Oktan Erdikmen

Oktan Erdikmen

Yazarın Diğer Yazıları

Almanya’da neler oluyor?

Almanya, Başbakan Merkel’ın liderliğini yaptığı hristiyan demokrat CDU, onun Bavyera bölgesindeki kardeş partisi CSU ve sosyal demokrat SPD’den oluşan 3 partili bir koalisyon tarafından yönetiliyor.

CDU, Bavyera eyaletinde; CSU ise diğer eyaletlerde seçime girmiyor ve bu iki parti sürekli birlikte hareket ediyorlar.

Daha doğrusu, ediyorlardı.

Son seçimlerde hristiyan demokratların oyu 8 puan düştü. Yeni kurulan göçmen karşıtı ırkçı parti AfD, yüzde 11,5 oy alarak mecliste ana muhalefet konumuna yükseldi.

Anketlerde gerileyen ve Bavyera eyaletinde 14 Ekim’de yapılacak olan seçimlerde, ırkçı partinin gerisinde kalmak istemeyen CSU Genel Başkanı ve Federal İçişleri Bakanı Seehofer da, Almanya’ya yeni mültecilerin gelmelerinin engellenmesine ilişkin bir düzenleme yapılmasını istedi.

Mültecilerin çoğu, ekonomik nedenlerden dolayı en fazla rahat edebilecekleri ülke olarak düşündükleri Almanya’ya gelmek istiyor.

Mevcut anlaşmalara göre, iltica başvurusu yaptıkları ülkede bu işlemlerin sonuçlanmasını beklemeleri gerekmesine rağmen, sınır kontrolü olmadığı için rahatlıkla kaçak olarak Almanya’ya ulaşabiliyorlar.

Bavyera, Avusturya sınırında olması nedeniyle, göçmenlerin ilk olarak ayak bastıkları Alman eyaletlerinden biri.

Seehofer da ısrarla, bu ikinci göçmenlerin, sınır ülkelerine kamplar kurulması ile bekletilmesi ve Almanya’ya gönderilmemesini istiyor. Bu talebi kabul edilmezse, istifa edeceğini bile söyledi.

Ancak bu durum, sadece Almanya hükümetinin değil, Avrupa Birliği’nin göçmen siyasetinin de sonu anlamına gelecekti.

İtalya, Maaristan, Polonya, Avusturya gibi ülkelerin aşırı sağcı hükümetleri, göçmen karşıtı politikalarda ısrar etmesine rağmen, Almanya Başbakanı Merkel, insani nedenlerle bu projeyi yürütmeye çalışıyor.

Hükümetin çökmesi, hem Almanya’nın hem de Avrupa Birliği’nin ciddi bir siyasi krize girmesi anlamına geldiğinden, hükümetin birlikçiler kanadının kendi arasında anlaşmaktan başka çaresi yoktu.

Son durumda, Almanya, Avusturya sınırına mülteciler için kamplar kuracak ve savaş bölgelerinden gelenler, başvuruları sonuçlanana kadar bu kamplarda kalacaklar.

Yasa dışı şekilde diğer AB ülkelerine geçen mülteciler, ilk geldikleri ülkeye geri gönderilecekler.

Yasa dışı geçişlerin önlenebilmesi için, AB ülkeleri kendi sınırlarında yeniden kontrollere başlayacaklar ve bu da Avrupa’nın en temel değerlerinden biri olan kişilerin serbestçe dolaşım hakkını tartışmaya açacak. Aynı zamanda üye ülkelere yeni bir maliyet yükleyecek.

Uzmanlar, bu maliyeti azaltmanın sınırlarda insanların renklerine göre kontrol yapılması ile sağlanabileceğini düşünüyor. Yani, sınır çizgisindeki polisler, Almanlara ve Fransızlara benzeyenlerin geçmesine izin verir, Suriyelilere ve Iraklılara benzeyenleri durdururlarsa maliyet azalabilir. Ancak insan haklarına aykırı bu uygulamanın, AB’de fazla taraftar bulabilmesi çok mümkün görülmüyor.

Avusturya sınırındaki kampların da CSU’nun endişelerini uzun vadede gidermesi mümkün değil. 2018 yılının ilk 5 ayında, Almanya’ya kaçak olarak gelen 18 bin 24 göçmenden sadece 4 bin 935’i Avusturya üzerinden gelmiş.

Ancak önemli olan gerçekler değil, olayların toplumda nasıl kabul gördüğü.

Mültecilerin suç oranı, Almanların suç oranından daha yüksek olmamasına rağmen, basında sürekli mültecilerin işlediği cinayetler gündeme getirildiği için, toplumda olumsuz bir mülteci algısı yerleşti.

Almanlar, böyle giderse yakında Müslümanların ülkelerini ele geçireceğini düşünüyorlar.

Oysa, kitlesel göçlere rağmen, Müslümanlar Almanya nüfusunun sadece yüzde 4,9’unu oluşturuyorlar.

En kalabalık grup ise yüzde 36,2 ile herhangi bir dine inanmayanlar.

Merkel doğru kabul edilen bu klişe algılarla daha ne kadar baş edebilir, CSU ile SPD arasındaki dengeyi daha ne kadar kurabilir bekleyip göreceğiz.

Avrupalılar önce Orta Doğu’daki diktatörlere silah satıyor, sonra savaştan kaçan insanlar kendi kapılarına dayandığında şikayet ediyorlar.

Siyasetçiler bu gerçeği kabul etmedikleri sürece, tüm Avrupa’da mülteci kampları da kursalar, sınırları da kapatsalar, çözüm sağlayabilmeleri pek mümkün değil.

Yazarın Diğer Yazıları