• Başbakan Davutoğlu grup toplantısında aile paketini anlattı

    13 Ocak 2015 - 10:43
    Başbakan Davutoğlu grup toplantısında aile paketini anlattı

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin grup toplantısında geçtiğimiz hafta açıkladığı Aile Paketi ile ilgili konuştu.

    İşte Davutoğlu’nun açıklamasından satırbaşları:

    Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu, YÖK, Genelkurmay, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, üniversitelerimizin bir masa etrafında oluştuğu bu kurul 1983’te kuruldu. 19 toplantı gerçekleştirdik 12 yılda. 12 Eylül dönemi 28 Şubat dönemi insanların kıyafetleriyle uğraşırken, 19 yılda sadece 9 kez toplanabilmişti. Salı günü aldığımız kararla 6 ayda bir toplanacak. İşte aradaki zihniyet farkı bu.

    Zeliha Koçak’ı YÖK üyeliğine Bakanlar Kurulu kontenjanından atadık. Bu atama yeni Türkiye’nin sembolik bir anlamını da ortaya koydu. Biz insanların kıyafetleriyle değil, beyinlerindeki bilim anlayışıyla üniversitelerimizi ihya etme düşüncesindeyiz. Zeliha hanım, yaptığı bilimsel çalışmalarla YÖK üyeliğine atanma konusunda gerçek bir ehliyet sahibidir. Başı örtülü başı açık bütün kadınlar yanyana yeni Türkiye için çalışacaklar.

    Milli muharip uçak savaş uçağıyla ilgili olarak bir proje olarak alınan karar çerçevesinde, savaş uçağı projemizin milli savaş uçağı projemizin tasarım aşamasına geçilmiş bulunuyor. Yine uydu fırlatma sistemi, bu projenin ivme katılması konusunda prensip kararı aldık. Milli piyade tüfeğinde de seri üretime geçiyoruz. Türkiye’nin de ortağı olduğu F35’ten, önümüzdeki yıllarda toplam 100, dört savaş uçağı daha sipariş etme kararı aldık. Artık savunma sanayi millidir, milli olacaktır.

    Gerçek cumhuriyetçilik ancak ve ancak Türkiye’nin kendi milli sanayisini kurmakla mümkün olur. Bahçeli yine iddialarda bulundu. Kendi başbakan yardımcılığı döneminde, Türkiye bırakın kendi tankını uçağını, başka ülkelerin envanterinden çıkan silahların peşindeydi, tank modernizasyonu için İsrail’e muhtaçtı. Şimdi hiçbir namerdin önünde boyun eğmeyecek bir Türkiye var.

    Mazlumlara dönük olarak… Benim alnımdan öpen ki, Arap dünyasında bu minnet göstergesidir, o küçük yavrucuk Rua.

    2005’te Hama’da doğdu. Annesi hava saldırısında gözünün önünde hayatını kaybetti. Babaannesi ve yaşlı bir hanım üç kardeşiyle Türkiye’ye sığındı. Malatya’da şimdi mülteci kampında yaşıyor. Şimdi Rua’nın bu hikayesini bilen için Türkiye’nin Suriye politikasını eleştirebilmek mümkün mü? Evet biz yetimlere öksüzlere mazlumlara sahip çıktık.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AFAD tarafından misafir edilen çocukları kabul etmiş, Rua El Yusef Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da alnından öpmüştü.

    Suruç’ta, yeni doğan bebeklere verilen AFAD ismi oldu. Çünkü Türkiye’ye girdiklerinde AFAD’ı gördüler. Türkiye’ye ilk geldiklerinde yazıyı gördüler ve orada esenlik buldular. Ben tekrar bu gayretleri gösteren AFAD yetkililerine teşekkür ediyorum.

