Oktan Erdikmen

Oktan Erdikmen

Yazarın Diğer Yazıları

Almanlar Yeni Havalimanı’nı kıskanıyor mu?

Yerli ve milli yeni havalimanının elektronik işleri Alman Siemens, vinçleri Liebherr, uçak köprüleri Thyssenkrupp tarafından yapıldı. Duty-free mağazalarını Gebr. Heinemann işletecek. DHL, en büyük bölge üssünü kuruyor. THY’nin danışmanı da Münih Havalimanı.

3’ü devlete ait 6 banka tarafından verilen 4,5 milyar avro kredinin finansmanı da yurt dışından sağlandı.

Yani, birtakım beslemelerin sürekli iddia ettiği gibi, Almanların, havalimanı inşaatına karşı oldukları söylemi doğru değil. Aksine, Türkiye’de istikrarlı bir ekonomi isteyen Alman şirketlerinin çoğu, bu havalimanından belki Türk firmalarından daha fazla yararlanacaklar.

Peki Almanlar, İstanbul’da böylesine büyük bir havalimanı inşa edilmesini umursamıyorlar mı?

Havacılık endüstrisi açısından elbette umursuyorlar. Hatta çok ciddiye alıyorlar. Önümüzdeki yıllarda, Almanya’nın artık doğal sınırlarına ulaşan havacılık sektörüne, İstanbul’da ciddi bir alternatif yaratılabilir.

Atatürk Havalimanı, 2007 yılında 23 milyon yolcu taşırken, 2017’de 64 milyon yolcuya ulaşmıştı. Frankfurt ise 54’ten sadece 64,5 milyona çıkabildi.

Almanya’da gece uçuşlarında çevrede yaşayan insanlar rahatsız olmasınlar diye, büyük kısıtlamalar var. Frankfurt’ta 23:00-05:00, Münih’te 22:00-06:00, Londra’da 23:00-07:00 arası uçuşlar çok sınırlı.

Frankfurt ve Münih havalimanlarının çevresi dolu. Tek bir pist bile yapacak yer yok. Almanlar kolay kolay ağaç kestirmiyor. İstanbul’da ise koskoca bir ormanı yok ettiler. Ülkenin yarısının umrunda olmadı. Bu arada havalimanı kuzey ormanlarını mahvettiği için, İstanbul’da zaten oldukça kirli olan hava, daha da feci bir hale gelecek. Bu hem insanların yaşam kalitesini düşürecek, hem de sonraki yıllarda sağlık masraflarını arttıracak.

Yeni havalimanı, Atatürk Havalimanı’nın 3 katı büyüklüğünde bir alana 3,5 yıl içerisinde inşa edildi. Berlin’de bunun sadece yüzde 25’i büyüklükteki bir havalimanı inşaatı ise bir türlü tamamlanamıyor.

Bunda AKP’nin havacılık sektörüne de, inşaat gibi stratejik bir önem atfetmesinin ve tüm imkanları prestij projeleri için seferber etmesinin etkisi büyük.

Dünyanın merkezinde olan İstanbul, coğrafi açıdan da çok avantajlı konumda. Planlanan yatırımlar tamamlanabilirse, Frankfurt, Münih ve Londra Heathrow havalimanlarının yerini alıp, Avrupalı yolcuyu dünyanın geri kalanına taşıyan bir aktarma üssü olabilir.

Ancak şu anda yeni havalimanından kalkan uçak sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Asıl açılışın aralık ayında yapılması planlanıyor.

Peki Türkiye, İstanbul Havalimanı’nı gerçekten de Avrupa havacılık sektörüne alternatif bir aktarma üssüne dönüştürebilir mi?

Doğru adımlar atılırsa evet. Bunun için öncelikle havalimanının tamamlanması ve planlandığı gibi 30 saniyede bir uçak kalkacak kapasiteye ulaşması gerekiyor. Projede ek pist yapılmak üzere ayrılan alanlar da kullanılırsa, 2028 yılında 200 milyon yolcuya hizmet verilebilir.

Ancak Türkiye bir ekonomik kriz içerisinde. Havalimanının kapasitesinin kullanılabilmesi, ekonominin genel gidişatına ve Türk Hava Yolları’nın Avrupa’yı dünyaya bağlayacak aktarma hatlarını çok etkin hale getirmesine bağlı.

Özetle, Almanlar Türkiye’nin havalimanı yapmasını kıskanmıyorlar.

Zaten 1 trilyon 279 milyar avro ihracat yapan ve 244 milyar dış ticaret fazlası veren bir ülkenin, 138 milyar avro ihracat yapan ve 68 milyar dış ticaret açığı olan bir ülkeyi kıskanması çok mümkün görünmüyor.

Almanya, sadece bir yıllık dış ticaret fazlasıyla, İstanbul Yeni Havalimanı’ndan 32 tane inşa edebilir.

Diğer taraftan süreç iyi yönetilir ve  burası gerçekten de Avrupa’nın aktarma üssü haline getirilebilirse, Alman havacılık sektöründeki şirketler bundan oldukça olumsuz etkilenirler.

Ancak bunu başarmak için havalimanı yapmak yetmiyor.

Demokratik değerlerin, insan haklarının ve fikir özgürlüğünün ayaklar altına alınmadığı, bağımsız yargının, mahkemelerin olduğu, kamudaki atamaların liyakata göre yapıldığı, dış politikada bağımsız, kimseden emir ve talimat almayan, tarikatların, cemaatlerin değil, aklın ve bilimin hüküm sürdüğü bir Türkiye kurmak gerekiyor.

Almanlar kıskanırlarsa, işte o Türkiye’yi kıskanırlar.

Yazarın Diğer Yazıları