• Erdoğan: McKinsey’den danışmanlık hizmeti almayacaksınız

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Kızılcahamam'da gerçekleştirilen 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuştu. İsim vermeden McKinsey ile ilgili eleştirilere yanıt veren Erdoğan, "Elbette her türlü yatırıma, her türlü desteğe, her türlü katkıya açığız. Yeter ki bunun bedelini bize, egemenliğimize ve geleceğimize göz dikerek ödetmeye çalışmasınlar. Ülkemizi kendi reçetelerimizle, kendi çözümlerimizle, kendi programlarımızla hedeflerimize ulaştıracağız. Bakan arkadaşların tamamına söyledim. 'Bu kuruluştan fikri danışmanlık hizmeti almayacaksınız. Biz bize yeteriz' dedim " diye konuştu.

    06 Ekim 2018 - 12:13
    Erdoğan: McKinsey’den danışmanlık hizmeti almayacaksınız

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam’da gerçekleştirilen 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na katıldı.
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan burada yaptığı konuşmada Maliyet ve Dönüşüm Ofisi’nin kuruluşunda danışmanlık alınan McKinsey firmasına ilişkin kamuoyunda yapılan tartışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Erdoğan McKinsey’den fikir olarak danışmanlık hizmeti alınmaması için bakanlara talimat verdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı, “Bakan arkadaşların tamamına söyledim. ‘Bu kuruluştan fikri danışmanlık hizmeti almayacaksınız. Biz bize yeteriz’ dedim ” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı McKinsey açıklamalarına şöyle devam etti:

    Ülkemizi kendi reçetelerimizle, kendi çözümlerimizle hedeflerimize ulaştıracağız. Her türlü yatırıma, desteğe açığız. Yeter ki bunun bedelini bize, egemenliğimize ve geleceğimize göz dikerek ödetmeye çalışmasınlar. İşte o zaman külahları değişiriz.

    Son günlerde finansal danışmanlık şirketi alınan bir şirket üzerinden yapılan tartışmalar ülkemizi aynı cendereye sokma gayretidir. Hiç kimse Türkiye’yi yeniden uluslararası kuruluşların boyunduruğu altına sokamaz. Ana muhalefetin başındaki zat şunu iyi bilsin, bayrağımızın dalgalanması, ezanımızın susmaması konusunda ne kadar kararlıysak bu konuda da o kadar kararlıyız.

    Biz geldiğimizde, IMF’e olan borcumuz 23 milyar dolardı. 2013’te bunu sıfırladık. Biz yeniden bu tırmanışı inşallah devam ettireceğiz. Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlığın olmayacağını çok iyi biliyoruz. Kendi ayakları üzerindeki Türkiye’ye kimse yeniden diz çöktüremeyecektir.

    Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

    AK Parti ülkemizde 81 milyon, ülkemiz dışında da yüzlerce milyon kardeşimizi kucaklayan bir erdemler hareketedir. AK Parti hizmetkarlığına talip olduğumuz bu büyük milletin kendi partisidir ve böyle kalmaya da devam edecektir. İlk günden itibaren bu davaya emek vermiş herkes için AK Parti öz evladı gibidir. Bayrağı hep gençlere, yeni nesillere devretmenin çabası içerisindeyiz.

    Buradan gençlerimize özellikle seslenmek istiyorum. Sizlerden kendinizi AK Parti’nin ve onunla birlikte ülkemizin geleceğine en iyi şekilde hazırlamanızı istiyorum. Emanet kelimesi emin kökünden gelir. Emin demek güvenilir, korku ve endişe duyulmayan demektir. Bizim gençlerimizin her birinin emin sıfatıyla kendilerini yetiştirerek emanete sahip çıkacaklarına inanıyorum.

    Gençlerimizin iktisattan hukuka, sanattan sağlığa kadar her alanda en iyiler arasına girmesi gerekmektedir. Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuuruyla ülkemize ve davamıza sahip çıkmaya hazır mıyız?

    16 Nisan halk oylaması ve 24 Haziran seçimleri milletimizle aramızdaki güçlü ilişkiyi bir kez daha gösterdi. Görüldüğü gibi AK Parti, geçtiğimiz 4 yılda yaklaşık 19 ile 26 milyon arasında oy almıştır. AB üyesi ülkelerin birçoğunun nüfusundan büyük olan bu sayılar çok ciddidir. Milletimize layık olmak için daha çok çalışmalıyız. Bizim milletimize sadece vefa değil aynı zamanda can borcumuz da var. Bunun için sadece partimize oy verenlere değil milletimizin tamamına en iyi hizmeti sunmak boynumuzun borcudur.