    2002’de yurtdışındaki temsilcilerinin sayısı 163’tü, şimdi 228. Yani yüzde 40-50 civarında arttı. Sadece temsilcilik sayısı olarak artmadı. Dün Almanya’da her bir başkonsolosluğumuzu yeniden tanzim ettik. Yeni binalar aldık. Her binanın iftihar edilecek bir bina olması gerektiğini düşünerek yaptık. En fazla temsil edilen altıncı büyük ülkeyiz. Bu anlamda dünyanın her yerinde bayrak dalgalandıran altıncı büyük ülke olarak, 2023 hedeflerini çok önceden gerçekleştirmiş olduk. Verdiğim talimat açıktı, arkanızda çok köklü bir millet olduğunu unutmayın. Bize artık mazeret ve zaman kaybı söz konusu değildir. 24 saat yetişmiyorsa 25’nci saati bulacaksınız. Ama tek bir dakikayı dahi kaybetmeye izin vermeyiz. Nerede olursa olsun mutlaka aktif olacaksınız. Kim ne diyecek diye beklemeden Türkiye ne diyor diye dünyaya haykıracaksın. Biz takip eden bir ülke değiliz.

    ÇALIŞAN KADINLAR İÇİN DEVRİM MAHİYETİNDE REFORM
    Uyuşturucuyla mücadele, bedelli askerlikle ilgili, iç güvenlikle ilgili, öğretmen atamalarla ilgili kasım aralık ayında çok önemli açıklamalarda bulunmuştuk. Geçtiğimiz hafta ailenin ev dinamik nüfusun korunması başlığı altında, aile ve çalışan kadınlar için devrim mahiyetinde reforma imza attık. Büyük ülkeler nüfusunu büyük bir kaynak olarak görürler. Eğer bir ülkenin uzun dönemli gelişme trendini anlamak isterseniz nüfusuna bakabilirsiniz.

    GENÇ NÜFUSUMUZ ARTSIN
    Petrol bitebilir, kaynaklar tükenebilir, tükenmeyen tek kaynak var o da insan kaynağı. 2013 yılında 65 yaşı 10,3’e, 2050’de yüzde 20’ye çıkacak. Burada yapılacak iki yol var. Eski Türkiye’de olduğu gibi aman nüfusun artmasını durduralım, az nüfusla mümkün olduğu kadar orta gelişmişlikte kalalım. Okullar olmasaydı ne güzel idare ederdim diye ifadeyi, 80’li 90’lı zihniyet böyle bir zihniyete dayanıyordu. Biz ise tam tersini söylüyoruz. Nüfusumuz artsın. Genç nüfusumuz artsın. Daha çok nüfusla daha büyük milli gelir üzerinden milli geliri artıralım. Bu anlamda çalışan kadınları, annelik ve kariyer aşkı arasında tercih yapmak zorunda bırakmayan insani bir reform planladık. Dünyaya örnek olacak bir reformu gerçekleştirdik.

    Sosyal hizmet görevlisi, GPS ile takip edilecek şekilde bu 500 aile ile ilgilenecek. Türkiye’nin resmini çıkaracak. Eğer bu hizmetler istismar ediliyorsa bunu denetleyecek. 7 bin yeni kadro ihsas ediyoruz. Çalışan kadınlarımızla ilgili çok ciddi düzenlemeler yaptık. Yarı zamanlı çalışma anlayışıyla, ilk çocuk için iki, ikinci çocuk için dört ay, üçüncü çocuk için altı ay yarı zamanlı olarak çalışacaklar. Aradaki fark devlet tarafından karşılanacak. Biz bu paketi açıkladığımızda, eleştirmeye hazır bekleyen çevreler, bu kadın istihdamını azaltmaz mı dediğinde, bu programı okumamış oldu. kadınlarımız, üç çocukta altı aya kadar olan bir süre, yarı zamanlı çalışıp tam ücret alacaklar. Kadınlarımız bu şekilde 16 haftalık izin sonrasında, kariyerimi mi seçsem annelik mi yapsam diye bir seçim yapmayacaklar.

    Nasıl ki erkekler askerlikte, askerlik döneminde, kademe ilerlemesinde değerlendiriyorsa annelerimiz de değerlendirecek. Annelikte vatan görevi gibi kutsal bir görevdir. Yine devrim mahiyetinde bir adımla çeyiz hesabı. Anne ve baba çocuk evlilik çağına gelinceye kadar biriktirdikleri miktar ne ise devlet yüzde 15 katkıda bulunacak. Çünkü aşkın ve muhabbetin ne zaman geleceği belli olmaz, geldi mi insanı çarpar. O anda anne ve babanın sıkıntıda kalmaması için, yüzde 15 katkıda bulunacağız.