Oktan Erdikmen

Oktan Erdikmen

Yazarın Diğer Yazıları

Almanya’daki Türkler, tehlikede mi?

Almanya’da ırkçılar, bir gün Türklere ait evleri, iş yerlerini basıp içeride kim var, kim yok öldürürler mi?

“Yok artık, o kadar da değil” dediniz değil mi?

1920’lerde Almanya sokaklarında karşılaştığınız bir Yahudi’ye, 10 sene sonra bunların olup olmayacağını sorsaydınız, muhtemelen aynı cevabı alırdınız.

Çünkü o yıllarda Naziler, oy oranları yüzde 2-3 arasında değişen ve kimse tarafından ciddiye alınmayan marjinal bir grup olarak görülüyordu.

Yahudilerse toplumun en önemli unsurlarından birini oluşturuyordu. 1933’e kadar Nobel kazanan 37 Almanın 11’i Yahudiydi. Bilimde, sanatta, ekonomide, Yahudilerin katkı koymadığı bir Almanya’yı kimse düşünemezdi.

Önce boykotlar başladı. Sonra SA çeteleri dükkanların önünde beklediler. Yahudileri restoranlara ve tiyatrolara almamaya başladılar.

Bütün bunlara rağmen, insanların çoğu Almanya’dan kaçmadı. Kendilerine bir süre kötü davranılacağını ama her şeyin düzeleceğini düşünüyorlardı.

Oysa her şey daha da beter oldu.

Bugünlerde Almanya’nın Chemnitz şehrinde yaşanan olayların sebebi, bir Almanın mülteciler tarafından bıçaklanarak öldürülmesi.

Kristal Gece’de binlerce sinagogun ateşe verilmesine, 7 binden fazla dükkanın yağmalanmasına neden olarak gösterilen olay da, ailesi Polonya sınırına sürülüp ölüme terk edilen bir Yahudinin, Almanya’nın Paris Büyükelçiliği’ne gidip, karşısına çıkan ilk kişiyi vurmasıydı.

İnsanlık tarihinin en acı sayfalarından biri olan Kristal Gece’den sonra, Yahudilerin kollarına sarı yıldızlar takıldı, mallarına el konuldu.

Artık kaçmaları mümkün değildi.

Chemnitz’de yaşanan olaylardan, bu çerçevede ciddi endişe duymalıyız.

Şehirde, ırkçı yürüyüşlere katılanların sayısı, demokrasi yanlısı gösteri yapanlardan daha fazla. Faşistler, karşı gösteri yapan solculara saldırıyorlar ve maalesef emniyet içerisinde onlara çok daha sıcak bakan görevliler var.

Gösterilerin nedeni, ekonomik sorunlar da değil. Almanya’da işsizlik oranları, birleşmeden sonraki en düşük durumda. Ekonominin bu sene 300 milyar avro cari fazla vermesi bekleniyor.

Asıl sebep ekonomik olsaydı, ırkçıların sayısının Kuzey Almanya’da Güney Almanya’dan fazla olması gerekirdi. Oysa durum tam tersini gösteriyor. Yabancı düşmanlığı, Bavyera ve Saksonya gibi zengin eyaletlerde daha yüksek.

Chemnitz’de nüfusun sadece yüzde 7’sini oluşturan göçmenler, kimsenin işini elinden almadılar.

Buna rağmen, ırkçılar 83 milyonluk ülkede sayıları 1,5 milyonu ancak bulan mültecilerin Alman kültürünü yok edip, yerine Arap kültürünü getirmesinden endişe ediyorlar.

Peki, Chemnitz’den esmeye başlayan bu rüzgar, tüm Almanya’yı yangın yerine çevirir ve bu ülkede yaşayan yabancılarla birlikte, 3 milyon Türk kökenliyi de ateşe atar mı?

Önce mülteciler, sonra Araplar, sonra Türkler, sonra Yahudiler, sonra solcular diye bir zincir başlar mı?

Bunu konuşmadan önce şu sorulara cevap vermeliyiz:

Biz, bu tehlikelere karşı, ırkçılıkla yeteri kadar mücadele ediyor muyuz? Sokağa çıkıp gösterilere katılıyor muyuz?

Olan biteni çevremizdekilere anlatıyor muyuz? Siyasete girip, karar alma süreçlerinde yer alıyor muyuz?

Yoksa işten gelince televizyonun karşısına kurulup, bir taraftan dizi izleyip, bir taraftan da “Yok artık, o kadar da değil” demekle mi yetiniyoruz?

Yazarın Diğer Yazıları