bunların ekonomiyi falan yönetecek halleri yok. Bunlar şu anda ellerindeki belediyeleri yönetemiyorlar. Pislikten geçilmiyor, suiistimal almış başını gidiyor. Arka sokakları çöplükten geçilmiyor. İstanbul’u belediye başkanı olarak aldığımda İstanbul neyse şu anda oralarda da onu görüyorum. Çöp dağları. Van’da, musluklarından kan akan bir Van diye asmışlar billboarda. Bunların musluklarından kan akar. Musluklardan yosunlu su, çamurlu su, bulanık su aktığını görmüştüm ama kan atığını görmemiştim. Ama bunlarınkinden akar. Türkiye olarak, benim Kürt kardeşlerim de dahil olmak üzere bunlara 7 Haziran’da gereken dersi vermek lazım. Bizim barışa, kardeşliği ihtiyacımız var. Bizim barışımızı, kardeşliğimizi kimse bozamaz. Batı’da ‘Ali’siz Alevilik’ adıyla Aleviliği ayrı din haline dönüştürmeye çalışanları aday göstermeye çalışıyor, Kürt kardeşlerimizin değerlerinin, inançlarının yerine marjinal bir ideoloji ikame ettirmek için de istediklerini saklamıyorlar. Paralel örgüt de bunlara lojistik destek sağlıyor. Hani Diyarbakır belediyesinin arka kapısından giriyor ya. Ah ah, kimler kimlerle el tutuştu. Yanılmıyorsam Akif’in di; ‘Dinime küfreden Müslüman olsa bari’ diyordu ya, böyle bir noktadayız. Bu oyun 200 yıldır tekrarlanıyor. Milletimiz her defasında bunlara dersini verdi. 1950’de, 27 Mayıs’tan sonra, 12 Eylül, 28 Şubat, 17 -25 Aralık’tan sonra verdi. Ama vazgeçemiyorlar. Milletimizin bunlara cevabı, İstiklal marşımızda zaten mevcut, ‘Ruhumun senden ilahi şudur ancak emeli, değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar ki, şahadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli’. Ülkemizin semalarında ezan sesi yankılanmaya devam edecek. Günde 5 vakit yüzlerce kalp Kabe’ye dönmeye devam edecek. Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle tüm renkleriyle milletimiz tarihine,kültürüne, inancına sahip çıkmayı sürdürecek. Bu imtihandan her defasında başarıyla çıktı bu millet. İnşallah bu tez de tercihi birliğinden kardeşliğinden yana kullanacak.”

    “GÜVEN VE İSTİKRAR ORTAMI SAYESİNDE BU GELİŞMEYİ YAKALADIK”
    7 Haziran seçimlerinin Yeni Türkiye’nin inşası yolunda da önemli bir dönemeç olduğunu belirten Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:”Türkiye krizin, kaosun, çekişmenin, kavganın çekişmesini çok çekti. 70’li 90’lı yılları hatırlamaz gençler. Lütfen o yılları gençlere anlatın. Okullarda, hastanelerde, yollarda çektiğiniz çileleri anlatın. 1 milyona tuvalete gider hale gelmiştik. Akşam yattık sabah kalktık bir sıfır. Altı tane sıfır koydular birin yanına. Biz de attık 6 tane sıfır. Paramız dolar karşısında bir yere geldi. Çon enteresan. O zamanın köşe yazarlarından biri, şimdi televizyonda bizi dinliyordur. Ama sıkıntısından kapatabilir de. O da ne demişti biliyor musunuz; altı sıfır atsınlar Taksim meydanında eşekler gibi anırırım demişti. Hala bekliyorum, anıracak. Enflasyonu yüzde 30’la aldık, şimdi tek haneli rakamda. Milletimizin bize olan itimadı sayesinde güven ve istikrar ortamını yakaladık. Türkiye güven ve istikrarla bu günlere geldi. İnşallah aynı şekilde güven ve istikrarla yolculuğumuz devam ettireceğiz. Gelin elele verelim yeni Türkiye’yi hep birlikte inşa edelim.”