    “SORUMLULUKTAN KAÇMAYA ÇALIŞMIYORUZ”

    Türkiye tarihinin en büyük ekonomik saldırılarından birine maruz kalmasına rağmen, 2 aya kalmadan durumu kontrol altına aldık. Bunu söyleyerek asla sorumluluktan kaçmaya çalışmıyoruz. Yaptığımız bir durum tespitidir. Ekonomide sorunlarımız yok tabi ki var. Seçimlerden sonra zaten reformlara başlamıştık. Ancak bu durumla yaşadıklarımız arasında öyle büyük bir oransızlıkvar ki işin içinde başka şeyler arıyoruz. Şu gerçeği aklımızdan çıkarmamalıyız. Her kriz beraberinde fırsatları da getirir. Devlet yönetimi olarak bu krizin üstesinden gelebilmek için çalışıyoruz. Bizler göreve geldiğimizde ülkenin durumu ekonomik olarak neydi? O krizden aldığımız Türkiye’yi nereye getirdiğimizi unutmayın. Biz bu işin nedenini de tedavilerini de biliyoruz. O yüzden kısa süre içerisinde toparladık.

    Özel sektörümüz bu krizi fırsata çevirebilir. Yeniden toparlanma ve yükseliş dönemine girdiğimizi görüyorum. Bazıları işi fırsatçılığa çeviriyor. Döviz kuruyla alakası olmayan sektörlerde anlamsız fiyat artışları yapıldığı haberini alıyoruz. Bunun adı fırsatçılıkdır. Milletimizi fırsatçılara teslim etmeyeceğiz bunu böyle bilsinler. Bunlarla mücadele edeceğiz ve gereken yaptırımları yapacağız. Bizim ekonomi reçetimizde üretim vardır, tasarım vardır.

    MCKİNSEY YANITI: HER TÜRLÜ DESTEĞE AÇIĞIZ

    Ülkemizi kendi reçetelerimizle, kendi çözümlerimizle hedeflerimize ulaştıracağız. Her türlü yatırıma, desteğe açığız. Yeter ki bunun bedelini bize, egemenliğimize ve geleceğimize göz dikerek ödetmeye çalışmasınlar. İşte o zaman külahları değişiriz.

    Son günlerde finansal danışmanlık şirketi alınan bir şirket üzerinden yapılan tartışmalar ülkemizi aynı cendereye sokma gayretidir. Hiç kimse Türkiye’yi yeniden uluslararası kuruluşların boyunduruğu altına sokamaz. Ana muhalefetin başındaki zat şunu iyi bilsin, bayrağımızın dalgalanması, ezanımızın susmaması konusunda ne kadar kararlıysak bu konuda da o kadar kararlıyız.

    Biz geldiğimizde, IMF’e olan borcumuz 23 milyar dolardı. 2013’te bunu sıfırladık. Biz yeniden bu tırmanışı inşallah devam ettireceğiz. Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlığın olmayacağını çok iyi biliyoruz. Kendi ayakları üzerindeki Türkiye’ye kimse yeniden diz çöktüremeyecektir.

    8 şehidimiz oldu. Ben 8 şehidimize şahsım milletim adın Allah’tan rahmet diliyorum. Bu topraklar şehit kanlarıyla yoğrulmuştur. Biz buralara onlar sayesinde geldik. Tüm ailelerine, milletimize başımız sağolsun diyoruz. Bir ölür bin diriliriz. 8 şehidimiz mi var, o teröristler bilsinler ki bunu en az 800’le ödeyecekler. Şu anda zaten Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te kaçacak delik arıyorlar. O deliklerde bunları bitireceğiz. Kandil’de bitireceğiz, Sincar’da bitireceğiz. Bu milletin huzurunu, refahını yok etmeye bunların gücü yetmeyecektir.

    “TÜRKİYE’DE KRİZ YOK”

    Türkiye bir defa kriz yok. Türkiye’de ekonomiyle alakalı bir manipülasyon var. Bununla bir fatura kesmeye çalışıyorlar, sen de bu faturanın aktörleri arasında yerini alıyorsun. Güya ziyaret ettiğimiz ülkelere para vermeleri için yalvarıyormuşuz. Ya ne kadar zavallısın? Biz bu ülkelerden özellikle ülkemize yatırımcı çekmeye çalışıyoruz. Biz kimseden para istemedik, istemiyoruz. Bu işlerin usulü, yöntemi, kuralları bellidir. Biz gittiğimiz her yerde ülkemizin potansiyelini anlatıyoruz. Muhattaplarımıza ülkemize yatırım davetinde bulunuyoruz. Ülkemize yatırımcı davet etmek şahsımın en başta gelen görevi değil mi? Kendilerinin sosyal sigortalar kurumunu nasıl batırdığını benim milletim çok iyi biliyor. Hastanelerde ilaç bulunamayan dönemi çok iyi biliyor milletim. Sen busun ya.