    SİYASETİN DE BİR ONURU VAR
    Türkiye’nin yeni anayasaya ve başkanlık sistemine ihtiyacı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlardan bu yönde destek isteyerek şunları söyledi: “Güven ve istikrar ortamını, bir daha kimsenin bozamayacağı şekilde oluşturmanın yolu sistemi değiştirmekten geçiyor. Bu arayışlar sadece bize mahsus değil. Tüm dünyada aynı süreç yaşanıyor. İtalya’da koalisyonları yasaklayan sistem çıkarıldı. Yüzde 40 alamazsan ikinci tura gidiyorsun. İngiltere de son seçimlerin ardından çıkan temsil ve istikrar sorununa çözüm aramanın derdine düştü. 3 tane parti seçimi kaybettikleri için genel başkanları istifa etti. Bizimkiler yapabildi mi? Ben ne diyordum, ‘seçimlerden birinci olarak çıkmazsam ertesi gün istifamı vereceğim.’ Bugüne kadar onların da istifa edeceğini duydunuz mu? Şimdi aynı şeyi Başbakan söylüyor. Siyasetin de bir dürüstlüğü var be, siyasetin de bir onuru var ya. Batılı bunu gösteriyor da siz bunu niye gösteremiyorsunuz? Dün Almanya ve Belçika’daydım. Aynı sıkıntı oralarda da var. Koalisyon hükümeti sebebiyle 141 gün hükümeti kuramadılar. Bir önceki seçimde 540 küsur gün hükümeti kuramadılar. Aynı şey İsveç’te. Bütün bunlar bize bir ders. Ama bunu görmek lazım. Hepsi parlamenter sistemle yönetilen bu ülkeler kendilerine çıkış yolu arıyorlar. Dönem başkanı olduğumuz G-20’deki önemli 10 ülke başkanlık sistemiyle yürütülüyor. Biliyorsunuz başkanlık sisteminde yürütme gücü bürokrasinin vesayetinden tamamen, meclisteki siyasi engellemelerden büyük ölçüde kurtuluyor. Devlet başkanı seçilen kişi görev süresi bitene kadar milletin karşısına çıktığı programı hayata geçirmekle mükellef. Devlet başkanının görev süresi olan 4-5 yıl boyunca siyasi kriz tehdidi olmadan işler yürüyor. Hepsi bir tarafa; Yeni Türkiye’yi birlikte inşa etmemiz lazım. Rizeli hemşehrilerime şunu özellikle sormak istiyorum. Biz görevi milletten aldık, hesabı da inşallah millete vereceğiz. Rize Yeni Türkiye’yi kurmaya hazır mı? Yeni Anayasa’yı kurmaya hazır mı? Başkanlık sistemine hazır mı?”

    MEYDANLARA ÇIKMAKTAN BENİ NASIL MAHRUM EDERSİNİZ?
    Her partiye eşit mesafede olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Biliyorsunuz ben her partiye eşit mesafedeyim. Cumhurbaşkanıyım. Ama tabi gönlümde bir aslan yatıyor ayrı mesele. Bazı genel başkanlar çıkıp diyor ki, ‘cumhurbaşkanının tarafsız olması lazım.’ Hayır, ben cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ‘tarafım’ dedim. Ama benim tarafım neresi? Ben milletin tarafındayım. Kalkıyorlar şikayet ediyorlar, YSK’ya gidiyorlar, ‘Cumhurbaşkanı meydanlara çıkmasın’ diyorlar. Bu millet bu meydanlara çık diye bu oyu verdi. Bu meydanlara çıkmaktan siz beni nasıl mahrum edersiniz? Bu milletin içinden doğmuş olan bir cumhurbaşkanına bunu hangi hakla yasaklamaya gidersiniz? Bunlar Anayasa’yı da okumuyorlar. Anayasa’da vatana ihanetten başta cumhurbaşkanının bir suçu yoktur. Bunu bilmiyorlar. Benim bu hakkımı elimden bunların hiçbiri alamaz. Bu yola çıkarken kefenimizi giydik, öyle çıktık, öyle de yürüyoruz. Bu millete hizmet yolunda yolculuğumuz devam edecek. Birileri kendilerine ayrı bayrak arıyor. Kürt kardeşlerime sesleniyorum; bu oyuna gelmeyin, bu oyunu bozun. Bu ülkede şehit kanlarıyla rengini almış bayrağımız var. Hilaliyle bağımsızlığımızı tamamlayan bayrağımız var. Bize bu yetmez mi? Bu birliğimizdir, beraberliğimizdir. İşte tek vatan. Bu vatanımızı kimse bölemez. Böldürtmeyiz. Karşılarında bizi bulurlar. Devlet olarak, ordumuzla tüm güvenlik güçlerimizle bunların karşısında oluruz. Devletin içinde devlet olmaz. Çıkmış bir paralel. Kararı aldık MGK’da. Legal görünüm altındaki illegal terör örgütlerine, ki bunlardan biri paralel devlet yapılanmasıdır, bunlarla ilgili kararımızı çıkardık. Gerekli ne varsa kurullarımız yapıyor” diye konuştu.

    SANDIKLARI PATLATIN
    Konuşmasının sonunda tüm vatandaşları oy vermeye ve sandıkları patlatmaya çağıran Erdoğan şunları söyledi: “Artık haftalar, günler kaldı. 17 Haziran’da muhakkak demokratik hakkınızı kullanın. İhmal yok. Sandıkları patlatmanız lazım. Nerede eş dost ahbap varsa hepsini arayın, konuşun, dertleşin ve demokrasi mücadelesini inşallah 7 Haziran’da taçlandırın.”

    5 BAKAN EŞLİK ETTİ
    Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, Adalet Bakanı Kenan İpek, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç da toplu açılış törenine katıldı.

    ‘ONLAR KONUŞTU SEN YAPTIN’ PANKARTI
    Miting alanına ‘Onlar konuştu sen yaptın’ ile ‘Rize sana minnettar’ yazılı iki dev pankart ile ‘Yeni Türkiye yolunda ikinci yarı başlıyor’, ‘Haydi Rize Başkanına sahip çık’ pankartları asıldı. Alanda ayrıca Erdoğan’ın vefat eden annesi Tenzile Erdoğan’la çekilen fotoğrafının yer aldığı ‘Rahat uyu Tenzile ana yiğidin bize emanet’ pankartı dikkat çekti.

    MADENCİLER ÇİÇEK VERDİ
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan alana girdiği sırada anons görevlisinden aldığı bilgileri kağıda yazarak not aldı, yanına gelen küçük bir kız çocuğunu öptü. Erdoğan’ın protokolde oturduğu sırada yanına gelen Çayeli Bakır İşletmeleri’nde (ÇBİ) çalışan özel kıyafetli iki madenci Erdoğan’a çiçek verdi, hatıra fotoğrafı çektirdi. Miting alanında fenalaşanlara sağlık görevlileri müdahale etti. Erdoğan, konuşmasın ardından İşitme Engelliler Okulu yaptıran Halaç ailesine vazo hediye etti, ardından bakanlarla birlikte kurdela keserek 26 eserin toplu açılışını yaptı.

    ALANDAN AYRILIRKEN İZDİHAM YAŞANDI
    Erdoğan alandan ayrıldığı sırada vatandaşlar otobüsün önüne doğru çıkmaya çalıştı. Bu sırada yaşanan izdihamda bazı vatandaşlar ezilme tehlikesi geçirdi. Erdoğan’ın içerisinde bulunduğu otobüsün önüne ‘Büyük Usta Devlet Başkanı, yüzde 92 oy verduk da daha gelmedun bize. Yolunu gözlüyoruz, Bekliyiruk Büyük köyümüze’ pankartı açıldı.