    “BUNU SÖYLEMEK İŞ BİLMEZLİKTİR”

    IMF’i söyledim. 2013’te biz borcu sıfırladık ve Türkiye’yi bu sıkıntıdan kurtardık. Son yaşanan hadiseler Türkiye’yi belki bir parça sarsmıştır ama asla yıkamamıştır. Çünkü bugünkü Türkiye ne 94’ün ne de 2001’in Türkiye’sidir. Turizmde tarihimizin en başarılı sezonunu geride bırakıyoruz. 40 milyon turisti ağırlıyoruz. Daha da artacak. Uluslararası yatırımcıların ilgisi, tüm fırıldaklara rağmen devam ediyor. Çok önemli temaslar var. Yakında bu müjdeleri inşallah paylaşacağız. Milletimiz geleceğine umutla bakıyor. Yaşananların geçici bir türbülans olduğunu çok iyi biliyor ve iktidarına güveniyor. Böylesine dönemlerde ülkelerin paradan çok morale ihtiyaca vardır. Böyle bir dönemde Türkiye’nin ABD’ye teslim olduğunu söylemek iş bilmezlik değilse ihanettir.

    TÜRKİYE’Yİ DEDİKODULARA BAKARAK YÖNETSEYDİK…

    17 yıldır dedikodulara bakarak yönetecek olsaydık bu ülkeyi bir milim ileri götüremezdik. Türkiye düşmanlarının hepsinin kuyruk acısı var. Son yıllarda tüm terör örgütlerinin başını öyle ezdik ki, ne yapsalar yeridir. Peki, ülkemizin yaşadığı sıkıntılara ateşe benzinle koşar gibi yaklaşan ana muhalefetin başındaki şahsa ne diyeceğiz? Kendisini başbakanlığımız ve cumhurbaşkanlığımız döneminde belki de bin defa rezil ve kepaze ettik. Kendisinden kazandığımız tazminatların tutarını artık hatırlayamıyorum. Haktan, hukuktan öyle habersiz ki eline ne tutuşturulursa, mal bulmuş mağribi gibi grup konuşmasında anlatıyor.

    İnternet ve sosyal medya çağında her türlü yalan bilgi, belge, görüntü oluşturabilirsiniz. Bunların hakikat gibi derdi yok. Bunların yöntemi çamur at izi kalsın yöntemidir. Eline verilen kağıtları, sonunda rezil kepaze olacağını bile bile, çıkıyor kürsüde anlatıyor. SOn grup konuşması böyle yalanlarla doludur. Öyle şeyler söylüyor ki, cevap vermemeyi partime ve milletime hakaret olarak gördüğüm için topa girmek zorunda kalıyorum. Bazıları muhattap almayın diyor. Bir değil, iki değil, üç değil. Türkiye’de ne kadar terörist, şaibeli tip varsa hepsi bu zat tarafından övülüyor. Bu zatın Ankara’dan İstanbul’a yürüdüğü yürüyüşte koltuğunun altına kimlerin olduğu görülüyor. Teröristlerle birlikte yürüyor. Bu zat son konuşmasında önce Kudüs meselesine girdi. Sonra hızını alamayıp, Erdoğan BM’de gitti Filistin’le ilgili tek kelime etmedi diyor. Buna benim milletim inanmaz hele hele Filistinli hiç inanmaz. Orada Türk bayraklarıyla Filistinli’nin nasıl dolaştığını biliyoruz. Bu zatın adamlarının da benim Filistinli kardeşlerimin düşmanlarıyla nasıl olduğunu da biliyorlar. Etrafında ona bunları anlatacak bir Allah’ın kulu yok mu ya? Demek ki yok. Biz o konuşmamızda Kudüs’ü de anlattık, Filistinli kardeşlerimizi de anlattık.

    Sen önce kendine bir çeki düzen var. Kendine gel. BM Genel Kurulu’nda Amerika 7 oy aldı biz 127 oy almak suretiyle Kudüs’ü bu noktaya taşıdık. Senin en ufak bir emeğin var mı bu işin içerisinde. Bunlar Filistin’in acısını hissettikleri için değil bunun üzerinden bize vurabileceklerini düşündükleri için bunu konuşmaktadır. Onda da çuvalladılar. Biz Filistin’le beraber yoğrulduk, beraber yoğrulmaya da devam ediyoruz. Filistin deyince akla AK Parti gelir, Gazze deyince akla AK Parti gelir. Şayet Müslümanlara güveni yoksa, gitsin diğer azınlıklara sorsun.

    YORUMLAR